ANA SAYFA   ÖDEV EKLE   İLETİŞİM   EN YENİLER   DERS SİTESİ   TOP 100   YGS Puan Hesaplama   KIZ OYUNLARI   Şimdi 70 Kişi Ödevde
 
 
          Ödev Ara                    
 
Oyunlar
Atatürkün Türk Kadınına Sağladığı Sosyal Haklar Nelerdir
Hit: 98      Tarih: 2011-12-27       Ekleyen: blackprens
odevindir » Ataturk Un Onderliginde Hangi Hak Ve Ozgurluklere Kavustuk
»11. Sınıflar T.c. Inkılap Tarihi Ve Atatürkçülük 1. ünite ölçme Ve Değerlendirme Cevapları
»19 Mayıs Atatürkü Anma Gençlik Ve Spor Bayramı Ile Ilgili özlü Sözler
»24 KASIM ÖĞRETMENLER GÜNÜ PROGRAMLARI - 10 KASIM ATATÜRK'Ü ANMA PROGRAMI KONUŞMASI
»8. Sinif Inkilap Tarihi Atatürkcülük çk Cevaplari Sayfa (100-116)
»8.sınıf Inkılap Tarihi Ve Atatürkçülük Soruları
»Anlamlı Atatürk Ile Ilgili şiirler Istiyorum
»Arkadaşlar Atatürk'le Ilgili Şiirler Lazım Kaynaklı
»Atatğrk'ün Beden Eğitimi Ile Ilgili Sözleri
»Ataturk Ogretmen Olsa Nasil Bir Ogretmen Olurdu
»Ataturk Ogretmen Olsaydı
»Ataturk Un Hayatında Onemlı Evreler Nelerdır
»Ataturk Un Matematik Alaninda Ulkemize Getirdigi Yenilikler
»Ataturk Un Ogretmenlerle Ilgili Sozleri Ve Dusunceleri
»Ataturku Altinla Satin Almak Isteyen-maresal

Atatürkün Türk Kadınına Sağladığı Sosyal Haklar Nelerdir

Türk kadınlarının kendilerine tanınan hakları bir mücadele vermeden kolayca elde ettiklerini söyleyenlere en iyi cevap Atatürkün bu sözleridir
Kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkının verilmesi ile ilgili görüşmeler sırasında da aynı gerçek BMM kürsüsünden belirtilmiştir:
“Türk kadınına bu hakkın bir lütuf olarak verildiği kanaatinde değiliz Kimse bu kanaatte olamaz Bir memlekette ki yurdun her tarafı istilya uğradığı zaman kadınlar ateş altında erkeklerle beraber omuz omuza çalışırlar memleketin geri kalan kısmını korumak ve beslemek için tarlanın kara toprağından yiyecek çıkarmaya çalışırlar elbette bu varlıkların yurdun her köşesinde ve her tabakasında söz söylemeye hakları vardır”
Yine aynı konuşmada haklı olarak şöyle deniyordu: “Tarih Türk inkılbını anlatırken bunun bir kurtuluş olduğunu en başta söyleyecektir Bu kurtuluşun çeşitli aşamaları içinde de özellikle kadınların kurtulmasını anacaktır21“
Türk kadını kendisine tanınan bütün haklara lyık olduğunu hem söz konusu haklar tanınmadan önceki asalet ve kahramanlığı ile hem de bu haklar tanındıktan sonra kısa zamanda çeşitli mesleklerde gösterdiği başarılarla kanıtlamıştır
Atatürk Türk kadınlarının şartlar elverişli olursa hiçbir alanda erkeklerden geri kalmayacağından emindi22 Türk kadınlarının Avrupalı kadınlardan da geri kalmayacakları yolundaki inancını Atatürk şu sözlerle belirtmiştir:
“Kadınlarımız için asıl mücadele alanı asıl zafer kazanılması gereken alan biçim ve kılıkta basandan çok ışıkla bilgi ve kültürle gerçek faziletle süslenip donanmaktır Ben muhterem hanımlarımızın Avrupa kadınlarının aşağısında kalmayacak aksine pek çok yönden onların üstüne çıkacak şekilde ışıkla bilgi ve kültürle donanacaklarından asla şüphe etmeyen ve buna kesinlikle emin olanlardanım”23

İyi anne olmanın kadınların en önemli görevi olduğunu hatırlatırken de bunun ancak bilgi ve kültürle başarılabileceğini vurgular:
“Zaman ilerledikçe ilim geliştikçe medeniyet dev adımlarıyla yürüdükçe hayatın asrın bugünkü gereklerine göre evlt yetiştirmenin güçlüklerini biliyoruz Anaların bugünkü evltlarına vereceği terbiye eski devirlerdeki gibi basit değildir Bugünün anaları için gerekli özellikleri taşıyan evlt yetiştirmek pek çok yüksek özelliği şahıslarında taşımalarına bağlıdır Bu sebeple kadınlarımız hatt erkeklerden daha çok aydın daha çok feyizli daha fazla bilgili olmaya mecburdurlar”24
Atatürkün gözünde Türk kadınlarının içinde bulundukları haksız statüden kurtulmaları elbette onları kişi olarak en doğal ve vazgeçilmez insan haklarından yararlandırmak açısından zorunlu idi insanî ve ahlkî zorunluluğun yanında ayrıca Türk toplumunun gelişip yükselmesi açısından da buna gerek vardı Bu inancını Atatürk eşine az rastlanır bir açıklıkla ve güçlü bir üslûpla belirtmiştir:
“Son yıllardan önce de milletimiz yenileşme yolları üzerinde yürümeğe sosyal değişmeye teşebbüs etmemiş değildir Fakat gerçek yararlar görülmedi Bunun sebebini araştırdınız mıBence sebep işe esasından temelinden başlanmamış olmasıdır Bir toplum bir millet erkek ve kadın denilen iki cins insandan meydana gelir Kabil midir ki bir kütlenin bir parçasını ilerletelim diğerini öylesine bırakalım da kütlenin hepsi yükselme şerefine erişebilsinMümkün müdür ki bir topluluğun yansı topraklara zincirlerle bağlı kaldıkça diğer kısmı göklere yükselebilsin?”25
Atatürkün ülkeyi dolaşarak kamuoyunu kadın hakları konusunda yapacağı büyük değişikliğe hazırlamasından sonra 4 Nisan 1926da Medenî Kanun kabul edildi ve 6 ay sonra yürürlüğe girdi
Medenî Kanuncun kadın haklarıyla ilgili olarak getirdiği değişikliklerin bazıları şunlardır:
— Birden fazla kadınla evlenme kaldırıldı
— Evlenme akdinin iki ergin şahit huzurunda resmî nikh memuru önünde yapılması esası kabul edildi Resmî olmayan nikh hukukî açıdan geçerli değildi Resmî evlenmeden sonra ayrıca dinî nikh kıyılması serbestti
— Evlenmede kadın ve erkek için yaş sınırı getirilerek çok küçük yaşta evlenmeler kaldırıldı
— Velilerin kızları adına evlenme akdi yapabilmeleri onları “cebr” hakkına dayanarak zorla evlendirebilmeleri usulü kalktı Temsilci yoluyla evlenme yasaklandı (Evlenme yaşma gelmiş olmakla birlikte 18 yaşını doldurmamış olanların evlenebilmeleri için ana-babanın izninin aranması usulünün zorla evlendirme ile ilgisi yoktur Ana-babanın iradesi evlenen gencin iradesinin yerine geçmez Bu iradeye eklenir Amaç gençlerin korunmasıdır)
— Şerî hukukta boşanma yetkisi bir taraflı olarak kocaya tanınmıştı Bu bir çeşit “kovma” hakkı idi Koca boşanma kararını eşine bir vekil aracılığı ile de bildirebilirdi Kocanın dayanacağı boşanma sebepleri belirlenmiş sınırlanmış değildi Medenî Kanun bu haksızlığa da son vererek boşanma konusunda erkeğe tanınan hakları kadına da tanıdı Gerekli şartlar varsa kadın da erkek gibi boşanma davası açabilecekti Boşanmada keyfîlik kaldırıldı ve boşanmanın kanunda gösterilen sebeplerden birine dayalı olması zorunluğu kabul edildi Kanunda gösterilen sebeplerden birinin gerçekleşmiş olması halinde bile eşlerden birinin hatta ikisinin iradesi boşanma için yeterli değildi; boşanmaya hkim karar vere bilecekti

— Boşanma halinde kadının ve çocuğun haklarını güvence altına alacak hükümler getirildi
— Evli kadının ekonomik haklarını daha iyi koruyan esaslar kabul edildi
— Miras hukukunda cinsiyet ayrımı kaldırılarak kadın ve erkeğin eşitliği sağlandı 26
Medenî Kanunu Türk kadınına siyasî hakların verilmesi izledi 3 Nisan 1930da belediye seçimlerinde 5 Aralık 1934te milletvekili seçimlerinde kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanındı O yıllarda henüz Avrupa Amerika ve Asya kıtalarındaki birçok ülkede kadınlar bu hakları elde edememişlerdi
İslm ülkelerinde kadınlara siyasî hakların tanınmadığı hatta İsviçre dahil birçok Avrupa ülkesinde bile kadınların oy kullanamadığı bir dönemde Türk milletinin böyle bir adımı atabilmiş olmasının önemi elbette büyüktü Konuya karşılaştırmalı hukuk açısından bakılınca kadın-erkek eşitliğini bir milletlerarası hukuk kuralı haline getiren İnsan Hakları Evrensel Bildirisi İnsan Hakları Sözleşmeleri henüz ortada yok iken bundan yarım yüzyıl önce Atatürkün Türk kadınına ülkesinin yönetimine katılma hakkını tanımasının değeri daha iyi anlaşılır
Kadınların eğitim ve meslekî çalışma haklarından oldukça geniş şekilde yararlanabildikleri bir Arap ülkesi olan Kuveytte 1985 yılının yaz aylarında yasaların şeriata uygunluğunu incelemekle görevli komisyon Kuveytli kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanınmasının doğru ve mümkün olmadığını hükme bağlamıştır Üstelik kadınların bu haktan yoksun bırakılmalarının Peygamber emri olduğunu iddia edebilmiştir
Bununla birlikte asıl güç olan ve büyük cesaret isteyen adım siyasî hakların tanınması değil Medenî Kanunun kabulü idi Çünkü kadının özel hukuktaki statüsünü yeniden düzenlemek; evlenme boşanma miras hukukunu değiştirmek ancak hukuku dinî temeller yerine lik bir temele oturtmakla kabildi27
Yeni bir Ticaret Kanunu Ceza Kanunu veya Seçim Kanunu yapmak Aile Hukukunu değiştirmek kadar zor değildi Nitekim Osmanlı Devletinin son döneminde Ticaret Hukukuyla Ceza Hukukuyla ilgili kanunlar çıkarılmıştı Fakat Aile Hukukunu değiştirebilmek için Atatürkün gücü kararlılığı uzak görüşlülüğü gerekliydi Bugün Batı uygarlığı ile en yakın ilişkiler içinde bulunan İslm ülkelerinde bile Medenî Hukuku akılcı ve çağdaş hale getirmek; evlilikte boşanmada mirasta kadın-erkek eşitliğini sağlamak mümkün olmamıştır Bu ülkelerin hepsinde 1917 tarihli Osmanlı Aile Hukuku Kararnamesini andıran tereddütlü ve yarım adımlar atılmağa çalışılmakta; din otoriteleri ile devleti çağdaşlaştırmak isteyen siyasî otorite arasındaki çatışma çeşitli dalgalanmalarla sürüp gitmektedir Bu sorunu çözebilen birden fazla kadınla evlenmeyi kesin şekilde yasaklayıcı bir kanunu yürürlüğe koyabilen kız çocukla erkek çocuğu eşit hale getirebilen boşanmada taraflara eşitlik sağlayabilen tek İslm ülkesi Türkiyedir Çünkü liklik ilkesini kabul ederek hukuku lik temeller üstüne oturtabilmiş tek İslm ülkesi Türkiyedir28
Türk kadını Türk gençleri bunun derin anlamını iyice kavramalı ve Atatürkün eserine bilinçle sahip çıkmalıdır
Kanunlarda yapılan değişikliklerin uygulamadaki sonuçları yeterli midir29
Kız çocukların eğitimi konusunda aşılan mesafe büyük olmakla beraber henüz eski alışkanlıklar tam olarak kırılamamıştır “Eğitim Birliği” (Tevhid-i Tedrisat) kanununa aykırı kuruluşların çoğalması son derecede önemli bir sorundur Kızların çok büyük çoğunluğunun ortaokul ve liselere bile devam edemedikleri Hukuk Fakültesinde sadece üç genç kızın okuyabildiği günler artık çok gerilerde kalmış öğretim kurumlarının kapıları kız öğrencilere açılmıştır Ancak devam eden sorunları görmezlikten gelemeyiz
Kadınların sadece ebelik hemşirelik bir ölçüde öğretmenlik yapabildikleri öteki mesleklerin genellikle erkeklerin tekelinde bulunduğu günler de tarihe gömülmüştür Bugün Türk “irfan ordusu”-nun büyük bir bölümü kadın öğretmenlerden oluşmuştur Üniversitelerimizde hemen hemen her bilim dalında kadın öğretim üyelerimiz araştırmacılarımız vardır Sanatçı yüksek mahkemelerde üye veya daire başkam hkim savcı avukat hekim eczacı mühendis hariciyeci iktisatçı genel müdür işletmeci bankacı fizikçi kimyacı matematikçi vb olarak akla gelebilecek mesleklerin hemen hepsinde kadınlarımız başarıyla hizmet görmektedirler
Ancak özellikle kırsal kesimde ve yurdumuzun uzak köşelerinde kız çocuklarının bir kısmı okula gönderilmektedir Kadın nüfusta okur-yazar olmayanların oranı hl yüksektir Kanun gereğince zorunlu olan ilköğretimden sonra yetenekli kız çocuklarını okula göndermeyen ailelerin sayısı az değildir Bütün bu alanlarda yüzyılların alışkanlıklarını kırmak için daha geniş çabalara ihtiyaç vardır
Atatürkün birçok Avrupa ülkesinden önce Türk kadınına tanıdığı siyasî hakların kadınlarımız tarafından yeterince kullanılıp kullanılmadığı da ülkemizde sık sık tartışılan bir konudur
Türkiye seçimlere katılma oranının birçok köklü demokrasilere göre yüksek olduğu bir ülkedir Bu oranların yüksekliği kadınlarımızın oylamaya katılarak yurttaşlık ve seçmenlik görevlerini yerine getirdiklerini gösteriyor Seçilme hakkından yararlanabilme konusunda durum biraz farklıdır Parlmentoya 1934te 18 kadın milletvekili girmişti Çok partili döneme geçilince bu sayı azaldı 1983 seçiminde yeniden bir artış görüldü Türkiyede milletvekilliği görevini en iyi şekilde yapabilecek pek çok kadın bulunduğu şüphe ***ürmez Ancak adaylığın gerektirdiği parti içi ve partiler arası mücadeleler bazı aydınlarımıza çekici gelmediği gibi kadınlarımıza da çekici gelmemektedir öte yandan partilerin kadınlardan çok daha fazla sayıda erkek aday göstermeleri aslında Türkiyeye özgü bir durum değildir Elli yıllık zaman diliminde Türkiyede parlmentoya giren kadın üye sayısı ile başlıca demokratik ülkelerdeki sayılar karşılaştırılınca arada çok büyük farklar bulunmadığı görülür 30 Zaman ve genel eğitim düzeyindeki ilerlemeler kadınların siyasî hayata daha aktif şekilde katılmalarım sağlayacaktır
Uygulama ile ilgili en önemli ve düşündürücü sorunlar Aile Hukuku alanındadır Ülkemizde hl resmî nikh dışında sadece imam nikhı ile yapılan birleşmeler vardır Bu gibi yasa dışı “evlenmeler” hem kadınların hem çocukların kanunî hakları bakımından son derece büyük sakıncalar doğurmaktadır Resmî nikh belgesi gösterilmeden yapılan yasa dışı dinî nikhların az sayıda da olsa “birden çok kadınla evlenme” olayına imkn hazırladığı da meydandadır (1945 nüfus sayımı sonuçlarında evli kadın sayısı evli erkek sayısından 97 bin fazla görünüyor Daha sonraki sayımlarda da iki sayı arasında fark görülmüştür Ancak ailesini yurt içinde bırakarak yurt dışında çalışan çok sayıda erkek yurttaş bulunduğu için özellikle 1960tan sonraki nüfus sayımlarında evli erkek ve evli kadın sayılarının eşit olmaması “çok kadınla evlilik” olayının bilimsel ölçütü olarak kullanılamaz)31
Medenî Kanuncun getirdiği aile yapısının bugün artık Türk yurttaşlarının büyük çoğunluğunca benimsendiği ve bundan geri dönülemeyeceği açık bir gerçektir Bununla birlikte bu Kanuncun hükümlerine uymayan uygulamaların sona erdiği söylenemez
Bu sorunun çözümü için de çare bir yönü ile eğitimdir; bir yönü ile de lik devlet ilkesine sımsıkı bağlı kalarak bu ilkeden asla ödün (tviz) verilmemesidir Dinî nikh kıyanların yasalara saygılı olarak resmî nikhın yapıldığına ve sicile kaydolunduğuna dair belge istemeleri çok sayıda kadınla yasa dışı “evlilik”leri önler; kadınları ve çocukları bin türlü dertten korur
Atatürkün kadın hakları ve kadının statüsü konusunda bundan 60 yıl önce ileri sürdüğü görüşlerin ve uygulamaya koyduğu ilkelerin uzun yıllar sonra insan Hakları Bildiri ve Sözleşmelerinde ve uygar ülkelerin Anayasalarında yer aldığını görüyoruz
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası da “herkesin dil ırk renk cinsiyet siyasî düşünce felsefî inanç din mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşit” olduğunu hükme bağlamıştır (Madde 10) Anayasa ayrıca “Aile Türk toplumunun temelidir” ilkesini benimsemiştir Devlete özellikle ananın ve çocukların korunması görevini vermiştir (Madde 41) Böylece Atatürkün bu konudaki başlıca düşünceleri Anayasa emri haline gelmiştir
1985te Nairobide “kadın için eşitlik” konusunu görüşmek üzere Birleşmiş Milletler Teşkiltının düzenlediği bir dünya konferansı toplandı Ortaya çıkan gerçek şudur ki dünyada pek çok milletin kadınları Atatürkün Türk kadınına sağladığı haklara kavuşmak için daha uzun yıllar mücadele etmeğe mecbur olacaklardır

 
İlişkili Etiketler

odevindir Ana Sayfam Yap Sık kullanılanlara ekle Atatürkün Türk kadınına sağladığı sosyal haklar nelerdir Paylaş

Odevindir