|
|
||
![]() |
Arkadaşlar Atatürk'le Ilgili Şiirler Lazım Kaynaklı Hit: 110 Tarih: 2011-12-27 Ekleyen: blackprens |
|
»Arkadaş Konusunda Hikayeler »Arkadaş özellikleri Hakında Kompozisyon »Arkadaşım Eşşek Fülüt Notaları »Arkadaşım Eşşek Şarkısı Sunu Klip Çalışması »Arkadaşımla Küstüm Tekrar Nasıl Barışabilirim? »Arkadaşlar Atatürk'le Ilgili Şiirler Lazım Kaynaklı »Arkadaşlık Ile Ilgili Ingilizce Komposizyon »Arkadaşlık Ve Yardımlaşma Ile Ilgili Kompozisyon »Arkadaşlıkla Ilgili Atasözleri Ve öyküsü »Bilgisayarınızda Sildiğiniz Dosyalar Gerçekten Silinmiyor. Arkanızda Iz Bırakmadan Do »Dostluk Ve Arkadaşlık Kompozisyonu »Greeting Card Builder Sayesinde Arkadaşlarınızın, Eşinizini Dostunuzun özel Günlerini »Içerisinde Dayanışma Sevgi Arkadaş Kelimelerin Geçtiği Hikaye »Ingilizce Diyalog, Bir Arkadaşını Yemege Filme Vb. | Arkadaşlar Atatürk'le Ilgili Şiirler Lazım KaynaklıMUSTAFA KEMAL'İ DÜŞÜNÜYORUM Mustafa Kemal'i düşünüyorum; Yeleleri alevden al bir ata binmiş Aşıyor yüce dağları, engin denizleri Altın saçları dalgalanıyor rüzgarda, Işıl ışıl yanıyor mavi gözleri Mustafa Kemal'i düşünüyorum; Yanmış, yıkılmış savaş meydanlarında Destanlar yaratıyorlar cihanın görmediği Arkasından dağ dağ ordular geliyor Her askeri Mustafa Kemal'i gibi Mustafa Kemal'i düşünüyorum; Gelmiş geçmiş kahramanlara bedel Hükmediyor uçsuz bucaksız göklere Al bir ata binmiş yalın kılıç Koşuyor zaferden zafere Mustafa Kemal'i düşünüyorum; Ölmemiş bir kasım sabahı Yine bizimle beraber her yerde Yaşıyor dört köşesinde vatanın, Yaşıyor damar damar yüreklerde Mustafa Kemal'i düşünüyorum; Altın saçları dalgalanıyor rüzgarda; Mavi gözleri ışıl ışıl, görüyorum Uykularıma giriyor her gece Ellerinden öpüyorum Ümit Yaşar Oğuzcan 10 KASIM TÜRKÜSÜ Atatürk! Anıtkabir devrimlerini söyler Bozkır ovalarına, Erciyes'e, Ağrı'ya Ulusun egemen olduğunu Özgür olduğunu Haykıracağım haykıracağım işte Senin sustuğunca! Yolunda yürüyeceğim Atatürk; Ana baba oğul kız Dere tepe bucak köy Yeryüzü yaşamalarımla değil Oralarda, senin gittiğince! Atatürk, taşıyacağım Çanakkale'de, Sakarya'da, Çankaya'da, al al Senin taşıdığını; Yurdun gök ülküsü Dalgalanırken Senin bayrağını yücelteceğim Senin çıktığınca Fazıl Hüsnü Dağlarca MUSTAFA KEMALİN KAĞNISI Yediyordu Elif kağnısını Kara geceden geceden Sanki elif elif uzuyordu, inceliyordu Uzak cephelerin acısıydı gıcırtılar İnliyordu dağın ardı, yasla Her bir heceden Mustafa Kemal'in kağnısı derdi kağnısına Mermi taşırdı öteye, dağ taş aşardı Çabuk giderdi, çok götürürdü Elifçik Nam salmıştı asker içinde Bu kez yine herkesten evvel almıştı yükünü Doğrulmuştu yola önceden önceden Öküzleriyle kardeş gibiydi Elif Yemezdi, içmezdi, yemeden içmeden onlar Kocabaş, çok ihtiyardı, çok zayıftı Mahzundu bütün bütün Sarıkız, yanı sıra Gecenin ulu ağırlığına karşı Hafiftiler, inceden inceden iriydi Elif kuvvetliydi kağnı başında Elma elmaydı yanakları, üzüm üzümdü gözleri Kınalı ellerinden rüzgar geçerdi daim; Toprak gülümserdi çarıklı ayaklarına Alın yeşilini kapmıştı, geçirmişti Niceden niceden Durdu birdenbire, Kocabaş, ova bayır durdu Nazar mı değdi göklerden, ne? Dah etti, yok Dahha dedi, gitmez Ta gerilerden başka kağnılar yetişti geçti gacur gucur Nasıl durur Mustafa Kemal'in kağnısı Kahroldu Elifçik, düşünceden düşünceden Aman Kocabaş, ayağını öpeyim Kocabaş Süs beni, öldür beni, koma yollarda beni Geçer, götürür ana, çocuk, mermisini askerciğin Koma yollarda beni, kulun köpeğin olayım Bak hele üzerimden ses seda uzaklaşır Düşerim gerilere iyceden iyceden Kocabaş yığıldı çamura Büyüdü gözleri büyüdü, yürek kadar Örtüldü gözleri örtüldü hep Kalır mı Mustafa Kemal'in kağnısı bacım Kocabaş'ın yerine koştu kendini Elifçik Yürüdü düşman üstüne yüceden yüceden Fazıl Hüsnü Dağlarca MUSTAFA KEMALİN KARTALI Masaldı dağlar, taşlar gerçekten masaldı ha Geçiyordu Mustafa Kemal Çamlıbel'den Yabanın kurdu kuşu seyrine inmiştiler Kara pençelerle, ak gagalarla Susmuştu yeryüzü efsaneler içinde Masaldı dağlar, taşlar gerçekten masaldı ha Ona iyce yaklaşan kocaman bir kartaldı ha Bakır kızıllığındaydı tüyleri, kor alevindeydi gözleri Kondu ilk kayaya, düşen bir rüzgar parçası gibi Sevgiyle bakıştılar Tanış çıktılar sanki kainatlar üstünde Ona iyce yaklaşan kocaman bir kartaldı ha Kartal uçup gidince ortalık boşaldı ha Kayboldu mucizesi havaların Neydi, nasıl bir parıltıydı, bilemedi kimseler Kimin aşkıydı, inmişti semalardan toprağa, paşam? Kalmadı sonsuzluk, haşmet, gurur Kartal uçup gidince ortalık boşaldı ha Aman aman bu kartal vallahi bir faldı ha Vatan göklerinden vatana söyler: Kocaman zafer bayraklarının geleceğini Kocaman günlerin ucunda Anladı Mustafa Kemal, kimseye söylemedi Aman aman bu kartal vallahi bir faldı ha Mustafa Kemal'i de Mustafa Kemal'di ha Unutmadı kartalı hiç Gün doğarken kızaran yamaçlarda aradı Bekledi kanat seslerini fırtınalardan Kartal değilse de kartal vefalıydı Mustafa Kemal'i de Mustafa Kemal'di ha Artık bütün mevsim yapraksız bir daldı ha Yoktu Mustafa Kemal'in umduğu Gelmiyordu kartalı geriye şahikalardan Üç yıldır gelmiyordu Konmuyordu büyük habercisi zaferin Artık bütün mevsim yapraksız bir daldı ha Kanatları amma da al aldı ha Hangi şehitler seslenmiş belli değil Bir 30 Ağustos günü göründü Mustafa Kemal'in kartalı Koca kanatlarını çırptı boşluğa Sallandı gök Kanatları amma da al aldı ha Fazıl Hüsnü Dağlarca MUSTAFA KEMALLER TÜKENMEZ Tükenir elbet Gökte yıldızlar denizde kum tükenir Bu vatan bu topraklar cömert Kutsal bir ateşim ki ben sönmez İnanın Mustafa Kemaller tükenmez Ben de etten kemiktendim elbet Ben de bir gün göçecektim elbet İki Mustafa Kemal var iyi bilin Ben işte o ikincisi sonsuzlukta Ruh gibi bir şey görünmez İnanın Mustafa Kemaller tükenmez Hep kardeşliğe bolluğa giden yolda Bilimin yapıcılığın aydınlığında Güzel düşünceler soyut fikirlerde ben Evrensel yepyeni buluşlarda Geriliği kovmuşum ben dönmez İnanın Mustafa Kemaller tükenmez Başın mı dertte beni hatırla Duy beni en sıkıldığın an Baştan sona her şeyiyle bu vatan Sakın ağlamasın kasımlarda Fatihler, Kanuniler ölmez İnanın Mustafa Kemaller tükenmez Halim Yağcıoğlu ATAMA AĞIT I Sırma sarısı yay saçlarına Gözüne rengini koy denizlerin Düşün dudakların en incesini Yüzüne tuncunu ver benizlerin Onda yürüyüşün en yiğitçesi Onda bükülmezi vardır dizlerin Gezerdi ülkede bir hızır gibi Em olup derdine çaresizlerin II Durgun bir denizi andırır dışı İçi hiç sönmeyen bir yanardağı Sesinde ıslığı eser kuvvetin Sözünde şahlanır hakkın bayrağı Gökle güneş gibi buluştu onda Sezinin sağlamı duyunun sağı Yıkarak kökünden Osmanlılığı O gömdü tarihe bir ortaçağı III Ürperir ovalar avazesine Dağlar dümdüz olur işaretiyle Devrilir hıncına çarpan ordular Kaleler dayanmaz yelpazesine Fikrin güzelliğin aşkın her şeyin Bağlıydı daima en tazesine Yaşadı başı dik, dünyaya karşı Getirdi dünyayı cenazesine IV Onsuz kaldığını bilse tabiat Bağlar üzüm vermez bahçeler kurur Okşar saçlarını ezelin eli Yüzüne ebedin ışığı vurur Övünür insanlık eserleriyle Yurt onun sevgisi üstünde durur Adıdır kurduğu devlete temel Ünü kurtardığı millete gurur V Fani varlığını kaybetti ama Damgası yurdumun burçlarındadır Engin ufuklara uzanmış kolu Hızı şimşeklerin uçlarındadır Kadının erkeğin hafızasında Gencin ihtiyarın düşlerindedir Yayla yellerinde eser gölgesi Sesi bahçemizin kuşlarındadır VI Ben mi yazacaktım göçüm gününü Dökerek ardından böyle gözyaşı Ben ki ona büyük gezilerinde Oldum bir küçük yol arkadaşı En son durağına varmadan ömrün Kapadı yolunu bir mezar taşı Büyük kurucusu Cumhuriyetin Hürriyet aşıkı milletin başı Kemalettin Kamu MUSTAFA KEMAL - Dağ başını efkr almış Gümüş dere durmaz ağlar - Gözyaşından kana kesmiş gözlerim; Ben ağlarım Çayır ağlar, çimen ağlar Ağlar-ağlar: Cihan ağlar Mızıkalar iniler: Irlam-ırlam dövülür Altmış üç ilimiz: Altmış üç yetim Yıllar gelir-geçer: Kuşlar gelir-geçer Her geçen seni bizden parça-parça götürür Mustafa'm! Mustafa Kemal'im! Diz dövdüm: Gözlerimin şavkı gitti Sakarya'nın suyuna Sakarya'nın suları namım söyleşir Hemşehrim Sakarya! Öksüz Sakarya! Ankara'dan uçan kuşlar - "Kemal'im" der, günler-günü çağrışır Kahrolur Bulutlara karışır Gök bulut, yaşmak bulut Uca dağlar, dev-boyunlu morca dağlar Divan durmuş bekleşir Mustafa'm! Mustafa Kemal'im! Nasıl böyle varıp geldinHoş geldin! Çıngı kaymış, yalazlanmış gözlerin Şol yüzünde güneş-südü sıcaklık Ellerinden öperim Mustafa Kemal Senin dalın yağrağın, biz senin fidanların Biz, bunları yapmadık Sen elbette bilirsin, bilirsin Mustafa Kemal: Elsiz-ayaksız bir yeşil yılan Yaptıklarını yıkıyorlar Mustafa Kemal! Hani bir vakitler Kubilay'ı kestiler Çün buyurdun! Kesenleri astılar Sen uyudun Asılanlar dirildi Mustafa'm! Mustafa Kemal'im! Karalar kuşanmış Karadeniz akmam diyor Dokunmayın! Ağlamaktan bıkmam diyor Bu gece kıyamet gecesi Bu vapur Bandırma vapuru Yattığı yer nur olsun Mustafa Kemal Ben ölümden korkmam diyor Korkmam diyen dilleri: Toz oldu-toprak oldu Değirmen döndü dolandı: On yıl oldu Bir kusur işledik, bağışlar mı kimbilir; O bize öğretmedi kazan kaldırmasını Günahı-vebali öğretenin boynuna Erdirip-olduran'a ana-avrat sövmesini Yüreğim kırıldı, kanım kurudu Var git Karadeniz! Var git başımdan Mızıka çalındı: Düğün mü sandın Bir yol koyup gideni gelir mi sandın? Mustafa'm! Mustafa Kemal'im! Ankara'nın taşına bak! Tut ki baktım: Uzar gider efkrım: Çayır ağlar, çimen ağlar, ben ağlarım Gözlerimin yaşına bak! Ankara Kalesi'nde, Rasat-Tepe'de Bir akça-şahan, gezer dolanır: Yaşın-yaşın mezarını aranır Şu dünyanın işine bak! - Mustafa'm! Mustafa Kemal'im! Attila İlhan RESİM Her gün Enginlerden engin Yücelerden yüce Bir duygu sarar bizi Bu sınıfa girince Yanda, bir uçtan bir uca Mavi deniz Odanın içinde güneşleri bulunca Isınırız Enginlerin engini deniz olsa Deniz ufak! Yücelerin yücesi güneş olsa Güneş küçük! İlk günü gördük, nerden geldi: Duvardaydı Denizleri, güneşleri Küçülten büyüklük Kürsünün üstünde bir resim: Gözleri denizlerden mavi Bakışları güneşlerden sıcak Dört mevsim Kürsünün üstünde: Atatürk'üm, arkasında al bayrak Kolları kavuşturmuş göğsünde Bu resimle başlar bizim günümüz Karşımızda Atatürk'ü gördükçe Kıvançla dolar, taşar gönlümüz Öğretmenimizin kürsüde Verdiği dersi Dinler bizimle birlikte Atatürk'ün resmi Çalışkanız, çünkü Çalışınca Bakarız, Atatürk güldü Bir yanlışlık yapsak Bulutlanır gözleri Anlarız Atatürk üzüldü Gelsek kürsünün dibine Görür bizi Eğilince Kalksak, gitsek gerilere Otursak arkalarda; Başımızı kaldırmadan duyarız: Atatürk orada Öteki odalarda Başka başka resimleri Ata'mın Atatürk'üm artık ömrüm oldukça Bu resminle karşımdasın! Yok hiç birinde Bundaki tılsım Değişen çizgilere Canlı gibi bu resim Öyle canlı ki sanırım Bende bir gün okulu bitirince Uzanan ellerinle Okşanacak sırtım Öyle canlı ki, sanırım Karanlık bile olsa Aydınlanır yollarım Tıpkı sınıftaki gibi Yapacağım bir işte Bu resmindir rehberim: Kötülüğe uzanırsam Çat kaşlarını Tutulsun ellerim Tıpkı sınıftaki gibi Bütün ömrüm boyunca Yaptığım her işte İyi, doğru oldumsa Sevincini belli et Gülümse! Yaprak yaprak dökülürken önümde Her yıl dört mevsim; Sınıflar içinde yalnız bu sınıf Resimler içinde yalnız bu resim! Behçet Necatigil |
Warning: mysql_fetch_array(): supplied argument is not a valid MySQL result resource in /home/odevso/domains/odevsor.com/public_html/icerik.php on line 131 |
Warning: mysql_fetch_array(): supplied argument is not a valid MySQL result resource in /home/odevso/domains/odevsor.com/public_html/icerik.php on line 23
|

