ANA SAYFA   ÖDEV EKLE   İLETİŞİM   EN YENİLER   DERS SİTESİ   TOP 100   YGS Puan Hesaplama   KIZ OYUNLARI   Şimdi 49 Kişi Ödevde
 
 
          Ödev Ara                    
 
Oyunlar
Allah Kulunu, Mahlukatı Sevmiş De Yaratmış Ne DemektirNasıl Anlamalıyız?
Hit: 100      Tarih: 2011-12-27       Ekleyen: medussa
odevindir »Abdulaziz Muhammed Avadallah
»Açı Kuralları M Kuralı , Z Kuralı , çatı Kuralı ,h Kuralı
»ALLAH
»Allah - Mustafa İslamoğlu
»Allah Kulunu, Mahlukatı Sevmiş De Yaratmış Ne DemektirNasıl Anlamalıyız?
»ALLAH Tealaya Hamdü Sena Rasülüne Salatü Selam Ne Demek
»Allah Tekdir Benzeri Yokdur Açıklaması
»Allah Tektir Eşi Ve Benzeri Yoktur, Açıklaması
»Allah'ın Eşi Ve Benzeri Yoktur Ile Ilgili Yazı
»Allahın Varlığı Ile Ilgili Bilgi
»Apartmanda Uyulması Gereken Kurallar
»Berci Kristin Çöp Masalları - Latife Tekin
»Dünya Ulaşımında önemli Kanallar Ve Boğazlar
»Evdeki Uyulması Gereken Kurallar
»Fikret Mualla, Fikret Mualla Kimdir, Fikret Muallanın Hayatı

Allah Kulunu, Mahlukatı Sevmiş De Yaratmış Ne DemektirNasıl Anlamalıyız?

Allah hem var etmesiye, hem varlıkları devam ettirmesiyle hem de onların varlığının devamı için gerekli olan ihtiyaçlarını yaratmasıyla, her mahlukunu sevdiğini göstermektedir
Allah, şu kainatın ve varlıkların hal dilleriyle, Kendini tanıtmak, sevdirmek, muhabbetini, şefkat ve merhametini göstermek, manevî cemalini, istiklal ve infirad sahibi olduğunu bildirmek istiyor
Kendini tanıtmak istiyor:
“Bir hane ustasız olmaz” gerçeğini bütün akıllar tasdik ederler Hal böyle olunca, bu kinatın sahipsiz, snisiz olduğunu “bozulmamış hiçbir akıl kabul etmez” ve tarih boyunca etmemiştir de Ancak, bu lemin yaratılışını Allahtan bilmeyenler, onu putlara, zamana, tabiata vermişler, ama bu kinat sarayının sahipsiz ve snisiz olduğunu (bir kısım muattıladan -ateistten- başka) kimse iddia etmemiştir
Tezyinatla kendini sevdirmek istiyor:
Cenb-ı Hak bu kinatı, şu anda gördüğümüz mükemmel haliyle değil de, renksiz, şekilsiz, insanın zevklerine hoş gelmeyen bir başka şekilde de yaratabilirdi Güneşi soluk, yıldızları sönük, meyveleri tatsız, çiçekleri kokusuz bir lem de yaratsaydı, yine bu lemin kendi kendine olamayacağını, bir yaratıcısının bulunduğunu insan aklı ve vicdanı tasdik edecekti Allah böyle bir kinatla da kendini insanlara tanıtmış olurdu
Böyle olmamış, güneşi parıl parıl, yıldızları pırıl pırıl, meyveleri tatlı ve kokulu, çiçekleri rengarenk bir lem yaratmış ve insan kalbi bu güzel lemi sevmiştir lemi sevmesi, onu bu lemi yaratanı sevmeye götürmüştür Ve varılan bu son noktadan anlaşılmıştır ki, Allah kendini sevdirmek istiyor Alemlerden Gani olan Allahın kendini bizlere sevdirmesiyle biz kemal bulacağız, Onu sevmekten biz istifade edeceğiz, biz feyizlenecek ve biz terakki edeceğiz
- İhsanat ile ahaliye muhabbetini izhar etmesi,
- İn'am ve ikramlarla şefkat ve merhametini göstermesi:
“Tanıtma ve sevdirme” den sonra, “ihsanat ile muhabbetini”, “in'am ve ikramlarla şefkat ve merhametini” göstermesi gelir
Bunlar birbirine yakın gibi görünmekle birlikte aralarında şöyle bir fark da var: Mesel, Allahın bize el vermesi, ayak vermesi, göz, kulak vermesi Onun birer ihsanıdırlar Güneşiyle bizi aydınlatması, arz küresi üzerinde seyahat ettirmesi, havasıyla ciğerlerimizi temizlemesi de yine Onun bizlere büyük ihsanlarındandır Bunlar inam ve ikramdan daha geniş manalar taşırlar ve daha umumî rahmetleri ders verirler
İnam ve ikram denilince, öncelikle, “rızıklanma” akla gelir Bu kadar çeşitli nimetlerle bizleri her gün beslemesi bize olan şefkat ve merhametini göstermektedir Biz bütün bu rızıklara ve bu nimetlere muhtaç olduğumuz halde onları yapacak bir güce sahip değiliz Bu halimizle Mevlamızın şefkat ve merhametini beklemekteyiz
- Kemalatının eserleriyle manevî cemalini göstermesi:
Bu kinat ve içindeki mahlûkatın mükemmelliği, İlhî isim ve sıfatların kemalini göstermektedir İnsanın sevgi ve minnettarlık yanında bir de takdir ve tahsin özelliği vardır Birincisi insanı şükür ve hamde sevk ederken, ikincisi tesbih ve tekbire götürür “Kemalatının eserleriyle manevî cemalini göstermek istiyor” ifadesi bize bu dersleri vermektedir
- Her şeyin kendisine has olup istiklal ve infirad sahibi olduğunu göstermek istemesi:
Allahı böylece bilen, tanıyan, seven ve eserlerindeki mükemmelliğe hayran olan insanın, Ona ortak koşmaması için, Cenb-ı Hak, bu lemde yarattığı her eser üzerine öyle mühürler vurmuştur ki, “Bütün kinatı yaratamayan, bir tek eseri vücuda getiremez” gerçeğini her akıl anlasın, her vicdan tasdik etsin, her kalp kabul etsin
Bir çiçeği yapmak için bahçeyi, baharı, havayı, suyu, güneşi ve o çiçekte görev alan bütün elementleri yapmak, yaratmak gerekiyor
Allah, insana sayısız nimet ve ihsanlarda bulunmuştur İnsan birbiri içinde külli nimet dairelerine hak etmediği halde kavuşmuştur Mesela Allah insanı yoklukta bırakmayıp, varlık nimetine kavuşturmuştur, bu nimetlerin en büyüğüdür Yine varlık içinde cansız ve camit bırakmayıp, hayat nimetini vermiştir Hayatlılar içinde ruhsuz bırakmayıp ruh nimetini vermiştir Ruhlular içinde şuursuz ve akılsız bırakmayıp, akıl ve şuur nimetini ihsan etmiştir Akıl ve şuurlular içinde insaniyet nimetini bahşetmiştir İnsaniyet içinde hidayet ve iman nimetini vermiştir
Allah, insana aşağıdan yukarı genişleyerek giden nimetler zinciri ihsan etmiştir Bu nimetlerle insanın ufku ve istifade dairesi sürekli genişleyerek ve katlanarak ilerliyor
Birinci ve en temel nimet, vücut ve varlık nimetidir ki, bu nimet diğer bütün nimetlerin aslı ve esası mesabesindedir Nasıl ki, bina bir temel üstünde duruyor ise, bütün nimetler de varlık temeli üstünde duruyor
Varlık nimetini büyütmek ve çoğaltmak için hayatı verdi Hayat nimeti ile insanı alem-i şehadet denilen bütün kainatla irtibat ve alaka peyda ettirdi Nimet sahası bütün kainat oldu Hayat, varlık nimetinden sonra en büyük ve önemli ikinci nimet perdesidir
Bu hayat nimetine insaniyet nimetini ekledi ve insanın istifade alanı maddi ve manevi bütün alemleri kuşattı İnsani vasıfları ile nimet sofrası alabildiğine genişledi İnsaniyet içindeki şuur ve idrak bu nimetlere ayrı bir değer kattı
Bu vücut, hayat, insaniyet nimetlerine İslamiyet nimetini de vererek dairesi ve istifade alanını alemi şehadet ve gaybı içine alarak daha da büyüdü Adeta bütün mahlukat ve yaratılmışlar insanın büyük ve geniş bir sofrası haline dönüşmüştür Sadece mahlukat değil, mahlukat ardında asıl tecelli eden Allahın isim ve sıfatları insanın istifade sahasına İslamiyet ile dahil olmuştur

Bu sayılan bütün nimetler verilmiş ve herkes bunları görmektedir Bu kadar nimetleriyle kendini bize tanıttırmak ve sevdiğini göstermek isteyen bir Zatı elbette tanımalıyız ve sevmeliyiz Ona iman ederek tandığımızı gösterdiğimiz gibi, Ona ibadet ve kulluk ile de sevdiğimizi göstermeliyiz
O Zatı sevdiğimizi göstermenin en güzel, en kısa ve en makbul yolu da, Hz Muahmmed aleyhissalatü vesselamın hayatına uymaktır  
İlişkili Etiketler

»Allah-vahiy-gondermeseydi-ne-gibi-sorunlar-olurdu /
odevindir Ana Sayfam Yap Sık kullanılanlara ekle Allah kulunu, mahlukatı sevmiş de yaratmış ne demektirNasıl anlamalıyız? Paylaş

Odevindir