ANA SAYFA   ÖDEV EKLE   İLETİŞİM   EN YENİLER   DERS SİTESİ   TOP 100   YGS Puan Hesaplama   KIZ OYUNLARI   Şimdi 25 Kişi Ödevde
 
 
          Ödev Ara                    
 
Oyunlar
Çemberlıtaşın Gizemi:Hezarfen Çelebi'nin Kitabindaki Sir Ne
Hit: 294      Tarih: 2010-01-21       Ekleyen: blackprens
odevindir »7.sınıf çemberde Açılar Ve Yaylar Ile Ilgili 25 Soru
ȍember Problemleri
Ȃember Ve Daire
»Çember Ve Özellikleri
»çemberde Açılar Ve Yaylar
»Çemberin Simetri Eksenleri Ve Simetrisi Kaç Tanedir
»Çemberlıtaşın Gizemi:Hezarfen Çelebi'nin Kitabindaki Sir Ne
»Kartvizit Oyunu, Sevdiğim Şeyler Oyunu, Ben Panosu, Neşe Çemberi, Adım Saklı Oyunu, B
»Total Privacy Ile Bilgisayarınızı Kapsamlı Bir Güvenlik çemberi Içerisine Alın. Progr

Çemberlıtaşın Gizemi:Hezarfen Çelebi'nin Kitabindaki Sir Ne

İstanbuldaki Çemberlitaş restorasyonunu yürüten şirket yöneticisi, Çemberlitaşın altındaki odada Hz. İsaya ait kutsal eşyaların gömülü olduğunu açıkladı. Medya olaya geniş yer verdi.

Çemberlitaşın sırrı Osmanlıdan günümüze hep merak konusu oldu. Bu konuda ilk tarihsel çalışmamızı Hezarfen Hüseyin Çelebi yaptı.

1670 yılında kaleme aldığı “Kitabu tenkih-i tevarihul-müluk” adlı eserinde, bakın, Çemberlitaşın sırrı hakkında ne yazdı?… Önce yazarımızı tanıyalım:

Hezarfen Hüseyin Çelebi, 1606 yılında İstanköyde doğdu. Asıl adı, Hüseyin İbn-i Cafer İstanköyi eşşehir bi Hezarfen idi.

İstanbulda okudu. Bir süre Devlet-i Aliye-i Osmaniyede memurluk yaptı. Devlet memurluğu sırasında tanıştığı bir kişi yaşamını değiştirdi.

Bu kişi Osmanlı tarihinin en ilginç isimlerinden biriydi: Ali Ufki.

Ali Ufki bir dönmeydi.

Lehistanlı asil bir ailenin çocuğu olduğu da iddia edildi, Litvanyalı olduğu da.30 yaşında Osmanlı tarafından esir alınınca hemen müslüman oldu.

Çok iyi eğitimliydi. Rivayetlere göre, on yedi dil biliyordu. Sultan IV. Mehmedin danışmanlığına kadar yükseldi.

Tıp ve musiki konularında uzmandı. Türk musiki eserlerini ilk kez Batı notasıyla kağıda o döktü.

Dinler tarihine de meraklıydı. Tevrat ve İncilden ilk çevirileri o yaptı. Bu çeviriler arasında, ilahi olarak okunan kutsal şiirler, mezamir de vardı.

Uzatmayayım; Hezarfen Hüseyin Çelebi, Ali Ufkiden çok etkilendi. Bugün hala en önemli kaynak kitaplar arasında gösterilen eserler yazdı.“Telhîsü'l-Beyn fî Kavnîn-i l-i Osmn” adlı kitabında Osmanlı kanunnamesini derledi.
(Haz. Sevim İlgürel, TTK Yayınları, Ankara 199

“Kitabu tenkih-i tevarihul-müluk” adlı eseri dünya tarihi üzerineydi. Tıp, tasavvuf ve coğrafya üzerine ansiklopedik kitaplar kaleme aldı.

Bilinenin aksine, Osmanlıda ilk uçma denemelerini yapan ilim adamı Hezarfen Hüseyin Çelebiydi.

Tarih konusunda kendisini o kadar yetiştirdi ki, Sultan IV. Mehmedin tarih öğretmeni oldu.

Arapça, Farsça, Fransızca ve bir sözlük hazırlayacak kadar İbranice biliyordu. Bu bilgilerden sonra gelelim bizim meseleye:

Hezarfen Hüseyin Çelebi meraklı biriydi. Konstantinin neden Hıristiyan olduğu ve İstanbula niçin yerleştiği, Ayasofyayı kimin ne zaman yaptırdığı , Fatih Sultan Mehmede kadar İstanbulda oturan 90 Rum Kayserinin kimler olduğu gibi, kafasındaki yüzlerce sorunun yanıtını merak ediyordu.

Bu nedenle baş tercüman Hıristiyan Panayottan kitaplar alıp okudu.

Yetmedi. Ali Ufkiden yardım istedi. Yunanca ve Latince kitapları, Ali Ufkiye okutturup notlar aldı.

İşte çıkardığı bu notları da, “Kitabu tenkih-i tevarihul-müluk” adlı eserinde kullandı.

Şimdi sözü, Çemberlitaşın sırrını 337 yıl önce yazmış olan Hezarfen Hüseyin Çelebiye bırakalım. Bakalım bugün hala konuşup tartıştığımız Çemberlitaşın sırrı konusunda neler yazmış…

ÖNCE HIRİSTİYAN OLDU

“İlk defa İstanbulun temelini atıp taht şehri iden muzaffer Konstantindir.

Rum, Yunan ve Latin tarihçiler, bunun menakibini anlatırken rivayet ederler ki Konstantin önce Portekiz, İspanya, Fransa ve İngiltere vilayetlerinin padişahı olan Konstantiyus nam putperest bir melikin oğlu idi.

Babası ölünce, yirmi üç yaşında iken Milad-ı Hazret-i İsa Aleyhisselamın üç yüz dokuzuncu senesinde babasının yerine Portekizde saltanat tahtına cülus eyledi.

Üçüncü seneden sonra Romada elli birinci kayser olan Maksentius nam kayser, gayet zalim ve habis bir adamdı.(…)
Muzaffer Konstantin azim alaylar ile Romaya girüp Maksentiusün tahtına cülus etti. Milad-ı Hazret-i İsanın üç yüz on ikisinde Rum Padişahı oldu.”

“Beşinci senesinde sonra vücudunda lekeler peyda eden bir hastalığa tutulmasıyla o şehrin hekimlerini çağırup, ´benim marazımın ilacını bulun deyu ferman eyledi.

Anlar dahi ittifak idüp cevab verdiler ki, ´eğer bu şehrin meme emen çocuklarını toplayıp boğazladıktan sonra kanlarını büyük bir kazana doldurup kan ısıcak iken içine girüp oturmayasınız, bu marazdan halas olamazsınız dediklerinde emreyledi ki, şehrin meme emen çocuklarını valideleriyle toplayalar.”

“Mezhur Konstantin anaların feryatlarını göricek çocuklara merhamet edip, ´ben bu marazdan helak dahi olursam olayım. Nahak yere bu kadar günahsız çocuğun kanlarına girmeyeyim. Analarına ikişer altın vireler ve evlatlarıyla beraber azad idüp evlerine göndereler deyü buyurdu.”

“Ol gece rüyasında ´Ümmet-i İsadan gizli olan Silyostros nam üsküfe baş vurursan marazdan kurtulursun derler.

Uyandıkda filhal mezhur hakimi isteyüp getirilmesini ferman eyledi. Varub getürdüler.

Mezbur üsküf gördükte dedi ki, ´eğer putlarını terk idüp, bundan sonra Hazret-i İsayı hak peygamber bilüp şeriatını tasdik edersen ilaç eylerim dedikte, ol saat imana gelüp Hazret-i İsanın din ve milletini ve emrettiklerini ve neyettiklerini tamamen kabul ve putlarını inkar etti ve hepsini kırdı.

Bunun üzerine hakim ilac idüp marazdan kurtuldu.”

İSTANBULU KEŞFETTİ

“Saltanatının on sekizinci senesinden sonra rüyasında gördü ki, bir münasip ve bir büyük şehir bina eyleye. Ol sebebten Romadan çıkup diyar diyar gezüp Selanike geldikte havasını beğenüp orada karar kıldı ve kiliseler ve hamamlar yaptırup sular getirdi.”

“İki seneden sonra büyük bir bulaşıcı hastalık çıkup askerlerinin yarısından ziyadesi helak oldu.

Ol sebebden ve Şapur nam Acem şahı üzerine sefer iktizası ile Anadoluya geçerken, Halkedoyn dedikleri şehre ki, halen Kadıköyü denmekle maruftur, oraya konup, eskiden ol şehri Acemler harap etmiş görüp tamirine ferman eyledi.”

“Ol eyyamda Halkedoynda ekabirden bir üstad hakim var idi.

Adına ihvayis derler idi. Hüsnü tabir ile ´Padişahım şehrin binasını Vizantio yerine yapsanız daha münasip görünür dedikte, Konstantin dahi hüsnü itikad ile İstanbul tarafına geçüp havası gayet ile latif yer ve şehir olmaya münasip görüp Milad-ı İsanın üç yüz yirmi dördüncü senesinde temelin atup binasına mübaşeret eyledi.

Namını Konstantaniye kodu.”

“Bundan sonra Romadan vesair vilayetlerden ekabirler ve tüccarlar getirdüp mamur eyledi. Ve saltanat şehri yaptı.”

VE ÇEMBERLİTAŞIN SIRRI

“Miladın üç yüz yirmi dokuz senesinde Tavuk Pazarından vaki olan kırmızı dikilitaşı (çemberlitaş) o oraya koydu.Bu amudun oraya konmasının sebebi şudur:

“Validesinin namı ki Helena nam hatundur. Kudüs-ü Şerif ziyaretine varup Kamame nam kilisayı bina eyledikçe, Hıristiyanların itikadınca Yahudilerin Hazret-i İsayı üzerine gerdikleri salibi ve eline ve ayağına vurdukları mıhları (çivileri) ve bazı mucizeyere ait eserleri Yahudilerden alup oğlu Konstantine hediye getürdü.

Ol dahi, tazim ile alup, hazinesinde sakladı. Sonra zaman ile hatırına geldi ki, bizden sonra gelen melikler, caiz ki, bu mübarek eserlerin kadrini bilmeyüp saygıda kusur ideler, yahut saklamayup yabana atarlar.

Büyük günah ola. Emreyledi ki: Yerin altında kargir ve metin bir hücre bina idüp, ol hücrenin içine mezkur asarı koyup saklayalar. Sonra üzerine halen mevcut olan kırmızı amudu alamet için kodu.”

Okuduğunuz gibi, Çemberlitaşın altında olduğu iddia edilen odada, kutsal hazinelerin olduğunu ilk yazan Türk tarihçi Hezarfen Hüseyin Çelebiydi.

Ama bugün olduğu gibi dün de Çemberlitaşın altındaki kutsal hazineler bu toprakların hep gündeminde oldu.
İddiaları sayfalarına taşıyanlardan biri de, “Mecmua-i Fünun” idi…

ÇEMBERLİTAŞ HIRİSTİYANLAR İÇİN KUTSALDI

Fardis Efendi, Mecmua-i Fünun dergisinde şöyle yazdı: “Çemberlitaşın kaidesi altında Hıristiyanlar için saygıya değer bazı eski eserler gömülüdür.

Bu sebepten ilk devirlerde halk burasını çok kutsal bir yer olarak sayardı. Yılda bir defa büyük halk kitleleri etrafına giderek ziyaret ederdi.”

Osmanlının birkaç bilimsel kuruluşundan biri de Cemiyet-i İlmiye Osmaniye idi. Bu cemiyet her ay “Mecmua-i Fünun” (1862-1867) adında dergi çıkarırdı. Tarihimizde ansiklopedik içerik geleneğinin ilk örneği olan bu dergiyi Münif Paşa yönetti.

Babıali Tercüme Odası katiplerinden Fardis Efendi (no: 35 sayfa 45-49) Çemberlitaş hakkında bakın neler yazmıştı: “Çemberlitaşın gerçek adı ´Konstantin Sütunudur. Etrafında çemberler bulunduğundan Türkler, Çemberlitaş demektedirler.

Civarında birçok yangınlar meydana geldiğinden siyahlanmıştır.

Bu yüzden Avrupalılar ´Yanık Sütun derler. Bizans döneminde ise ´Somaki Sütun adı ile anılırdı.

“Bu sütun Dikilitaş gibi yekpare olmayıp 8 kızıl somaki taş parçasından mürekkeptir. Her taşın çevresi 33 ayak ve yüksekliği 10 ayak 9 parmaktır.

Sütunun yüksekliği yaklaşık olarak 90 ayaktır. Her parçasının üst tarafından defne dalı şeklinde kabartma pervazlar vardır.

“Sütunun üstüne Apollonun heykeli konmuş ve bazı sembollerin ilavesiyle İmparator Konstantine benzetilmiştir.”

“Diğer taraftan şu kitabe oyulmuştur: ´Ey cihan mülkünün hükümdarı olan İsa, şu mahkumeni, saltanat asasını ve Roma devletini sana vakfü takdim ve himayene tevdi ettim.

Bunları afetlerden koru.“Adı geçen küre 407 yılında, asa 541de vuku bulan depremden, heykel ise daha sonraki devirlerde şiddetli bir rüzgardan yere düşerek parçalanmıştır.”

“Çemberlitaş dikildiği vakit 8, bir rivayete göre ise 10 parçadan ibaretti. MS 1080 yılında isabet eden bir yıldırımdan sonra iki-üç parçası yere düşmüş, bu olaydan 70-80 yıl sonra imparator Manuel Comnenes, düşen taş parçalarının yerine, bugün dahi tepesinde görünen mermer başlığı yaptırmış, üzerine bir de haç diktirmiştir.”

“İstanbul fetholunduktan sonra Çemberlitaşın üstündeki haç, Fatih Sultan Mehmedin emriyle indirilmiştir.”
“Bazı rivayetlere göre Çemberlitaşın kaidesi altında Hıristiyanlar için saygıya değer bazı eski eserler gömülüdür.

Bu sebepten ilk devirlerde halk burasını çok kutsal bir yer olarak sayardı. Yılda bir defa büyük halk kitleleri etrafına giderek ziyaret ederdi.” Durun bitmedi: Çemberlitaşın sırrı Cumhuriyet döneminde de devam etti…

ATATÜRK DE ÇEMBERLİTAŞLA İLGİLENDİ

Çemberlitaşın altındaki kutsal hazineyle ilgili haberler Cumhuriyet döneminde de sürdü. Atatürk yurt dışından arkeologlar getirtti.

Tarih Mecmuası 1968 yılında üç sayısını bu konuya ayırdı. Ünlü tarihçiler bu konuda makaleler kaleme aldılar… 1918 yılında İstanbul işgal altında iken Vatikandan bir grup rahip Çemberlitaşın yakınındaki Vezirhandan oda kiraladı.

Buradan tünel kazıp Çemberlitaşın altına gitmek isterlerken yakalanıp sınır dışı edildiler.

Atatürk bile Çemberlitaşın sırrıyla ilgilendi. 1929 yılında yurt dışından arkeologlar getirtti ise de bir sonuç alamadı.
Çemberlitaş sırrı 1960lı yıllarda yine gündeme geldi.

Gündeme getiren ise yine bir yayın organıydı: Tarih Mecmuası.Bakın ünlü tarihçi Yılmaz Öztuna 1 haziran 1968de neler yazmıştı:“Hazret-i İsanın gerildiği hakiki Haçın İstanbulda Çemberlitaşın altında olduğu hakkındaki görüşü kuvvetlendirecek deliller mevcuttur.”

“Ludwig Völklin 1957de Münihte basılan ´Der Kaiser Konstantin adındaki ihtisas monografisinde bu fikri destekleyecek satırlar vardır. (Örneğin) Haça ait parçalarla beraber Hazret-i İsanın kanının bulaştığı topraklar da getirilmişti.”

“Bu kutsal eşya ile beraber, başka kutsal nesneler de bulundu. Bunlar, Hazret-i İsanın havarilerinden Andreasın ve İncili yazı diline geçiren havarilerden Lukasın mantoları idi.

Anadolunun iki yerinde bulunan mantolar inşası bitmek üzere olan Havariyun Kilisesine konuldu. Haçla beraber Çemberlitaşın altına nakledilip edilmediği hakkında Völkl bir şey söylemiyor.”

“Encyclopaedia Britannicanın Cross maddesinde, gerçek Haçın 326 yılında İmparatoriçe Helena tarafından bulunmasının, Hıristiyan dininin inanışlarından olduğu belirtiliyor.

Yani Helenanın İstanbula bir haç getirdiği muhakkaktır.“Haçın Helena tarafından İstanbula getirildiğini St. Ambroise, Rufinus, Sulpicius Severus gibi çağın en muteber Hıristiyan tarihçileri yazmaktadırlar.”

HEYBELİADA RUHBAN OKULU

Tarih Mecmuası muhabiri Öz Dokuman, Heybeliadadaki Ruhban Okuluna gitti ve okulun öğretim üyelerinden arkeoloji uzmanı Hristostomos Konstantinidis ile görüştü.

Konstantinidis okulun 40 bini aşkın kitabından, 24 ciltlik Büyük Yunan Ansiklopedisi, G. Jacquemetin Katolizm, Eusebenin Vitta Konstantinis kitaplarını çıkarıp ilgili pragrafları gösterdi.

Bu kaynaklar da iddiaları doğruluyordu.

Okul müdürü Metropolit Maksimus Repanelis de iddianın doğru olduğuna inanıyordu.

Çemberlitaşın altında kutsal hazinelerin olduğuna inanan bir diğer Hiristiyan din adamı ise, Vatikanın İstanbul temsilcisi Padre Carotenuto idi.

“Haçın bir parçasının Kudüs bir parçasının Romada ve üçüncü parçasının ise İstanbulda olduğu doğrudur. Ama İstanbulda nerede olduğundan emin değiliz” diyordu.

Tüm yazdıklarımızı toparlarsak, Çemberlitaşın sırrı 350 yılı aşkındır değişik zaman dilimlerinde gündemimize gelmektedir.

Ve görünen o ki, daha çok zaman da gelecektir.

Soner YALÇIN
İlişkili Etiketler


Warning: mysql_fetch_array(): supplied argument is not a valid MySQL result resource in /home/odevso/domains/odevsor.com/public_html/icerik.php on line 131

Warning: mysql_fetch_array(): supplied argument is not a valid MySQL result resource in /home/odevso/domains/odevsor.com/public_html/icerik.php on line 23
odevindir Ana Sayfam Yap Sık kullanılanlara ekle Çemberlıtaşın Gizemi:Hezarfen Çelebi'nin Kitabindaki Sir Ne Paylaş

Odevindir