|
|
||
![]() |
Basiretli Olmak Nedir Hit: 129 Tarih: 2011-12-27 Ekleyen: medussa |
|
»5 Basit Adımda Kendi Web Siteniz Olsun Istiyorsanız Bu Programı Mutlaka Deneyin: WebS »6.Sınıf Emeviler Ve Abbasiler Ile Ilgili Sorular »Abbasiler Döneminde Türklerin Rolleri Nelerdir? »Basiretli Olmak Nedir »Basit Elektrik Devresi Nedir »Basit Elektrik Devresindeki Ampulün Parlaklığı »Basit Makineler Kompozisyon »Basit-Bileşik Kesirler(çok Hoş) »Başarı İçin Motivasyon Şart! (Yuksel Odabasi'dan Bir Yazı) »Eşarp Nasıl Bağlanırfarklı Ve Basit Moddeler »Hicri Yilbasi Icin Siirler »Html Kodlari Ile Web Sayfalari Icin Basit Islemler Yapmak »Professional Sürümüyle Ister Basit, Ister Gelişmiş Disk Bölümleri Yönetiminde Gerekli »Robert Koch - Koch Basili'ni Kim Buldu | Basiretli Olmak Nedir´Basiret kavramı Kitapda bazen ´basir kelimesiyle işlenmektedir Enan suresinin 104 ayetinde “Rabbinizden size basir geldi” denirken, anlama ve kavrama yeteneği, olayların önünü-ardını görme, kalp aydınlığı, bilinç kastedilmektedir Ayetin devamı, ´basairle ne denmek istendiğini çok güzel açıklamaktadır: “…Kim görürse, kendisi için görmüştür; kim de kör olursa, o da kendi aleyhinedir Elbette ben sizin üzerinize bekçi değilim!” (6/Enam, 104) Görüldüğü üzere Kuran, ´görmekten bahsetmektedir Hakkı, hakikati görmek önemlidir Fakat yine bilenler çok iyi bilirler ki, Kuran dilinde bakmak ve görmek birbirinden iyice tefrik edilmektedir: Her bakan ´görür değildir Kuran, m olarak bilinen göz körlüğünü asıl körlük olarak kabul etmez Gerçek körlüğün görme-bilip anlama anlamında, sinelerdeki kalplerin körlüğü olduğunu belirtir: “Gerçek şu ki, gözler kör olmaz; lakin göğüslerde bulunan kalpler kör olur!” (22/Hac, 46) Demek ki körlük basiretsizlik değil, basiretsizlik körlüktür Muhammed (as) Mekke kafirlerine, kendisinin, Rabbinden gelen vahye uymaktan öte bir şey yapmadığını, kendisine gelenlerin de Rabbinden gelen basiretler, yani ibret alınacak öğüt ve irşadlar, hikmetler, Allahı tanıtan ayetler olduğunu söylemektedir Musa (as)a verilen dokuz mucizeyi kastederek Firavun Musaya, “senin büyülendiğini (meshur) zannediyorum” demektedir Musa ise ona, bu ayetlerin göklerin ve yerin Rabbi tarafından verilen ibretlik (basiretlik) mucizeler olduğunu söylemiştir (17/İsra, 102) Musa peygambere verilen bu mucizelere ´basiretler (basir) tabir edilmesi Kasas suresinin 43 ayetinde de yinelenmektedir Bu mucizeleri ancak basiretle bakan birisi, basiretli kimseler anlayabilirler Diğerleri bütün olayları ´tabiat kanunlarına indirgemekten ileriye gidemezler Benzer şekilde Kuranın da kesin olarak Allaha bağlanan bir toplum için bir ´basiretler (basir), ibretler olduğu belirtilmektedir (45/Casiye, 20) Zikrettiğimiz bu son iki ayeti kerimede ´basir kelimesinin hemen akabinden ´hidayet ve ´rahmet kelimelerinin kullanılması ilgi çekicidir Demek ki basiret hem hidayetle, hem de Allahın rahmetiyle alakalıdır Basiretle davet etmek ileriyi görmek demektir Müminler ileriyi görmelidirler Olayların sebep-sonuç ilişkisini görmek, belli şartlardan sonra kendilerini hangi koşulların beklediğini kestirebilmek basirettir Allahdan korkan ve Allahın dinine canı ve malıyla boyun eğen müminlere Allah basiret verecektir Bu cümleden olarak müminler acele etmemelidirler Rasulullahın Uhud dağında vadiye yerleştirdiği elli okçu örneği müslümanlar için ibret alınacak bir derstir Müslümanlar, yüklendikleri emanetin ne denli ağır olduğunu bilmek zorundadırlar Aslında bunu İslamın düşmanları, çoğu müslümandan daha iyi kavramaktadır Müslümanlar bu bilince eremezlerse basiretli davetten bahsedilemez Bu ağır görev öyle kısa bir sürede ve mucizevi biçimde kitleler tarafından kabul görecek değildir Sünnetullahda bunu görmemekteyiz Dünya çapında pek çok strateji kuruluşu, bilhassa güçlenmekte olan İslamî dirilişe karşı ciddi stratejiler geliştirmektedirler Zekasını iyi kullanan kafirler bilmektedirler ki, müslümanların kutsallarına doğrudan saldırmak, İslamı yok etmek ve müslümanları sindirmek yerine, İslamı, İslama saygı duyan bir dille saptırmak, müslümanları kendi dinleri hakkında böyle bir metotla kuşkuya düşürmek çok daha olanaklıdır Nitekim söz konusu kuruluşların stratejileri, müslümanları yerine göre provake etmek, kışkırtmak, kısacası çeşitli komplolar (tuzaklar) hazırlamaktır Müslümanlar bu tuzakları, gerçek bir hikmet, basiret ve İslami bilinçle aşabilirler Düşünmelidir ki, zaman zaman müslümanlar, tıpkı Hudeybiye antlaşması esnasında başta Hz Ömer olmak üzere pek çok müslümanın Rasulullaha karşı gösterdiği tepkinin benzeri, aşmakta zorlandıkları handikaplarla karşılaşmaktadırlar Öylesi durumlarda müslümanlar, tıpkı Allah Rasulünün sarsılmaz duruşu gibi duruş gösterebilmelidirler Bu çok zor bir duruştur Bunu göğüslemek için Muhammed (as) kadar basiretli olmak gerekmektedir Tebliğin, nebevi mücadele metodunun temel esprisini iyi kavramak gerekmektedir Aksi taktirde yüzlerce tuzak müslümanları beklemektedir Kuran kavramlarını, Kuran dilini doğru dürüst kavramayanlar, İslam-dışı sistemlerle kurdukları yakın temas ilişkilerini kamufle etmek için, Rasulullahın hayatından müşriklerin himaye müessesesine başvurması, Hudeybiye antlaşması ve Mekke döneminde Ammarın gördüğü işkence ve anne-babasının şehid edilmesi sonucunda, kafirlerin istediği kelimeleri söylemesi gibi hadiseleri, tamamen alakasız kıyas ve benzetmelerle istismar etmektedirler Ortada Ammarın karşılaştığı ağır imtihan gibi bir durum söz konusu değilken, müşrikler bir istiyorsa kendileri beş katı veren ´müslüman-demokrat çizgideki siyaset erbabının durumunu basiretli olmakla izah etmek itiyadında olan insanlar yanlış yapmaktadırlar Bugünküleri Ammarla karşılaştırmak, ya Ammarı anlamamak, ya da bugünküleri anlamamak demektir Günümüz sosyo-politik ortamında, tıpkı Allahın “kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın” emrinin “en küçük bir riski bile göze almayın, her türlü kolaycılığı deneyin, Allah yolunda hiçbir sıkıntıyı göğüslemeyin, nenize lazım!” şeklinde anlaşılması gibi bir durum yaşanmaktadır Halbuki Allah “İnfak edin; infak etmeyerek kendi ellerinizle kendinizi (cehennem) tehlikesine atmayın” (2/Bakara, 195) buyururken, “İslam düşmanlarının dikkatinizi üzerinize çekecek hiçbir girişimde bulunmayın” olarak, yani ayetin maksadına tamamen ters bir yoruma ulaşılmıştır Tıpkı bunun gibi, “basiretli olmak”, takiyyeci olmak, en küçük bir risk bile varsa inancını gizlemek, köprüyü geçinceye kadar ayıya dayı demek gibi küçük hesaplar yapmak olarak anlaşılmaktadır Oysa basiretli olmak, tebliğin önüne çıkan engelleri, yine Allahın emirleri çerçevesinde kalarak aşmak anlamına gelir Basiretli olmak ileriyi görmek demektir, bir delikten iki kere ısırılmamak demektir Fakat bütün yapacaklarını, İslam düşmanlarının tepkilerine göre şekillendirmek basiret olamaz Burada, hemen hemen her şeyin olduğu gibi basiretin de sahteleştirildiğinden bahsetmenin mümkün olduğunu Kuran bize öğretmektedir Bu öğretiye göre, Musanın yokluğunda altından bir buzağı heykeli yapan Samiri, Musanın kendisini sorgulaması üzerine şöyle demektedir: “Ben onların göremediği bir şeyi gördüm…” (20/Taha, 96) Samiri, bu ifadeye göre, Musanın getirdiği ayetlerden, diğer insanların anlamadığı, daha farklı şeyler anlamış Onların fark ve idrak edemediği şeyleri fark ve idrak etmiş, yani daha basiretli olmuş! Fakat Samirinin “basireti” kendisini, alemlerin Rabbi Allahı bırakıp kendi eliyle yaptığı bir hayvan heykeline tapma derekesine düşürmüştü! Yani bu, basiret olarak adlandırılan gerçek bir basiretsizlikti İşte Kuranı Samirice okuyuş biçimleri süregeldiği için, çağdaş Samiriler, Kuran öğrencilerinin gördüğünden daha farklı şeyleri gördüklerini iddia ederek, kendilerini çağdaş İslam düşmanı rejimlerin kulluğuna adamaktadırlar Kendileri gibi beşer olan rablerinin verdikleri para, ünvan, yetki ve makam gibi iltifatlar sayesinde Samirinin buzağısı benzeri putlar yaparak, insanları bunlara tapmaya çağırmaktadırlar Seçim meydanlarında öttürdükleri mikrofonları Samirinin buzağısından daha gür ses çıkartmakta, böylece beşer-tanrılarına tapmaya daha yüksek sesle çağırmaktadırlar Bu hal, yeni bir Musanın avdetine kadar böyle devam edecektir… Kısacası, Samirinin basiret iddiası şeytani bir manipülasyondur Müminlerin basireti ilk başta bütün şeytani manipülasyonları farketmeyi ve onların şerrinden Kuran rehberliğine sığınmayı gerektirir Samiri ve belam taifesinin İslam düşmanı ulusal ve küresel müstekbirlere tabasbusları, onların çizdiği çizginin dışına çıkmama gayretleri kesinlikle basiret değildir Bu olsa olsa, münafıklık olabilir Müminlerin basireti Allaha kul oldukça artar, gelişir ve sağlamlaşır Sağlamlaştıkça da bütün şeytani oyunların üstesinden gelme kuvveti kazanır |
|

