|
|
||
![]() |
Devletler Arası Ilişkilerde ülkemizin öncelikleri Hit: 162 Tarih: 2011-12-27 Ekleyen: medussa |
|
»1.Sınıflara Harika Bayram Ödevleri »19.yy Da Osmanlı Devletinde Siyasi Alanda Yapılan Yenilikler »20. Yüzyılın Başında Osmanlı Devleti Ve Avrupa ülkelerinin Siyasi Ve Ekonomik Yapısı »Almanyanın Osmanlı Devletinin Yanında Olmasının Nedeni »Almayanın Osmanlı Devletinin 1. Dünya Savaşına Katılmasının Sebebleri »Araplari Osmanli Aleyhine Kişkirtarak Onlarla Ittifak Yapan Devlet »Aristonun Devlet Ve Sanat Teorisi »Beyazıt Devlet Kütüphanesi »Bursada Selçuklu Devletinden Kalan Izler »Bütün Türk Devletlerinin Kuruluş Ve Yıkılış Tarihleri »Büyük Selçuklu Devleti Siyasi Yapısıyla Ilgili Bilgi Lazım »Devlet »Devlet »Devlet Ana | Devletler Arası Ilişkilerde ülkemizin öncelikleriKüreselleşmenin ve yeni dünya düzeninin sistem dışı bıraktığı unsurların yarattığı her türlü tehdit algılaması, sıcak çatışmalar ve stratejik konumlar bir yandan; farklılaşan yaşam biçiminin değerleri ve giderek artan barışçıl özlem diğer yandan, “Birlik” tartışmalarının yeni niteliğinin ve yeniden yapılanmanın güncel dinamiği ve nedeni olmuştur Farklılaşan motif ve algılamalarla yeni Avrupa, liberal, demokrat, insan haklarına saygılı, inançlara ve farklılıklara hoşgörülü, bireysel haklar ve özgürlükler temeli üzerine kurulmaktadır Aynı değerleri yıllardır paylaşan ve yaşanır kılmak isteyen bir siyasi felsefenin savunucusu olan DYP, bu nedenle de ülkemizin AB içinde yer almasını en çok isteyen parti konumundadır Öte yandan, Avrupanın geleceği tartışmalarında en hassas noktayı oluşturan yetki dağılımı konusunda; Birlik ve üye ülkeler arasındaki paylaşım iki yönlü olmalı; Birliğe verilecek yeni yetki ve görevlerde, AB vatandaşlarının beklentilerine cevap verilmesi ve Birliğin daha şeffaf ve etkin bir yapıya sahip olması hususları temel alınmalıdır ABnin gelecekteki mimarisinin şekillendirilmesi aşamasında, ulusal parlamentoların etkin bir rol oynaması sağlanmalı; demokratik açık ulusal parlamentoların gücünün artırılması ile giderilmelidir AB Antlaşmaları, halk tarafından daha kolay anlaşılmasını teminen, içerikleri değiştirilmeden basitleştirilmeli ve sadeleştirilmelidir Kurumsal Reform çalışmaları, ulus devletin öneminin korunduğu hassas denge içinde gerçekleştirilmelidir ABnin giderek merkezileşen bir süper-devlet değil; özgürlük, demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü ilkelerine dayalı; üye ülkelerin ulusal kimliklerine saygılı bir temel üzerinde, “Birlik” oluşturma hedefi doğrultusunda yürümelidir AB üyeliği topyekun bir zihniyet değişikliğidir, öz değerlerin ve ulusal bütünlüğün korunduğu bir ortamda gerçekleşecektir DYP, Türkiyenin, kat edilecek çok uzun bir yolu olmasına rağmen, tam üyelik hedefine bu çerçevede ulaşılacağı inancını taşımaktadır Katılım Ortaklığı Belgesi birçok konuda Türkiyeye çok kısa sayılabilecek sürelerde önemli yükümlülükler getirmektedir DYP, kısa ve orta vadeli tüm kriterlerin göz ardı edilerek, ana dilin eğitimi, ana dilde radyo ve televizyon yayını, idam cezasının kaldırılması gibi konuların ön plana çıkarılmasına, AB üyeliği gibi bir misyonun iç politikaya taşınmasına ve konunun özünden uzaklaşılmasına karşıdır Tüm kriterler, bir devlet politikası doğrultusunda ve bir bütün olarak, ülkemizin öncelikleri ve hassasiyetlerini göz önüne alan çözümlerle karşılanmalıdır Kısa ve orta vadede Türkiyeden gerçekleştirmesi istenen işlerin yerine getirilebilmesi büyük ölçüde finansmana bağlıdır, bu bakımdan ABnin mali yardımları ihmal etmemesi ve gerekli mali desteği vermesi sağlanmalıdır Türkiye, Avrupa Birliğinin yeniden inşasında söz sahibi olmalıdır Bu fırsatı çok iyi değerlendirmemiz gerekmektedir Hükümeti, muhalefeti, siyasi partileri ve sivil toplum kuruluşları ile AB hedefi konusunda birlikte uyum içinde çalışmalı ve Gümrük Birliğinde gösterdiği performansı tekrarlamalıdır AB, ekonomik ve siyasi kriterleri yakalamış eşit konumdaki bir Türkiyeyi hiçbir zaman gözden çıkaramayacaktır Zira gelişmişlik kriterlerinde başarı sağlamış bir Türkiye modeli, medeniyetlerin çatışmadığı, uzlaşmış bir dünya için örnek olacaktır DYP olarak hedefimiz, ülkemizi, 21 nci yüzyılın ortaya koyduğu gelişmişlik, insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğü prensiplerine dayanan, rekabet edebilen serbest piyasa ekonomisinin yaşanır kılındığı bir seviyeye, en kısa zamanda ulaştırmaktır Ayrıca DYP, bu değerleri yaşanır kılmadan Birliğe üye olunamayacağının da mümkün olmadığının bilincindedir Türkiyenin tam üyelik hedefine, kendi çıkarlarını gözeterek ve yapısal reformları tartışarak, kendi öz değerleri ve bir uzlaşma içinde ulaşması mümkündür DYP, mevcut idare-i maslahatçı (günü kurtarmaya yönelik) yönetim anlayışı ile değil; sosyal ve ekonomik yapıyı 21 yüzyılın değerleri ile dönüştürecek yönetişim anlayışı ile AB ile geleceğini paylaşacaktır DYP, mevcut durumda Kıbrıs konusunu AB açısından en önemli sorun olarak görmektedir Özellikle “Kıbrıs” konusunun ABye katılım açısından ön koşul olmaktan çıkarılması sağlanmalıdır DYP, Türkiyenin Kıbrıs konusunda en küçük tavizine dahi karşıdır Güney Kıbrıs, tam üyelik yolunda müktesebat uyumunda büyük ilerleme kaydetmiştir Güney Kıbrısın tam üyeliği, Türkiye ile AB arasında ciddi sorunlar yaratabilecektir Kıbrıs sorunu, barışçıl ve siyasi eşitlik temel ilke alınarak siyasi diyalog ile çözülmelidir Bu bağlamda, BM Genel Sekreterinin çözüm olarak sunduğu öneriler dikkate alınmaya değer görülmektedir Türkiye stratejik, jeopolitik, tarihsel, sosyal ve siyasal açıdan çok önemli bir bölgede bulunmaktadır Avrupanın ve dünyanın güvenliği için Balkanlar, Kafkaslar ve Ortadoğuda barışın sağlanması şarttır Bin yılı aşkın devlet geleneği, güçlü ekonomik alt yapısı ve artan jeostratejik önemi ile Türkiye, Avrupa entegrasyonunun gereksinim duyduğu açılımı sağlayacak potansiyele sahiptir Yüzyıllardır Avrupa ile iç içe yaşamış Türkiyenin yeri bugün de Avrupadır ve Avrupa ile bütünleşmiş Türkiye, bu konumu ile dünya barışına önemli katkılarda bulunabilecektir Mevcut hükümet tarafından Türkiyenin AB ne tam üyeliği doğrultusunda yürütülen çalışmalar, maalesef güçlü bir siyasi iradeden yoksun ve çok başlıdır Üç yılı aşkın süredir ciddi bir adım atılmamıştır Ancak bunu kamufle edecek bir tarzda bazı hassas konular, iç siyaset malzemesi olarak gündeme getirilmektedir Bir devlet politikası niteliği taşıması gereken bu yöndeki faaliyetler, kısır ve güncel çekişmelere konu edilmekte; ana dilin eğitimi, ana dilde yayın ve idam konusu iç politika tartışmalarının merkezine oturtularak, siyasi pirim sağlanmaya çalışılmakta ve yönetim zaafiyeti kamuoyunun gözünden gizlenmek istenmektedir Oysa ki, yüzyılların birikim ve misyonu olan Avrupa ile bütünleşme çabalarımız, tartışmalara vatandaşların ve sivil toplum kuruluşlarının katılımı sağlanarak, ulusal çıkarlarımız ve objektif kriterler çerçevesinde, önceliklerimiz ve hassasiyetlerimiz göz ardı edilmeden bir devlet politikası olarak somutlaştırılmalı ve yürütülmelidir DYPnin, Ulusal Programda yer alan sosyal politikalar ve istihdam alanındaki nihai hedefi, AB mevzuatının Türkiyeyi ilgilendiren bölümlerinde, söz konusu mevzuatın tam olarak üstlenilerek uygulamaya geçirilmesidir Bu çerçevede; İstihdam piyasasında kadın ve erkek için eşit ücret uygulamasına ilişkin, Tarım da dahil olmak üzere bir işte faaliyet gösteren, serbest iş yapan erkek ve kadınlar arasında eşit muamele uygulanması ile hamilelik ve annelik sırasında serbest iş yapan kadınların korunması ile ilgili, Erkek ve kadın için fırsat eşitliğine ilişkin, İstihdam ve emek piyasası alanında çözümleme, araştırma ve işbirliği ile ilgili, Toptan işten çıkarmalar ile ilgili mevzuata, üye devletlerin yasaları ile uyumuna ilişkin, İşletmelerin transferi ve işverenin iflası durumunda çalışanların haklarının korunması ile ilgili, İşverenin, sözleşmeye ya da istihdam ilişkisine uygulanacak koşullar hakkında çalışanları bilgilendirme yükümlülüğü ile ilgili, Avrupa Sosyal Fonuna ilişkin yeniliklerle ilgili, Yaşlılar ile ilgili, İşçilerin iş yerinde kimyasal, fiziksel ve biyolojik maddelere maruz kalma riskinden korunmaları hakkında, işyeri için asgari emniyet ve sağlık gereksinimleri ile ilgili, ve benzeri konularda, Konsey direktiflerinin uygulanarak, Türk mevzuatının uyumlaştırılması gerektiğini ve; İş sağlığı ve Güvenliği Kurulu nun oluşturulması, İşgücü Piyasası Bilgi Danışma Kurulu nun süreklilik gösteren bir yapıya kavuşturulması, Sosyal diyalog ve çoklu danışma mekanizmaları ile ilgili mevzuatın yeniden düzenlenmesi, Devlet personel rejimi reformunun tamamlanması, Yaşlılara da yönelik olan sosyal yardım programlarının sosyal güvenlik sistemi içinde yeniden yapılandırılması, konularında, kısa ve orta vadeler göz önünde bulundurularak; sadece AB yolunda değil, modern Türkiyenin inşası için bu reformların gerçekleştirilmesini isteyen DYP, bu nedenle mevcut yapının hızla dönüştürülmesini savunmaktadır |
|

