|
|
| Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey | ||
| Hit:69 Ekleme tarihi:2008-04-01 Ekleyen:Alim ERTAN | |
| Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey | |
Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey, 1884te Beyrutta doğdu Antalya ve İzmir Liselerinde okudu Mülkiyeden pekiyi derece ile mezun oldu Mülkiyeyi bitirdikten sonra 1908de Beyrut Vilayeti Maiyet Memurluğuna dahil oldu Babası, Sirkeci Gümrüğü Yolcu Salonu Müdürü Arif Beydir Arif Bey, aslen Yenişehir Teselya eşrafındandır Kemal Bey, 1909 yılında Cezair-i Bahri Sefid (12 Adalar Valiliği) maiyet memurluğunda stajını bitirip kaymakam olmuştur Bununla birlikte bir yıl Rodos İdadisinde Türkçe ve Sosyal Bilimler öğretmenliği yaptı 18 Aralık 1911de asıl mesleğine dönerek sırasıyla Doyran, 1912de Gebze, 1913de Karamürsel, 1915de Boğazlıyan Kaymakamı olmuştur Kemal Bey, 20 08 1915/ 09 10 1915 tarihleri arasında Yozgat Sancağı Mutasarrıfı Vekilliğinde bulundu Nisan 1916 da 2000 kuruş maaşla Batraski ?Şam Kazası Kaymakamlığına, 26 10 1916 İzmit Sancağı Muhacirin Müdürlüğüne atanmıştır 13 06 1917 bu görevini ifa ederken Boğazlıyan Kaymakamlığında bulunduğu sırada tehcir sırasında ihmali bulunduğu gerekçesiyle Ankara Valiliği İdare Kurulunun Lüzumu Muhakemesi kararı ile görevden alınarak azledilmiştir Konyada yargılanmış İstinaf Mahkemesinin kararı üzerine aklanarak azil kararı kaldırılmış ve Tarım Müfettişi olarak görevlendirilmiştir Görevini yaparken Damat Ferit Paşa Hükümetinin kararı ile aynı konuda hiçbir gerekçe gösterilmeden yargılanmak üzere 7 Ocak 1919 da gözaltına alınmış ve 30 Ocak 1919da İstanbula getirilmiştir I Dünya Savaşı sırasında iktidarda bulunan İttihat ve Terakki Hükümetinin önde gelenleri kaçmış, Hürriyet ve İtilaf Partisi iktidara gelmiştir İşbirlikçi Hürriyet ve İtilaf Partisi, Ermenilere ve onlarla bir olan Batılı devletlere yaranmak için, önceki dönemin ileri gelenlerini Harp Divanına sevkeder Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey de böyle bir tertibin kurbanı olarak, vatanhaini Nemrut Mustafa Paşanın başkanlığındaki Harp Divanında yargılanır Kemal Bey, hiç bir inandırıcılığı olmayan bu düzmece mahkemenin usulsüz kararı ile 10 Nisan 1919 günü bir akşam üstü saat: 17 20de Beyazıt Meydanında idam edilmiştir HAKKINDA YAZILANLAR Milli Şehidimiz Mehmet Kemal Bey 10 NİSAN 1919 BOĞAZLIYAN KAYMAKAMI (YOZGAT MUTASARRIF VEKİLİ) MEHMET KEMAL BEYİN ERMENİLERE KÖTÜ DAVRANDIĞI VE GÖREVİNİ YAPMADIĞI ASILSIZ İDDİALARLA İLGİLİ OLARAK DAHA ÖNCE YARGILANARAK AKLANDIĞI, BUNA RAĞMEN GÖREV YAPTIĞI YERDEN USULSÜZ ŞEKİLDE TUTUKLANARAK İSTANBULA GETİRİLDİĞİ VE BURADA HUKUKA UYGUN OLMAYAN DIŞ ETKİLERİN VE ERMENİLERİN BASKISI ALTINDA KALAN NEMRUT MUSTAFA PAŞA DİVANI HARBİNCE VERİLEN İDAM KARARININ UYGULANDIĞI GÜNDÜR Milli Şehit Kemal Bey ülkesini çok seven kendisine verilen kamu görevlerini en iyi şekilde yerine getirmekten başka düşüncesi olmayan zeki, ileri görüşlü, başarılı, millet, hürriyet ve istiklal kavramlarını çok iyi bilen ve uygulayan bir Mülki İdare Amirimizdir Mütareke döneminde bizleri Türk Ulusunu Ermenilere sözde soykırım yapmak ile suçlayanlar İstanbulu işgal ettikleri sıralarda o zaman ki devletin ileri gelenlerini ve üst düzey kamu görevlilerini bu konuda her türlü belge ve imkan elindeyken yaptıkları araştırmada suçlayacak hiçbir konu bulamamışlar yalnız asılsız iddia ve 8-10 yaşındaki çocukların ifadeleri ile iki tane Mülki İdare Amirimizi yine yukarda belirtildiği gibi Ermenilere ve işgal güçlerine yaranmak isteyen Nemrut Mustafa Paşa Harp Divanınca asılarak idamlarına karar verdirmişlerdir Milli Şehit Kemal Beyin yargılandığı Nemrut Mustafa Paşa Divanı Harbindeki son sözleri şudur; Düne kadar hakimler heyeti halinde olan sizler, şu dakikada bir tarih mahkemesi sıfatını almış bulunuyorsunuz Ermeniler tarafından öldürülen dindaşlarının ve soydaşlarının matemi Müslümanların yüreklerini sızlattığı ve her gün gelen kara haberlerin halkı tahrik etmekten geri kalmadığı malumdur Ermeniler ise, Rus Ordularının kah önüne geçerek, kah arakasında kalarak, ekseriya memleketin asker kuvvetinden mahrum kalmasına güvenerek facialar meydana getirmekten çekinmiyorlardı Yozgat Vilayeti dahilinde sevk edilen bazı Ermeni-Muhacir kafilelerine, Ermenilerin Müslümanlara reva gördükleri facialara şahit olmuş, bazı asker kaçaklarının tecavüzü ihtimal dahilindedir Ancak, savaşta yenilişimizin aleyhimizde meydana getirdiği hezeyanı durdurmak maksadıyla iddia makamının da isteği üzerine, kurbanlar verilmesi bir siyaset icabı sayılıyorsa, bu kurban, ben olamam Siz kurban seçmekte değil, ancak hak ve adaletle hüküm vermek vicdani görevini taşıyan bir yüksek heyetsiniz Mutlaka kurban aranıyorsa, herhalde bu işlerin tertipçisi ve idarecisi olarak benim gibi küçük bir memur bulunacak değildir Milli Şehidimiz idam sehpasının önünde son sözünün ne olduğu sorulduğunda halka şöyle der; Sevgili vatandaşlarım, ben bir Türk memuruyum Aldığım emri yerine getirdim Vazifemi yaptığıma vicdanım emindir Sizlere yemin ederim ki, ben masumum Son sözüm bugün de budur, yarında budur Ecnebi devletlere yaranmak için beni asıyorlar Eğer adalet buna diyorlarsa, kahrolsun adalet! Benim sevgili kardeşlerim, asil Türk Milletine çocuklarımı emanet ediyorum Bu kahraman millet elbette onlara bakacaktır Allah, vatan ve milletimize zeval vermesin Amin Borcum var, servetim yok üç çocuğumu, millet uğruna yetim bırakıyorum Yaşasın Millet? Son sözlerini söylerken Kemal Bey vasiyetini verip kendi eliyle sonsuz yolculuğuna çıkarken meydanda bulunan Türk Halkı matem havasına bürünmüşken Ermeni Komitecilerinin yaptığı sevinç gösterileri Polis ve Jandarma tarafından bekletilmeksizin doğrudan dağıtılmıştır Bu acıklı olaylar cereyan ederken zamanın Adalet Bakanlığı Müsteşarı (aynı zamanda İngiliz Muhipleri Cemiyetinin Başkanı)Sait Mollada asın bu haini, söyletmeyin, sallandırın diye bağırarak, bu sahnenin nefretle anılacak kişileri arasında yer almaktadır Cenazenin toprağa verileceği gün (11 Nisan 1919) İstanbul halkı ayaklanmış, gençler Türklerin Büyük Şehidi yazılı bir çelenk hazırlamışlardır Tıbbiyeli bir genç; Kemal sen ölmedin sen şu anda toprağa verdiğimiz bir çiçeksin, orada büyüyecek dalların o kadar dikenli olacak ki seni bu akıbete layık görenlerin hepsini paramparça edecektir İntikamın behemahal (kesinlikle) alınacaktır diye feryat etmektedir Kemal Beyin vasiyeti: fertler ölür, millet yaşar, kabir taşım hamiyetli Türk ve Müslüman kardeşlerim tarafından dikilmeli ve üstüne şöyle yazılmalıdır Millet ve Memleket uğrunda şehit olan Boğazlıyan Kaymakamı Kemalin ruhuna fatiha Yüce Türk Ulusu bu haksız idamlardan sonra birlik ve beraberliğini daha çok pekiştirmiş Mustafa Kemalin önderliğindeki Kurtuluş Savaşına daha çok güvenmeye ve destek vermeye başlamıştır Ulu Önderimiz Atatürk ?ün girişimiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi 14 Ekim 1922de çıkardığı özel bir kanunla Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Beyi Milli Şehit olarak kabul etmiştir Ulu Önder Atatürk Şehit Kaymakamın çocuklarını evlat edinmek istemişse de gümrük memuru emeklisi Arif Bey torunlarından ayrılmak istememiştir Bunun üzerine kendisine ev ve tüm çocuklarına aylık bağlanmıştır Boğazlıyanda bir mahalleye Kaymakam Kemal Bey adı verilmiş, yine Kemal Bey adına bir ilkokul açılmıştır Milli Şehidimizin kabri Mülkiyeliler Birliği tarafından anıt mezar olarak düzenlenerek, 15 Aralık 1973 günü ziyarete açılmıştır Milli Şehit Kemal Bey ve aynı gerekçe ile idam edilen Urfa Mutasarrıfı Nusret Bey bizlerin hafızasında Ermeni Komiteciliğinin ve işbirlikçi vatanhainlerinin zulmüne bir isyan sembolü olarak kazınmıştır Bu iki değerli Mülki Amirimizi (geçmişi unutturarak bizleri yapmadığımız bir olaydan dolayı suçlayan Ermeni Diasporasını ve hiçbir geçerli kanıta dayanmadan araştırmadan asılsız ermeni iddialarını gerçek sayan ve buna destek veren herkesi ve her kesimi kınayarak), Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğümüzün kayıtlarına göre 1914- 1921 yılları arasında Ermeni Komitacılarınca şehit edilen 518 105 Türkle birlikte saygı ve rahmetle anıyor, aziz hatıraları önünde bir kez daha eğiliyoruz M Haluk SAYGI Pendik Kaymakamı Kaynakça: -Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Ermenilerce Yapılan Katliam Belgeleri (1914-1921) -Bu konuda elektronik ortamda çok geniş bilgi ve belge bulunmaktadır Not: Mütareke döneminde İstanbulu işgal edenler Türk arşivlerine, her türlü bilgi ve belgeye el koymuşlardır O zamanki asılsız ermeni savlarını doğru kabul ederek gerek Maltada gerekse İstanbulda yapmayı düşündükleri yargılamalardan sonuç alamayacaklarını bilerek hareketlerini buna göre düzenleyenlerin bugün olmamış olayları hiç araştırma yapılmadan doğru sayarak aksini iddia etmenin suç teşkil ettiği konusunda yasa çıkarmaları çok anlamlı olup, konunun bilimsel incelemeden kaçılarak, çok başka amaçlarla ele aldığının tam bir göstergesidir Millî Şehit Kemal Bey Dvası ve Îdamı Yozgatta faaliyet gösteren Ermeniler 1886′da kurulan Hınçak Komitesinin direktifleri ile hareket ediyorlardı Ermenilerin Yozgatta en fazla faaliyette bulundukları yer ise Boğazlıyan Kazasıydı Propagandalarına haklılık kazandırmak ve taraftar toplamak için Türkler aleyhine hayali tehcir davası açan Ermeniler bu faaliyetlerini, Yozgat Mutasarrıfı olan Leon Efendi kanalıyla İngilizlere de aktarmışlar, İstanbul Hükümeti üzerinde baskı kurmaya çalışmışlardır Hınçak Komitesinin Orta Anadoluda faaliyet gösteren merkezi Merzifondu Merzifon Küçük Ermenistan İhtilal Merkezi adını almıştı Komitenin reisi ise Merzifondaki Amerikan Kolejinde öğretmenlik yapın Karabet Tomayan ve sekreteri de yine aynı okulda öğretmen olan Ohannes Kayayan?dı Bu öğretmenlerin her ikiside Protestan Ermeni idiler Söz konusu bu kişilerle beraber Protestan vaizi Mardiros faaliyete geçmek için önce Çorum, Burhaniye, Sivas, Tokat ve Amasyayı gezerek Ermenilere telkinlerde bulunmuşlar, yaptıkları konuşmalarda 1877 - 1878 Osmanlı- Rus harbi sırasında Ermenilerini katledildiğini ileri sürerek mevcut Ermenilerin birleşmelerini istemişlerdir Ayrıca, yabancı devletlerin dikkatini çekmek için de çeşitli olaylar tezgahlamışlardır Maddi yönden oldukça güçlü olan ve oluşturdukları dayanışma sonucu silahlanan Ermeniler çeteler oluşturarak Anadolunun ve Yozgat yöresinin içinde bulunduğu kötü durumdan da faydalanarak soygun ve talan işlerine girişmişlerdir Onların bu soygun ve talan hareketlerinin amacı karışıklık çıkararak dikkatleri üzerlerine çekmekti Ermenilerin bu faaliyetlerinin artması üzerine çekmekti Ermenilerin bu faaliyetlerinin artması üzerine, Osmanlı Devleti 14 Mayıs 1915′te 3 maddeden oluşan Tehcir Kanununu çıkarmıştır Bu kanuna göre; 1- Savaş vaktinde ordu, kolordu ve tümen komutanları ve bunların vekilleri ile müstakil mevki komutanları ahali tarafından herhangi bir surette hükümet emirlerine ve memleketin savunmasına ve asayişin korunmasına dair işlere ve tertiplere karşı muhalefet ve silahla tecavüz ve direnme görülürse hemen askeri kuvvetle bastırılması ve tecavüz ve mukavemeti yok etmeye mezun ve mecburdur 2- Ordu ve müstakil kolordu ve tümen komutanları askerlik icaplarından dolayı veya casusluk ve hıyanetlerini sezdikleri köyler ve kasabalar ahalisini tek tek veya toplu diğer mahallere sevk ve iskan ettirebilirler 3- Bu kanun çıktığı günden itibaren muteberdir Osmanlı Devletinin çıkardığı bu kanunu da dinlemeyen Ermeniler 2 Eylül 1915′te Yozgatın Boğazlıyan ilçesine bağlı köyleri yine ateşe vermişler, duruma müdahale etmek üzere bölgeye jandarma kuvvetleri gönderilmiş ancak, Ermeniler Jandarmalara da ateş açmışlardır Durum, zamanın İçişleri Bakanlığına bildirilmiş, Bakanlık da bir telgraf emri ile buradaki Ermenilerin 24 saat içinde bölgeden çıkarılarak Suriye istikametine sevk edilmelerini emretmiştir Bu olayların meydana geldiği sırada Boğazlıyan ilçesinin kaymakamı Kemal Beydi Kemal Bey, bu emir üzerine Jandarma Komutanı ile birlikte verilen emri yerine getirmiştir Yıllardan beri Türk vatanını parçalamaya çalışan ve her türlü hareketi gayeleri için meşru sayan Ermeniler, Mondros Mütarekesini takip eden günlerde gadre uğramış insanlar pozunda ortaya atılırlar Kendilerini sürgüne tabi tutanların cezalandırılmasını isterler Bu isteklerin Mister Brownun telkiniyle Padişaha da kabul ettirirler Durumun yatıştırılması için suçlu aranmaya başlanır Bu suçlulardan birinin de Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey olduğu kanaatine varılır Boğazlıyan Kaymakamı ve Yozgat Mutasarrıf Vekili Kemal Bey, Ermeni tehcirinde görevini kötüye kullanarak ölümlere sebep olduğu iddiasıyla, idamla yargılanır Mahkemede çoğunluğunu Ermeni komitecilerin teşkil ettiği ve İngiliz Yüksek Komiserliğinin, Rum - Ermeni Şubesinin temin ettiği birçok yalancı şahit çıkararak akıl ve mantığın kabul etmediği bir sürü suç uydurarak, Kemal Beyin aleyhinde şahitlik yaparlar Bunun üzerine, mahkemede sanık sandalyesinde bulunan ve avukatlığını Saadettin Ferit Beyin yaptığı Kemal Bey şu tarihi savunmayı yapar: Düne kadar hkimler heyeti halinde olan sizler, şu dakikada bir tarih mahkemesi sıfatını almış bulunuyorsunuz Ermeniler tarafından öldürülen dindaşlarının ve soydaşlarının matemi Müslümanların yüreklerinin sızlattığı ve her gün gelen kara haberlerin halkı tahrik etmekten geri kalmadığı malumdur Ermeniler ise, Rus Ordularının kah önüne geçerek, kah arkasında kalarak, ekseriya memleketin asker kuvvetinden mahrum kalmasına güvenerek facialar meydana getirmekten çekinmiyorlardı Yozgat Vilayeti dahilinde sevk edilen bazı Ermeni - Muhacir kafilelerine, Ermenilerin Müslümanlara reva gördükleri facialara şahit olmuş, bazı asker kaçaklarının tecavüzü ihtimal dahilindedir Ancak, savaşta yenilişimizin aleyhimizde meydana getirdiği hezeyanı durdurmak maksadıyla iddia makamının da isteği üzerine, kurbanlar verilmesi bir siyaset icabı sayılıyorsa, bu kurban, ben olamam Siz kurban seçmekte değil, ancak hak ve adaletle hüküm vermek vicdani görevini taşıyan bir yüksek heyetsiniz Mutlaka kurban aranıyorsa, herhalde bu işlerin tertipçisi ve idarecisi olarak benim gibi küçük bir memur bulunacak değildir Kemal Beyin bu sözlerden sonra yalancı şahitler, hiç olayları gerçekmiş gibi anlatarak Kemal Beyi iftira yağmuruna tutarlar Bu iftiralar karşısında Kemal Bey şöyle söyler: Hepsi yalandır, uydurmadır Reis Paşa, ben ne bunların söyledikleri Keller köyüne gittim ne de oradan geçtim Burada vuku bulduğunu iddia ettikleri cinayetlerden de haberim yok Hele parmaktan çıkmayan yüzüğü almak için kol kesmek; rica ederim Bu vahşeti kim yaparBu derece şemi bir işi yapacak bir insan tasavvur edemiyorum Esasen, birini ispat edemezler Çünkü, hepsi iftiradan ibarettir Benim haberim olmadan bir şey olmuşsa bilemem Fakat bu ana kadar bu mevzuda hiç bir şikayetçi gelmemiştir İlk defa burada Mahkeme huzurunda bu şikyetlerle karşılaşıyorum Mahkeme bu şekilde devam ederken, İngilizler ve Ermeniler Kemal Beyin asılması için Mahkeme Başkanı Hayret Paşaya baskı yaptıklarından, Hayret Paşa istifa etmiş yerine Nemrut lakabıyla anılan Mustafa Paşa getirilmiştir Nemrut Mustafa Paşa önceden verilmiş bir emri yerine bir memur tavrıyla mahkemeyi sonuçlandırarak 8 Nisan 1919′da Kemal Beyi idama mahkum eder Önceden hazırlanmış olan bu idam kararı tasdik edilmek üzere saraya gönderilir Padişah Sultan Vahdettin, Ferit Paşa Millet ile Padişah arasına siyah bir perde çekti diyerek, bu kararı imzalamaz İş intikam ve bilahare mukatale şeklini alabilir Yolun şimdiden önünü kesmek üzere fetva-yı şerife talebine mecbur oldum der Seyhülislam Mustafa Sabri Divan-Harb-ı Örfi tarafından idama mahkum edilen Kemalin mahkemesi hak ve adle muvafık bir surette icra edilmiş olduğu takdirde, hakkında sadır olan hükm-i idamın derun-i varaka damu harrer fetva ve mükul-i şeriyeye muvafık olduğu veraste-i arzdır şeklinde bir fetva verir FETV VE ÎDAM Bu şekilde verilen fetva ile Ermenilere kısas hakkının verilmiş olması gibi garip bir adalet ölçüsü ve İngilizlerin baskısı ile Türk Hükümeti ve İslam Müftüsü bir Türk-İslam vatanseverinin idamını tasdik ettiler Cezası infaz edilmek üzere İstanbula getirilmiş olan Mehmet Bey, Bekir Ağa Bölüğünden alınarak cezasının infaz edileceği yer olan Beyazıd Meydanına getirilir Kemal Beyin asılacağını duyan bütün İstanbullular ve bilhassa vatanseverler Beyazıd Meydanından toplanırlar Kemal Beye idam sehpasının önünde son sözünü ne olduğunda, o halka şöyle der: Sevgili vatandaşlarım, Ben bir Türk memuruyum Aldığım emri yerine getirdim Vazifemi yaptığıma vicdanım emindir Sizlere yemin ederim ki, ben masumum Son sözüm bugün de budur, yarın da budur Ecnebi devletlere yaranmak için beni asıyorlar Eğer adalet buna diyorlarsa, kahrolsun adalet Kemal Beyin bu sözlerine katılan halk da aynen cevap vererek, Kahrolsun böyle adalet diye bağırmaya başlamışlardır Kemal Bey, bu son sözlerine devam ederek: Benim sevgili kardeşlerim, asil Türk Milletine çocuklarımı emanet ediyorum Bu kahraman millet, elbette onlara bakacaktır Allah, vatan ve milletimize zeval vermesin min Borcum var, servetim yok üç çocuğumu, millet uğruna yetim bırakıyorum Yaşasın Millet? Kemal Beyin idam hadisesi, İngilizlerin hiç beklemediği şekilde büyük tepki ile karşılanır Kemal Beyin cenazesi vasiyeti üzerine, Kadıköy Kuşdili Çayırındaki oğlunun mezarı yanına gömülmesi için, ailesine teslim edilir Kadıköyde büyük bir cenaze töreni yapılır Tabut, Karaköy İtfaiye Karakolu önünden geçerken bir manga asker bayrağı yarıya indirerek selam durur Alışılmışın dışında, tabut eller üzerinde defnedileceği yere kadar götürülerek, 10 Nisan 1919 Perşembe günü akşam üzeri toprağa verilir KEMAL BEYİN ÜZERİNDEN ÇIKAN VASİYETİ TARİHE BİR BELGE OLARAK KALACAKTIR Merhum sevgili oğlum Adnanın medfun bulunduğu Kadıköy Kuşdilli Çayırındaki kabristanda yavrumun yanına gömülmemi diliyorum Teyzem ve kardeşim Kadıköyünde sakindirler Teyzemin adresi Mühürdar Caddesinde 67 numaralı hanedir Adı İsmet Hanımdır Defin masrafı teyzeme tevdi buyrulmalıdır Kabir taşım, hamiyetli Türk ve Müslüman kardeşim tarafından dikilmeli ve üstüne şöyle yazılmalıdır: Millet ve Memleket uğruna şehit olan Boğazlıyan Kaymakamı Kemalin ruhuna fatiha Perişan zevcem Haticeye, yavrularım Müzehher ve Müşerrefe muavenet edilmesini, yavrularımın tahsil ve terbiyesine ihtimam buyrulmasını vatandaşlarımdan beklerim Babam, Karamürsel Aşar Memur-u Sabıkı Arif Bey de acizdir Kardeşim Münir de kimsesizdir Bunlara da muavenet olunursa, memnun olurum Türk Milleti ebediyyen yaşayacak, Müslümanlık asla zeval bulmayacaktır Allah, millet ve memlekete zeval vermesin Fertler ölür, millet yaşar İnşallah Türk Milleti ebediyete kadar yaşayacaktır (30 Mart 1335 Boğazlıyan Kaymakam - Sabıkı Kemal) Millet Onu unutmadı; TBMM 14 Ekim 1922′de çıkardığı özel bir kanunla Millî Şehit olarak kabul etti Boğazlıyanda bir mahalle ve bir okul Millî Şehitin adını taşımaktadır
|