ANA SAYFA   ÖDEV EKLE   İLETİŞİM   EN YENİLER   DERS SİTESİ   TOP 100   YGS Puan Hesaplama   KIZ OYUNLARI   Şimdi 78 Kişi Ödevde
 
 
          Ödev Ara                    
 
Oyunlar
Atatürkün öğretim Hayatı Ile Ilgili Anıları Nelerdir
Hit: 61      Tarih: 2011-12-27       Ekleyen: blackprens
odevindir » Ataturk Un Onderliginde Hangi Hak Ve Ozgurluklere Kavustuk
»11. Sınıflar T.c. Inkılap Tarihi Ve Atatürkçülük 1. ünite ölçme Ve Değerlendirme Cevapları
»19 Mayıs Atatürkü Anma Gençlik Ve Spor Bayramı Ile Ilgili özlü Sözler
»24 KASIM ÖĞRETMENLER GÜNÜ PROGRAMLARI - 10 KASIM ATATÜRK'Ü ANMA PROGRAMI KONUŞMASI
»8. Sinif Inkilap Tarihi Atatürkcülük çk Cevaplari Sayfa (100-116)
»8.sınıf Inkılap Tarihi Ve Atatürkçülük Soruları
»Anlamlı Atatürk Ile Ilgili şiirler Istiyorum
»Arkadaşlar Atatürk'le Ilgili Şiirler Lazım Kaynaklı
»Atatğrk'ün Beden Eğitimi Ile Ilgili Sözleri
»Ataturk Ogretmen Olsa Nasil Bir Ogretmen Olurdu
»Ataturk Ogretmen Olsaydı
»Ataturk Un Hayatında Onemlı Evreler Nelerdır
»Ataturk Un Matematik Alaninda Ulkemize Getirdigi Yenilikler
»Ataturk Un Ogretmenlerle Ilgili Sozleri Ve Dusunceleri
»Ataturku Altinla Satin Almak Isteyen-maresal

Atatürkün öğretim Hayatı Ile Ilgili Anıları Nelerdir

ATATÜRK ün öğrenim hayatındaki anısı
Atatürk'ün Öğrenim Hayatı:
Mustafa Kemal, Şemsi Efendi Mektebi'nden mezun olduktan sonra Selanik Mülkiye Rüştiyesi'ne devam etti 1894 yılının Temmuz-Ağustos aylarında kendi kararı ile Askeri Rüştiye'ye başladı Okul döneminde Selanik'te, yaz aylarında ise çiftliğe giderek dayısı Hüseyin Efendi'nin yanında kalıyordu Öğretmenleri Mustafa Kemal'in zeki ve yetenekli bir genç olduğunu hemen fark ettiler ve ona büyük bir sevgi ve ilgi gösterdiler Genç Mustafa'nın, "Kemal" ismini alması ise, adı geçen okulda gerçekleşti Matematik öğretmeni Yüzbaşı Mustafa Efendi, yetenekleri ve zekası ile dikkat çeken Mustafa'yı sınıftaki diğer Mustafalardan ayırt etmek için, öğrencisinin adının sonuna "Kemal" ismini ekledi Böylece genç öğrenci tüm dünyanın tanıdığı yeni ismiyle anılmaya başlandı: Mustafa Kemal
Mustafa Kemal, Selanik Askeri Rüştiyesi'ni bitirdikten sonra 1896'da Manastır Askeri İdadisi'ne girdi Burada Ömer Naci ve Ali Fethi (Okyar) ile arkadaş oldu Mustafa Kemal, hem askerlik eğitimine devam ediyor hem de Fransızca dersleri alarak yabancı dil eğitimine büyük önem veriyordu Mustafa Kemal, Manastır Askeri İdadisi'ni başarı ile bitirerek, 13 Mart 1899 tarihinde İstanbul'da Harp Okulu'na girdi Üç yılda Harbiye öğrenimini tamamlayıp 10 Şubat 1902'de bu okulu teğmen rütbesiyle bitirdi ve öğrenimine Harp Akademisinde devam etti
1903 yılında Üsteğmen oldu 11 Ocak 1905 tarihinde de kurmay yüzbaşı rütbesiyle Harp Akademisi'nden mezun oldu Burada şu gerçeğin üzerinde özellikle durmak gerekir: Mustafa Kemal söz konusu okullarda üstün kişiliği ve seciyesiyle herkesin sevgisini, saygısını kazanmıştır Harbiye ve Harp Akademisi'nde okuduğu sırada, Osmanlı İmparatorluğu'nun içinde bulunduğu durumla yakından ilgilenmiş ve ülkenin zorlukların üstesinden gelebilmesi için çözüm önerileri üretmiştir Osmanlı İmparatorluğu'nun ali menfaatleri açısından bir an önce yapılması gerektiğine inandığı düzenlemeleri büyük bir içtenlikle savunmuştur Dahası, görüş ve düşüncelerini her ortamda dile getirmekten çekinmemiştir
5 Şubat 1905 tarihinde Şam'a atanması ise, askeri hayatında yeni bir dönemin başlangıcı olmuştur
Evimizin yanında binbaşı Kadri Bey adında' biri oturuyordu Oğlu Ahmet Bey Askeri Rüştiyeye gidiyor ve askeri okul elbisesi giyiyordu Ben de böyle elbise giymeye hevesleniyordum Sonra sokaklarda subaylar görüyor, bu dereceye ulaşmak için izlenmesi gereken yolun Askeri Rüştiyeye girmek olduğunu anlıyordum O sırada annem de Selanik'e gelmişti Askeri Rüştiyeye girmek istediğimi söyledim Annem askerlikten korkardı, asker olmama karşı çıktı Giriş sınavı zamanı ona sezdirmeden kendi kendime Askeri Rüştiye'ye giderek imtihana girdim Böylece anneme karşı bir oldu bitti yapmış oldum

Çocukluğumda iyi giyinmeyi çok severdim Şemsi Efendi okuluna giderken bana giydirdikleri şalvarın üzerine sardıkları 'kuşak beni ne kadar çok sinirlendirirdi bilemezsiniz Ne zaman ki Askeri Rüştiye okuluna girip, okulun resmi üniformasını giydim işte o za-man adeta benliğime hakim olmuşum gibi bana bir his geldi,

Askeri Rüştiyede en çok matematik der-sine merak sardım Az ilamanda bize bu dersi veren hoca kadar belki de daha ziyade bilgi sahibi oldum Bu arada Şevki Paşanın kızına ders vermek için evlerine giderdim Bir aralık kıza aşık oldum Fakat ders dışı hiç bir şey görüşmedim Nadiren, pek müstesna zamanlarda bir iki sözcük söylemek olanağını bulurdum Manastır İdadisine gittikten sonra tabiatıyla her şey unutuldu

Askeri Rüştiyede dersler dışında meselelerle de uğraşıyordum Yazılı sorular hazırlıyor, matematik öğretmeni de yazılı cevaplar veriyordu
Bir gün hoca aranızda kendine güvenenler kalksınlar, onları müzakereci yapacağım dedi Önce tereddüt ettim Öyleleri ayağa kalktı ki ben kalkmamayı doğru buldum Bunlardan birinin müzakeresi altma verildim Fakat müzakereriin ortasmda tahammülüm son dereceye geldi Ayağa kalkarak hocaya Ben bundan daha iyi yaparım dedim Bunun üzerine hoca beni müzakereci yaptı, öteki arkadaşı da benim müzakerem altma verdi
Öğretmenimin adı Mustafa idi Bir gün, oğlum senin adm da Mustafa benim de Mustafa, bu böyle olmayacak arada bir fark bulunmalı Bundan sonra adın Mustafa Kemal olsun dedi O zamandan beri gerçekten ismim Mustafa Kemal kaldı

Ara imtihanlarım vererek çavuş rütbesini takmıştım Ara sıra öğretmen gelmediği zamanlarda diğer sımflara matematik dersleri veriyordum Parlak bir şekilde Selanik Askeri Rüştiyesini bitirerek kurmay Hasan Beyin tavsiyesiyle 1896 yılmda Manastır Askeri İda-disirie girdim Selanik Askeri Rüştiyesini ik-mal ettiğim zaman matematik merakım iyice ilerlemişti Manastır İdadisinde ise matematik pek kolay geldi Bununla meşgul olmaya devam ettim Fakat fransızca dersinde geri idim Öğretmen benimle çok meşgul oluyor, acı uyarılarda bulunuyordu Bu uyarılar gücüme gitti İlk sınav zaıtıanmda çare aradım İki üç ay gizlice Frerler okulunun özel sınıfına devam ettim Böylece okul derslerine oranla fazla derecede fransızca öğrendim

0 zamana kadar edebiyatla fazla temasım yoktu Ömer Naci Bursa Idadisinden kovulmuş, bizim sınıfa gelmişti Daha o zaman şairdi Benden okuyacak kitap istedi, biitün kitaplarımı gösterdim, hiçbirini beğenmedi Şiir ve edebiyat diye bir şey olduğunu o zaman öğrendim Ona göre çalışmaya başladım Şiir ba-ııa çekici geldi Ömer Naci de güzel konuşuyor, güzel yazıyordu Eğer hitabet hocamız Alay emini Mehmet Asım Efendi imdadıma ye-tişmeseydi ben de şair olup çıkacaktım, çünkü hevesim vardı Asım Efendi bir gün beni çağırdı

Bak oğlum Mustafa Kemal, şiiri falan bırak, bu senin iyi bir asker olmana engel olurÖteki hocalarınla da konuştum, onlar da bc-nim gibi düşünüyorlar Sen Ömer Naci'ye bakma o haya> peşinde bir çocuk, ileride belki iyi bir şair ve hatip olabilir fakat askerlik mesleğinde katiyyen yükselemez, dedi Bu söz-ler beni etkiledi Hocanm ne kadar haklı ol-duğunu olaylar isbat etti, çok arzu ettiği halde Naci kurmay subay olamadı Meşrutiyette ittihatçıların en seçkin ve heyecanh hatiple-rinden biri olan yakın arkadaşım Ömer Naci macerah bir hayattan sonra genç yaşta öldü

Tarih dersine, özellikle Türk tarihine büyük bir merakım vardı Tarih hocam Tevfik Bey bana yeni ufuklar açmıştı Bu nedenlc ona minnet borcum vardır
îdadinin ikinci sımfmda henüz dersler yeni başlamıştı ki devamlı yunan tecavüzlerine karşı Atina'ya harb ilan edilmişti Bütün manastır askerle dolup taşmıştı Gençlik hayatımın en heyecanlı günlerini yaşadım Yaşımın küçük olmasına rağmen bu savaşa katılmayı çok istemiştim Az daha gönüllü müfrezelerin arasına katılıp ben de gidecektim

Bu savaşta yunan ordusu perişan edilip ezilmiştir Ama Avrupa devletlerinin baskısı altmda padişah Türk ordusunun aldığı zafere rağmen öne sürülen mütareke koşullarını kabul ederek imzalamıştı Aynı zamanda Girit adası da tamamen kaybedilmişti Bu acı gerçek o zaman padişah olan Abdülhamit'e karşı içimde ilk tepkiyi filizlendirdi Öğretrnenlerimiz bize bütün Yunanistanın işgalinin mümkün olduğunu söylemişlerdi Mütareke haberi gelince aydın düşünceli okul subaylanmız büyük üzüntü duydular Biz onlann yüzlerinden bunu anlıyorduk, fakat bir şey soramıyorduk Yalnız arkadaşım Nuri (Conker) genç bir subayın «böyle olrnamahydı, yazık çok yazık» diyerek ağladığını anlattı Manastır sokaklarında yine şenlikler yapıyor yine «padişahım çok yaşa» avazeleri yükseliyordu Ben ilk defa bu dileğe katılmadım
Üzüntümüzü inatçı bir şekilde derslerimize çalışmakla hafifletiyorduk Sınıfın birinci ve ikincisi olabilmek için hepimizde hızlı bir çaba vardı Nihayet idadiyi bitirdim Harbiyeye geçtim (1899)  
İlişkili Etiketler

odevindir Ana Sayfam Yap Sık kullanılanlara ekle Atatürkün öğretim hayatı ile ilgili anıları nelerdir Paylaş

Odevindir