ANA SAYFA   ÖDEV EKLE   İLETİŞİM   EN YENİLER   DERS SİTESİ   TOP 100   YGS Puan Hesaplama   KIZ OYUNLARI   Şimdi 33 Kişi Ödevde
 
 
          Ödev Ara                    
 
Oyunlar
Destanlar
Hit: 140      Tarih: 2010-12-12       Ekleyen: ferdi
odevindir »Abdest Dualari
»Abdest - Din
»Abdest Nasıl AlınırAbdestin Edebleri Nelerdir?
»Atatürkün Yurtta Barış Dünyada Barış Ilkesinin Dünya Barışı Için Gerekli Olduğunu Destekleyen Güncel örnekler
»Bozkurt Destanı Hangi Dönemde Oluşmuştur
»Chrome İçin Eklenti Desteği Geldi!
»Çok çekirdek Ve Windows 7 Desteğine Sahip Bu Güçlü Yazılım Ile Korumalı Bile Olsa DVD
»Çok çekirdek Ve Windows 7 Desteğine Sahip Bu Güçlü Yazılım Ile Korumalı Bile Olsa DVD
»Destan Dönemi Zihniyeti
»Destan Türünün özellikleri
»Destanlar
»Destanlar
»Destanlar ^^AFŞAR TİMUÇİN^^
»Destanlardaki Motiflere çeşitli Destanlardan örnekler
»Destek Ve Hareket Sistemi

Destanlar

ölümsüzlüğü arayan bir kralın öyküsüdür. Destana konu olan kral Gılgamış İÖ 3000 yıllarının ilk yarısında Mezopotamya¨daki Uruk kentinde hüküm sürmüştür. ölümsüzlüğün ve bilginin peşindeki insanı yücelterek anlatan Gılgamış Destanı, günümüze kalabilmiş, bilinen en eski destandır.
Gılgamış Destanı, Akat ve Sümer dillerinde yazılmış tabletlerden derlenmiştir. Bunlardan günümüze 12 tablet kalabilmiştir. Ama bu tabletler eksik olduğu için destan metninin bütünü elde edilememiştir. 1855¨te Ninova¨da yapılan kazılarda, Asur Kralı Asurbanipal¨in bulunan bu tabletlere daha sonra Türk-İran sınırında ve Irak¨taki Nippur kenti kazılarında bulunan tabletler eklenmiştir. Ayrıca Türkiye¨de Sultan Tepe ve Boğazköy¨de yapılan kazılarda da destanını bazı bulunmuşsa da henüz tümü gün ışığına çıkarılmamıştır.

Bu tabletlerdeki metne göre destan, Gılgamış¨ın özelliklerini övgüyle anlatarak başlar. Yarı insan, yarı tanrı olan Gılgamış karada ve denizde olan biten her şeyi bilen başarılı bir yapı ustası ve yenilmez bir savaşçıdır. Destanının, öbür bölümlerinde Gılgamış¨ın başından geçen serüvenler anlatılır. İlk serüven Gılgamış ile Gök tanrısı Anu arasında geçer.
Halkına acımasız davrandığı için Gılgamış¨a öfkelenen Anu, onu öldürmek için vahşi bir hayvan olan Enkidu¨yu üzerine salar. Enkidu ile Gılgamış arasındaki savaşta Gılgamış üstün gelir. Daha sonra Enkidu Gılgamış¨ın en yakın dostu ve yardımcısı olur. Bunun ardından gelen serüven Gılgamış ile aşk tanrıçası İştar arasında yaşanır. İştar Gılgamış¨a evlenme önerisinde bulunur. Gılgamış bunu red eder. Onuru kırılan İştar Gılgamış¨ı öldürmek için yeryüzüne bir boğa gönderir. Gılgamış, Enkidu¨nun da yardımıyla boğayı öldürür. Enkidu rüyasında, boğayı öldürdüğü için tanrılar tarafından ölüme mahkum edildiğini görür. Destanın bundan sonraki bölümüyle ilgili tabletler bulunamamıştır. Ama, destanın devamının yer aldığı Gılgamış¨ın Enkidu için yaktığı ağıtı, düzenlediği görkemli cenaze törenini, sonunda Enkidu¨nun ölüler dünyasına göçtüğünü anlatan tabletler bulunabilmiştir. Destanda Enkidu¨nun ölümünü Tufan öyküsü izler. Tufan, yeryüzünün sularla dolup taşmasının öyküsüdür. Gılgamış destanında Tufan¨ı tanrıça İştar ve Bel¨in başlattığı anlatılır. Gılgamış, Tufan¨dan kurtularak sağ kaldığını öğrendiği Utnapiştim¨i bulmak üzere yola çıkar. Utnapiştim ölümsüzlüğün sırrını bilen bir bilgedir. Utnapiştim¨i bulan Gılgamış, onun verdiği ölümsüzlük otuyla gençliğine yeniden dönecek ve ölümsüzlüğe kavuşacaktır. Ama, destanının insanlar için en üzücü bölümü burada başlar. Çünkü Gılgamış ölümsüzlük otunu yemeye fırsat bulamadan onu bir yılana kaptırır ve Uruk¨a eli boş döner. Bazı kaynaklar, Gılgamış¨ın ölümsüzlük otunu halkıyla birlikte yemek istediğini belirtir. Destan Gılgamış¨ın ölüm karşısında acı yenilgisiyle biter.
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Tufan Efsanesi
Türk mitolojisinde, tufan ile ilgili örnekler Altay Türkleri''nin efsanelerinde yaşamaktadır. Altay Türkleri''nde, tufan efsanesinin bir kaç söyleyişi vardır. Aşağıda bu söyleyişlerden birine yer verilmiştir. Aşağıda yer alan ve U. Harva Holmberg tarafından nakledilen Altay Tufan Efsanesi, İslam ve Hıristiyan dünyasının Nuh Tufanı anlatılarına oldukça benzemektedir. Altay Tufan Efsanesi, özetle şöyledir:

Sel bütün yeri kapladığında, Tengiz (=Deniz) yerin üzerinde efendi idi. Tengiz''in yönetimi altında Nama adında iyi bir erkek yaşardı. Nama''nın Sozun Uul, Sar Uul ve Balık adlarında üç oğlu vardı.

Ülgen (Tanrı), Nama''ya bir kerep (=tahta sandık) yapmasını buyurdu. Nama, sandığın yapılması işini üç oğluna bıraktı. Oğulları, kerepi bir dağ üzerinde yaptılar. Kerep yapıldıktan sonra Nama, onu her biri seksen kulaç olan sekiz halatla köşelerinden yere bağlamalarını söyledi. Böylece su seksen kulaç yükseldiğinde durum anlaşılacaktı. Bundan sonra Nama, ailesi ile çeşitli hayvanları, kuşları alarak kerepe girdi.

Yeryüzünü sisler kapladı. Dünya korkunç bir karanlığa gömüldü. Yerin altından, ırmaklardan, denizlerden sular fışkırdı. Gökten sağanaklar boşandı. Yedi gün sonra yere bağlanan halatlar koptu, kerep yüzmeğe başladı; suyun seksen kulaç yükseldiği anlaşıldı. Yedi gün daha geçti. Nama en büyük oğluna kerepin penceresini açmasını, çevreye bakmasını söyledi. Sozun Uul bütün yönlere baktı. Sonra şöyle dedi: "Her şey suların altına batmış. Yalnızca dağların dorukları görünüyor." Daha sonra Nama da baktı. O da "Gökyüzü ile sular dışında bir nesne görünmüyor" dedi.

Kerep sonunda sekiz dağın birbirine yaklaştığı yerde durdu. Çomoday ve Tuluttu dağlarında karaya oturdu. Nama pencereyi açtı, kuzgunu serbest bıraktı. Kuzgun geri dönmedi. İkinci gün kargayı gönderdi, üçüncü gün saksağanı gönderdi. Hiçbiri geri gelmedi. Dördüncü gün bir güvercin gönderdi. Güvercin, gagasında bir ince dalla geri döndü. Nama bu kuştan, öteki kuşların niçin geri gelmediğini öğrendi. Onlar sırasıyla geyik, köpek ve at leşi yemek üzere gittikleri yerde kalmışlardı. Nama bunu duyunca öfkelendi. "Onlar şimdi ne yapıyorsa, dünyanın sonuna değin onu yapmağa devam etsinler" dedi.

Efsanenin devamında Nama yaşlandığı zaman, kurtardığı canlıları öldürmesi için kendisini kışkırtan karısını öldürür. Oğlu Sozun Uul''u yanına alarak cennete (göğe) çıkar. Daha sonra orada beş yıldızlı bir yıldız kümesine dönüşür. Holmberg''in düşüncesine göre, tufan kahramanları, Yayık Han''a dönüşmüştür. Yayık Han, Altay Türkleri''ne göre, insanları koruyan ve yaşam veren bir ruhtur. Ayrıca insanlarla Ülgen (Tanrı) arasında elçilik yapar

--------------------------------------

Yaratılış Destanı

Başlangıçta "Tanrı Kara Han" ile "su" vardı. Kara Han yalnızlıktan sıkılıyordu. Su dalgalandı, "Ak-Ana" çıktı. Kara Han''a "Yarat!" dedi. Kara Han, kendine benzer birini yarattı, ona "Kişi" adını verdi. Kara Han''la Kişi, suyun üzerinde iki kara kaz gibi uçuyorlardı. Kişi, bu sessizlikten sıkıldı, Kara Han''dan daha yükseğe uçmak istedi. Tanrı, onun uçma gücünü aldı; Kişi suya düştü, battı, az kalsın boğulacaktı. Pişman oldu, Kara Han''dan yardım diledi. Tanrı, yükselmesini buyurdu, Kişi suyun yüzüne çıktı. Kara Han, artık uçamayan Kişi için dünyayı yaratmayı düşündü; Kişiye, suyun dibine dalıp toprak çıkarmasını buyurdu. Kişi''nin çıkardığı toprağı su yüzüne serpti. "Büyü!" dedi. Toprak büyüdü. Kişi, kendisi için gizli bir dünya yapmak üzere toprağın bir kısmını ağzında saklamıştı. O toprak da büyümeye başladı. Kara Han eğer tükürmesini buyurmasaydı, Kişi az kalsın boğulacaktı. Kara Han''ın yarattığı dünya düzdü, Kişi''nin ağzından saçılanlar yüzünden bataklık tepeciklerle örtüldü. Kara Han kızdı. Kişi''yi ışık âleminden kovdu, ona "Erlig" (Şeytan) adını verdi. Yerden, dokuz dallı bir ağaç yükseltti, her dalın altında bir adam yarattı. Bunlar, dünyadaki dokuz insan soyunun atalarıdır. Erlig, bu yeni yaratıkların çok güzel ve iyi olduklarını görünce, onların kendisine verilmesini istedi, Kara Han razı olmadı. Erlig onları kandırıp kötülüğe sürükleyerek kendine çekmeye başladı. Kara Han, insanların bu akılsızlığına kızarak onları kendi başlarına bıraktı. Erlig''i yeraltındaki karanlıklar âleminin üçüncü katına sürdü; kendisi için de göğün on yedinci katını yaratarak oraya yerleşti. Yeryüzünde kendi başlarına kalan insanları korumak ve eğitmek için de bir melek gönderdi. Erlig, o güzel göğü görünce, Kara Han''dan izin alarak o da kendisine bir gök yarattı. Oraya, kandırdığı kötü ruhları yerleştirdi. Bunlar Kara Han''ın yarattığı dünyadaki insanlardan daha iyi yaşıyorlardı. Kara Han''ın canı sıkıldı, bir kahraman göndererek Erlig''in göğünü yıktırdı. Yıkıntılar dünyanın üzerine düştü. O yüzden, dünyada yüksek dağlar, derin boğazlar, büyük ormanlar meydana geldi. Kara Han, Erlig''i dünyanın en alt katına sürdü. Bu güneşsiz, aysız, yıldızsız, karanlık yerde dünyanın sonuna kadar oturmasını buyurdu.
İlişkili Etiketler

odevindir Ana Sayfam Yap Sık kullanılanlara ekle Destanlar Paylaş

Odevindir