ANA SAYFA   ÖDEV EKLE   İLETİŞİM   EN YENİLER   DERS SİTESİ   TOP 100   YGS Puan Hesaplama   KIZ OYUNLARI   Şimdi 80 Kişi Ödevde
 
 
          Ödev Ara                    
 
Oyunlar
Kadın-Erkek Eşitliği Açısından TR Ve AB'ni Karşılaştırması
Hit: 720      Tarih: 2010-01-19       Ekleyen: blackprens
odevindir »1900 Yılında Türkiyede çalişan Kadın Sayısı
»24 Saat Kaç Dakikadır
»Atatürkün Kadın Hakları Ile Ilgili Düşünceleri
»Atatürkün Kadın Hakları Ile Ilgili Söylediği Sözler
»Atatürkün Türk Kadınına Sağladığı Sosyal Haklar Nelerdir
»Cumhuriyet öncesi Dönemde Iş Hayatında Olmayan Türk Kadınlarının Bugün çalıştıkları Meslekler
»çağdaş Türk Kadınları
»Dünya Kadınlar Günü
»Ekmekçi Kadın - MONTEPIN
»Erkek Ve Kadınların Kullandığı Ortak İsim Ve İstatistikleri
»İslamda Kadınların Başını Bağlaması Varmıdır
»Istanbul Da özel Sektörde çalışan Kadın Sayısının Erkek Sayısının Oranı
»Kadın Girişimcilerin Karşılaştıkları Zorluklar Beklentileri Tr De Kadın Girişimcilik
»Kadın Hakları Ile Ilgili Sözler
»Kadın-Erkek Eşitliği Açısından TR Ve AB'ni Karşılaştırması

Kadın-Erkek Eşitliği Açısından TR Ve AB'ni Karşılaştırması

KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ AÇISINDAN TÜRKİYE VE ABNİN BİR KARŞILAŞTIRMASI







Özet

Kadın-erkek eşitliğinin her alanda sağlanmasının, sosyal eşitliği ve toplumsal uyumu hedefleyen Avrupa Birliğinin (AB) gelecekteki toplumsal bağlılık ve ekonomik başarısı açısından vazgeçilmez bir öneme sahip olduğu bilinen bir gerçektir. AB hem 1997 yılında kabul edilen Amsterdam Antlaşmasında hem de 2000 yılında Lizbonda yapılan Avrupa Konseyi toplantısının, sosyal politika gündeminde, toplumsal cinsiyetçi bakış perspektifinin tüm ana politikalara yerleştirilerek, AB bünyesinde kadınların sosyal, ekonomik ve siyasi hayata katılımlarının geliştirilmesi ve eşitsizliğinin her alanda giderilmesi gerekliliği önemle vurgulanmıştır (European Commission, 2000). Bu çalışmada, ilk olarak, ABde çalışma yaşamında kadın-erkek eşitliğinin kaynakları ve ABnde eşitliğin sağlanması konusunda alınan önlemler ve izlenen politikalar değerlendirilecektir. Kadın-erkek eşitliğinin sağlanmasına yönelik Türkiyede alınan önlemler ve yapılan uygulamalar AB uygulamaları ışığında değerlendirilerek, geleceğe yönelik önerilerde bulunulacaktır.

Anahtar Sözcükler: Kadın-erkek Eşitliği, Ayrımcılığı Önleyici Politikalar, Avrupa Birliği, Türkiye

A COMPARISON OF TURKEY WITH EUROPEAN UNION IN TERMS OF GENDER EQUALITY

ABSTRACT

Realization of gender equality in every domain has a vital role for the future social integrity and economic development of European Union (EU) which aims for social integrity and harmony. Both, in 1997 Amsterdam Treaty and in the social policy section of EU-2000-Lisbon Conference, by implanting the gender mainstreaming perspective in major policies, EU has emphasized the importance of elimination of gender discrimination of woman in political and economic life. In this study, first, the sources of gender equality in work life, the preventing measures taken and policies implemented in realization of gender equality in EU and Turkey are investigated. Then, by comparing gender equality policies implemented in Turkey with gender equality policies implemented in EU some recommendations are made for future.

Key Words: Equality between Women and Men, Policy Implications, European Union, Turkey



I. Giriş

Parg. 1. Kadın-erkek eşitliğinin her alanda sağlanmasının, sosyal eşitliği ve toplumsal uyumu hedefleyen Avrupa Birliğinin (AB) gelecekteki toplumsal bağlılık ve ekonomik başarısı açısından vazgeçilmez bir öneme sahip olduğu bilinen bir gerçektir. AB hem 1997 yılında kabul edilen Amsterdam Antlaşmasında hem de 2000 yılında Lizbonda yapılan Avrupa Konseyi toplantısının sosyal politika gündeminde toplumsal cinsiyetçi bakış perspektifinin tüm ana politikalara yerleştirilerek, AB bünyesinde kadınların sosyal, ekonomik ve siyasi hayata katılımlarının geliştirilmesi ve eşitsizliğinin her alanda giderilmesi gerekliliği önemle vurgulanmıştır (European Commission, 2000).

Parg. 2. 10-11 Aralık 1999da Helsinkide yapılan AB devlet ve Hükümet Başkanları zirvesinde ABne aday ülke olarak kabul edilen Türkiye, bütün üye devletler için geçerli olan, AB müktesebatını kabul etmek, kendi mevzuatlarını buna uyarlamak ve daha da önemlisi benimsemiş olduğu bu yasaları pratikte de uygulamak zorundadır. Bu çerçevede topluluk müktesebatının ayrılmaz bir parçası olan kadın-erkek eşitliğinin sağlanması, eşit muameleye ilişkin düzenlemelerin içi hukukumuza yansıtılması ve hayata geçirilmesi için gerekli bütün tedbirlerin alınması ABne üyeliğin en önemli koşullarından biri olarak görülmektedir. Bu bağlamda, son yıllarda Türkiye, gerek aile hayatında ve gerekse çalışma alanında var olan eşitsizliğin giderilmesi için ABnin bu alanlarda çıkarmış olduğu direktifler doğrultusunda birtakım düzenlemelerde bulunmuş fakat uygulamada halen varolan cinsiyete dayalı ayırımcılık konusunda büyük bir ilerleme kaydedilememiştir.

Parg. 3. Bu çalışmada ilk olarak ABde çalışma yaşamında kadın-erkek eşitliğinin kaynakları incelenecektir. İkinci bölümde Avrupa Birliğinde eşitliğin sağlanması konusunda alınan önlemler ve izlenen politikalar ile geleceğe yönelik takip edilecek politikalar değerlendirilecektir. Üçüncü bölümünde ise kadın-erkek eşitliğinin sağlanmasına yönelik Türkiyede alınan önlemler ve yapılan uygulamalar, ABnin uygulamaları ışığında değerlendirilerek, geleceğe yönelik önerilerde bulunulacaktır.

II. ABde Kadın-Erkek Eşitliği İle İlgili Düzenlemeler

Parg. 4. Bilindiği gibi, 1957 yılında Roma Antlaşması ile bir ekonomik birlik projesi olarak başlayan Avrupanın bütünleşmesi süreci, günümüzde ekonomik, siyasal, sosyal ve askeri bir bütünleşme yönünde gelişmektedir. Avrupanın bütünleşmesinin ekonomik ve sosyal alanlarında alınan mesafe henüz sosyal politika alanında alınamamıştır. ABnin ilk kuruluş yıllarında sosyal politika geri planda kalmış ve üye devletlerin kendi iç meseleleri olarak görülmüştür. 1970lerde önem kazanmaya başlayan sosyal politika, bu kez de yeni liberal yaklaşımların ve özellikle de İngilterenin karşı oy kullanması nedeniyle önemli bir mesafe alamamıştır (Çelik, 2000).

Parg. 5. Sosyal politika alanında ilk gelişmeler ancak 1992de imzalanan Maastricht Antlaşması ile başlamıştır. Avrupa istihdam ve sosyal politikası için bir dönüm noktası teşkil eden ve 1997de imzalanan Amsterdam Antlaşması ile Topluluğu kuran antlaşmanın içine sosyal politika düzenlemeleri eklenerek ilk kez istihdam politikasının ortak bir Avrupa görevi olduğu kabul edilmiştir (Palaz, 2003a).

Parg. 6. ABni kuran Roma Antlaşmasının bazı maddelerinde sosyal politika ile ilgili konularda da kararlar alınmış fakat bu kararların temel amacı ekonomik bütünleşme sürecini ve özellikle ortak pazarı kolaylaştırmak yönünde olmuştur. AB sosyal politikası içinde kadın-erkek eşitliği en temel prensiplerinden biri olarak kabul edilmiş ve ABni kuran Roma Anlaşmasının 119. Maddesinde “Kadın ve erkek arasında eşit işe eşit ücret ilkesinin uygulanması” kararı alınmış olmakla birlikte, bu kararlar, üye devletleri bağlayıcı nitelikte olmadığı için sadece hatırlatma olarak kalmıştır. Fakat şunu da belirtmekte fayda vardır. Bu madde AB içinde kadın erkek eşitliği tartışmalarının da başlamasını sağlamıştır (Avrupa Komisyonu, 2000:1).

Parg. 7. 1970li yıllarda AB içinde sosyal politikanın önem kazanması ile birlikte kadın hakları konusunda da birtakım gelişmeler olmuştur. Bu yıllarda Avrupa Topluluğu Adalet Divanı 119. maddeyi geniş kapsamlı biçimde yorumlayarak ve fırsat eşitliği konusunda kabul edilen diğer mevzuatları da uygulayarak, fırsat eşitliği konusunda duyarlılığını göstermiştir. Divan tarafından verilen kararların sayısı, istihdama ulaşım, sosyal güvenlik ve ücret ile ilgili olarak fırsat eşitliği kavramının açıklanması ve yaygınlaştırılmasına yardımcı olmuştur. Aynı zamanda Konsey ve Komisyonun bu konularda vermiş olduğu kararlar ve tebliğler de gelecekteki eylem programları için bir çerçeve oluşturmuştur (Avrupa Komisyonu, 2000: 2).

Parg. 8. ABde kadın erkek eşitliği alanında asıl gelişme 1992 yılında imzalanan Maastricht Antlaşmasının imzalanmasıyla gerçekleşmiştir. Antlaşmanın ekinde yer alan Sosyal Politika Anlaşmasında işgücü piyasasında kadın ve erkek için fırsat eşitliği ve eşit muamele ile ilgili mevzuatın kabulüne ilişkin ek bir usul öngörülmüştür (Palaz, 2003a). 1997 yılında imzalanan Amsterdam Antlaşması ABde fırsat eşitliğine ilişkin son ve en önemli yolu açarak kadın ve erkek eşitliğini Topluluğun en temel görevlerinden biri olarak belirlemiştir. Roma Antlaşmasının 119. maddesi, Amsterdam Antlaşması ile yeniden (141 olarak numaralanan madde) düzenlenerek Topluluğa kadın ve erkek eşitliği alanında eylem için kendi hukuki dayanağını vermiştir. Bu konu, istihdam dışındaki alanlarda da cinsiyete dayalı ayırımcılıkla mücadele için önlem alınmasını sağlayan 13. madde ile de desteklenmiştir. Bu tarihten itibaren, tüm AB kurumları cinsiyet eşitliğini sağlamak için istihdam, eğitim, gençlik vb. gibi tüm politika alanlarında ve her düzeyde (Avrupa, ulusal ya da yerel düzeyde) her faaliyet alanında dikkate alınmasını sağlamayı amaçlamaktadır. Bu yaklaşım toplumsal cinsiyetçi bakış açısı olarak tanımlanmakta ve bu görüş ile ABnde fırsat eşitliği herkesin önceliği haline gelmiştir (Avrupa Komisyonu, 2000: 2). 2000 yılında Lizbonda yapılan Avrupa Konseyi Toplantısında ABnin 2005 yılına kadar çalışma hayatı alanında bağlı kalacağı ilkeleri ve gerçekleştireceği faaliyetleri ortaya koyan “sosyal politika gündeminde” de kadınlar ve erkekler arasında Avrupa düzeyinde eşitliğin sağlanması ile ilgili uzun süredir devam eden girişimlerin artırılması ve toplumsal cinsiyet konusunun tüm politikalara dhil edilmesi gerekliliği tekrar vurgulanmıştır (TİSK, 2001).

Parg. 9. Kadınların uygulamada karşılaşabilecekleri eşitsizlikleri çözümlemek amacıyla 1975 yılından itibaren bir dizi direktif ve Konsey sonuç kararları çıkarılmıştır. 1975de çıkarılan, eşit işe eşit ücret ve bunu takiben 1976da kadın ve erkek için eşit muamele ilkesinin sadece ücret değil aynı zamanda işe başvurmada, işe almada, çalışma koşullarında eşitlik sağlanmasında ve mesleki eğitim ve işte yükseltilmede de geçerli olan bir ilke olduğu vurgulanarak eşitlik konusunun kapsamı geliştirilmiştir. Aynı şekilde yapılan değerlendirmelerde eşitlik ilkesinin gerçek hayatta uygulanabilmesi ve kadınların yargı yoluna başvurarak haklarını aramasını sağlamak için Komisyon ispat yükümlülüğüne ilişkin mevzuat geliştirmiş ve Konseyin 1987de kabul ettiği “cinsiyet ayırımcılığında ispat yükümlülüğüne dair 97/80 sayılı direktif, muamele eşitliği ilkesinin, ihlal edilmediğini ispat etme keyfiyetinin, davalıya ait olduğunu sağlamak üzere üye ülkelerin gerekli tedbirleri almasını öngörmüştür (Hermans, 2001).

Parg. 10. Kadınlar için fırsat eşitliği sağlamak ve cinsiyet ayırımcılığına karşı mücadelelerini desteklemek ve geliştirmek amacıyla bunları takiben, tarım sektörü dhil serbest çalışan kadın ve erkeğe eşit muamele ilkesinin uygulanması ve serbest çalışan kadınların hamilelik ve doğum hallerinde korunmaları, hamile, lohusa veya emzikli çalışanların iş sağlığı ile güvenliğini geliştirmeyi teşvik eden önlemlerin alınması, kadın ve erkek için fırsat eşitliğinin Avrupa yapısal fonlarıyla geliştirilmesi, AB içerisinde istihdam yoğun ekonomik büyüme stratejisine kadınların eşit katılımı, ebeveyn izni, Avrupa yapısal fonlarına kadın ve erkek için fırsat eşitliğinin dhil edilmesi, kadın ve erkeğin aile ve çalışma yaşamına dengeli katılımı gibi pek çok direktif ve konsey sonuç kararı çıkarılmıştır (Terzi, 2004: 131).

Parg. 11. AB Komisyonu kadın erkek eşitliğinin insan haklarının bir gereği olduğu ve ABnin Orta ve Doğu Avrupa ülkelerine doğru genişleme sürecini takiben hız kazanan siyasal bütünleşme süreci içerisinde de ülkeler arasında birlik ve dayanışma sağlamada en önemli etkenlerden biri olduğunu belirtmiştir. Toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması konusunda alınacak tedbirler ve uygulamalar içinde bir çerçeve programı çizilerek gelecek yıllar için öncelikler belirlenmiştir;

- 2001de eşit işe eşit ücretin tüm üyeler tarafından hayata geçirilmesi,

- 2002de aile ve iş hayatının uyumlaştırılması sağlanarak kadınların istihdama katılımını teşvik edilmesi,

- 2003de kadınların karar alma mekanizmalarına katılımının sağlanması

- 2004-2005de cinsiyet rollerine yönelik stereotip değer yargılarının değiştirilmesine katkıda bulunmak (Commission of the European Communities, 2003).

Parg. 12. Görüldüğü gibi, Komisyon tarafından hazırlanan kadın ve erkek eşitliğinin sağlanmasına yönelik Topluluk Çerçeve Stratejisinin amacı kadınların ekonomik hayata girmesini kolaylaştırmak, yaşam boyu öğrenimi desteklemek ve işgücü piyasasında karşılaştıkları sorunlara yönelik önlemler almak, siyasal ve sosyal yaşama tam katılım sağlamak ve cinsiyet rolleri ve stereotip değer yargılarının değiştirilmesi için faaliyetlerde bulunmak olarak özetleyebiliriz.

Parg. 13. Yapılan araştırmalara göre, 2003 yılında kadın ve erkek arasındaki işsizlik farkı %1.8, ABne Mayıs 2000de katılan ülkelerde kadın işsizlik oranları hemen hemen ABdekilerin iki katı olduğu bulunmuştur. ABde kadın ve erkek ücret farkı ortalama %16dır. Mesleki ayırımcılık açısından incelendiğinde, kadınlar yoğun olarak sosyal hizmetler, eğitim ve perakende satış sektörleri gibi düşük ücretli ve geleceği olmayan işlerde, erkekler ise, teknisyen, mühendis ve yönetici olarak yüksek ücretli ve kariyeri olan mesleklerde yoğunlaşmıştır (Terzi, 2004: 134). Görüldüğü, uygulamada ABnin cinsiyete dayalı ayrımcılıkla mücadele etmek ve izlemek adına çıkarmış olduğu bütün bu direktifler ve Konsey kararlarına rağmen halen iş hayatında kadınlar ayrımcılıkla karşılaşmaktadırlar.

III. ABnde kadın-erkek eşitliğinin sağlanmasında izlenen politikalar

Parg. 14. ABnin kadın-erkek eşitliğinin her alanda sağlanması için, yukarıda belirtildiği gibi, çalışma hayatı ve sosyal güvenlik, kadınların iş yaşamına girmesini kolaylaştırıcı önlemler, cinsiyete dayalı ayırımcılıkla mücadele, siyasal karar alma süreçlerine katılımı desteklemek ve eğitime yönelik düzenlemeler olmak üzere pek çok direktif, tavsiye kararları ve Konsey sonuç kararları çıkarılmıştır. 23-24 Mart 2000 tarihinde Lizbonda yapılan Avrupa Konseyi Toplantısında ABnin 2005 yılına kadar çalışma hayatı alanında bağlı kalacağı ilkeleri ve gerçekleştireceği faaliyetleri ortaya koyan “sosyal politika gündeminde” de kadınlar ve erkekler arasında Avrupa düzeyinde eşitliğin sağlanması ile ilgili uzun süredir devam eden girişimlerin artırılması ve cinsiyet konusunun tüm politikalara dhil edilmesi gerekliliği vurgulanmıştır (TİSK, 2001).

Parg. 15. ABnin 1970li yıllarda çıkarmış olduğu direktiflerde temel prensip cinsiyet eşitliğini sağlamak için eşit davranma yaklaşımı olmuştur. Fakat eşit davranma yaklaşımı ABnde cinsiyet eşitliğini sağlamada temel bir yaklaşım olmasına rağmen iş piyasalarında cinsiyet eşitliğini sağlamada pek fazla yardımcı olamadığı için eleştirilmiştir. Çünkü yıllardır bu ilke AB de dhil olmak üzere pek çok ülkede uygulanmasına rağmen, halen kadınlar ayrımcılıkla karşı karşıya kalmaktadır. Eşit davranma ilkesi formel iş piyasası içinde çalışan kadınların ayrımcılığa karşı korunmasında etkili olurken kayıt dışı çalışan ya da iş piyasası dışında meydana gelen ayrımcılığın engellenmesi konusunda yeterli olamamaktadır (Rees, 1998; Dex and Sewell, 1995).

Parg. 16. 1980li yıllarda ABne üye ülkeler eşit davranma ilkesinin cinsiyet ayırımcılığıyla mücadelede başarısızlığını görerek yeni bir yaklaşım olan olumlu eylem politikasını uygulamaya başladılar. Olumlu eylem politikası, erkek egemen toplumlarda eşitsizlikle karşılaşan kadınların, bu sorunları ile baş edebilmeleri için, onlar adına bir takım özel programları hazırlayarak, onları eğiterek, niteliklerini artırarak iş piyasasına hazırlamak şeklinde tanımlanmıştır (Rees, 199. Son yirmi yılda, ABnde, kadınların istihdam edilebilirliklerini artırmak adına eğitim programları, kadınların erkek mesleği olarak bilinen mesleklere girebilmeleri için teşvikler, çalışan anneler için çocuk bakım hizmetleri ve iş ile aile hayatını uyumlaştıran, kadınların iş hayatına katılımını artıran part-time çalışma programları gibi pek çok eylem programları hazırlanmış ve uygulanmıştır. (Arribas ve Carrasco, 2003). Kadın merkezli olumlu eylem programları kadınların istihdam edilebilirliklerini artırmada oldukça etkili olmasına rağmen kısa vadeli ve toplumun genelini kapsayan bir program olmadığı için eleştirilmiştir (Rees, 199. Çünkü bu programlar sadece belli kesimdeki, özel eğitime ve kendini geliştirmeye ihtiyacı olan kadınlar için istihdam imknlarına kavuşmada iyi bir fırsat olmasına rağmen, toplumda var olan cinsiyetçi bakış açısını değiştirmekte başarılı olamamaktır. Aynı şekilde çalışma yaşamına giren kadınlar bu mevcut bakış açısı değiştirilemediği için halan eşitsiz çalışma ve ücret koşullarına maruz kalmaktadır.

Parg. 17. Son yıllarda, yukarıda belirtilen cinsiyet ayrımcılığını önlemeye yönelik politikaların eşitliği sağlama konusundaki başarısızlığı karşısında, toplumsal cinsiyet bakış açısı olarak adlandırılan yeni bir görüş ortaya atılmıştır. Toplumsal cinsiyetçi bakış açısının, bütün ana program ve politikalara yerleştirilmesi stratejisi olarak tanımlayabileceğimiz bu görüş, ilk olarak BM Dördüncü Dünya Kadın Konferansı (1995) sonucunda kabul edilen Pekin Eylem Platformunda gündeme gelmiştir (Bretherton, 2002: 2).

Parg. 18. Toplumsal cinsiyetçi bakış açısı eşit davranma ilkesi veya olumlu ayırımcılık politikalarından oldukça farklıdır. Diğer politikalar genellikle iş yerinde kadın ve erkekler için, fırsat eşitliğini sağlamaya yönelik politikalarla, cinsiyet eşitliğini sağlamaya çalışmasına rağmen, toplumsal cinsiyetçi bakış açısı her alanda cinsiyet eşitliği bakış açısını sistematik ve kasti olarak bütün politika ve programlara yerleştirmek için uğraşmaktadır. Bu yeni bakış açısı, kadınların ve erkeklerin taleplerinin, çıkarlarının, beceri ve kapasitelerinin politika oluşturma ve uygulama süreçlerinin her aşamasında dikkate alınması gerekliliğini vurgulamaktadır. Toplumsal cinsiyet bakış açısının ana plan ve politikalara yerleştirilmesinin önemi, böyle bir anlayışın, topluma yerleşmesini sağlayarak, daha etkin, kapsamlı ve adil çözümler üretilmesi imknlarını yaratarak gerçek hayatta da eşitliğin sağlanmasını kolaylaştıracağı çok açıktır.

Parg. 19. ABnin cinsiyet eşitliğini sağlamadaki temel politikası toplumsal cinsiyetçi bakış açısıdır. Bu politika, gerektiğinde eşit davranma ve olumlu eylem politikalarıyla desteklenerek toplumda eşitlik anlayışının yerleştirilmesini, ana hedef olarak belirlemiştir.

IV. Türkiyede Kadın-Erkek Eşitliği ve ABne Uyumu

Parg. 20. Türkiyenin kadın-erkek eşitliği konusunda nerede olduğu ve yaşanan cinsiyet eşitsizliğinin boyutlarını görmek için Birleşmiş Milletler Kalkınma Programının (UNDP) geliştirmiş olduğu endekslerden faydalanmakta yarar vardır. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı tarafından kalkınma kavramının yeni boyutlarından biri olarak cinsiyete dayalı eşitsizliğin giderilmesi konusunda çalışmalar başlatılmış ve bu bağlamda Toplumsal Cinsiyete Dayalı Kalkınma Endeksi (Gender-Related Development Index - GDI) ve ayrıca, kadınların ekonomik ve siyasal yaşamdaki dağılımını ve katılımını ölçen Toplumsal Cinsiyete Dayalı Güç Ölçüsü (Gender Empowerment Measure - GEM) endeksi geliştirmiştir.

Parg. 21. Toplumsal Cinsiyete Dayalı Kalkınma Endeksi üç kriter esas alınarak insani gelişme yönünden kadın ve erkek arasındaki eşitsizlikler hesaplanmaya çalışılmıştır;

i) Ortalama yaşam beklentisi,

ii) Kadın ve erkek okuma-yazma oranı ve okullaşma oranı,

iii) Ortalama gelir düzeyi (kazanılan gelir içerisinde kadın ve erkeğin payı).

Parg. 22. Kadınların siyasal ve ekonomik yaşama ne ölçüde katıldıklarını tespit etmek için kullanılan Toplumsal Cinsiyete Dayalı Güç Ölçüsü de dört ölçüt esas alınarak hesaplanmaktadır;

i) Siyasal katılım (parlamentodaki kadın milletvekili sayısı)

ii) Yönetici pozisyonundaki kadın yüzdesi,

iii) Mesleki ve teknik işgücü içerisinde kadın işgücünün oranı,

iv) Toplam kazanılmış gelir içerisinde kadına düşün pay (UNDP, 1995).

Parg. 23. Birleşmiş Milletlerin 2004 yılında yayınladığı beşeri kalkınma raporunda yer alan 177 ülkeyi kapsayan endekste Türkiye, cinsiyete dayalı kalkınma endeksi değerine göre 70. sırada, kadınların ekonomik ve siyasi yaşamdaki dağılımını gösteren cinsiyete dayalı güç ölçüsüne göre de 73. sırada yer almaktadır (UNDP, 2004). Genel olarak değerlendirildiğinde, Türkiye orta düzeyde cinsiyete dayalı kalkınmaya sahip ülkeler arasında yer almakla birlikte üst düzeylerde kalkınma endekslerine sahip AB ülkelerine göre değerlendirildiğinde de oldukça düşük seviyede kalmaktadır.

Parg. 24. Aynı şekilde, resmi istatistiklere baktığımızda, Türkiyede kadın nüfusun sadece % 26sı işgücüne katıldığını görürüz (DİE, 2000). Kadınlar arasında işsizlik oranı erkeklerden daha yüksektir ve kadınların çoğu kısmi süreli (part-time) ve düşük ücretli işlerde çalışmaktadır (Palaz, 2003b). Kadın ve erkek ücretleri ile ilgili çalışmalara göre kadınlar ortalama olarak erkeklerin yarısı kadar kazanmaktadır (Dayıoğlu, 1995). 2002 verilerine göre kadınların % 14.6sı okuma yazma bilmemektedir. İlköğretimde okullaşma oranı kadınlarda % 85 erkeklerde % 93dür (UNDP, 2004). Avrupa Konseyinin 2002 tarihli verilerine göre Türkiye % 4.18lik kadın milletvekili oranı ile Konsey üyesi 43 ülke arasında sondan birinci gelmektedir. Aynı şekilde, hükümet içinde kadın temsili açısından Türkiye yüzde 5.13 ile 38. sırada gelmektedir. Mart 2004de yapılan son yerel seçimlerde seçilen 3234 belediye başkanından sadece 25i kadındır. Yerel yönetimlerde kadının temsil oranı da binde 77dir (Forsman, 2004: 15. Bütün bu resmi göstergeler Türkiyede kadın erkek eşitliğinin sağlanmasında halen istenilen seviyeye ulaşılamadığını işaret etmektedir.

Parg. 25. Türkiye ABne uyum sürecinde giriştiği reformların bir parçası olarak cinsiyete dayalı her türlü ayrımcılığın ortadan kaldırılması için gerekli çalışmaların yapılması doğrultusunda son zamanlarda kadınlar lehine pek çok hukuki düzenleme yapmıştır. 1 Ocak 2002 yılında yürürlüğe giren yeni Medeni Kanun kadınlara yönelik cinsiyete dayalı ayrımcılığı destekleyen maddeleri kaldırarak kadın-erkek eşitliğinin sağlanmasına yönelik düzenlemeler getirmiştir. Örneğin, aile reisliği kavramının kaldırılması, eşlerin eşit hak ve yükümlülüklerinin güvence altına alınması, evlilik birliği sırasında edinilmiş malların eşit paylaşılması gibi alanlarda kadınlar lehine düzenlemeler getirilmiştir (Kerestecioğlu, 2004: 81).

Parg. 26. Aynı şekilde, ilk kez 10 Haziran 2003 yılında yürürlüğe giren yeni İş kanununun 5. maddesine eşit davranma ilkesi getirilerek, iş ilişkisinde cinsiyet ayrımının yapılmayacağı belirtilmiştir. İşveren, biyolojik veya işin niteliğine ilişkin sebepler zorunlu kılmadıkça, bir işçiye, iş sözleşmesinin yapılmasında, şartlarının oluşturulmasında, uygulanmasında ve sona ermesinde, cinsiyet veya gebelik nedeniyle doğrudan veya dolaylı farklı işlem yapamaz denmektedir. Bu maddenin devamında (6. Fıkrada) iş ilişkisinde veya sona ermesinde yukarıdaki fıkra hükümlerine aykırı davranıldığında işçi, dört aya kadar ücreti tutarındaki uygun bir tazminattan başka yoksun bırakıldığı haklarını da talep edebilir denmektedir (TİSK, 2003: 5-6). Yine, İş Kanununun analık halinde çalışma ve süt izni başlıklı 74. maddesinde doğum öncesi ve sonrası çalışma yasağı eski İş kanununda 12 hafta iken ABnin bu konuyla ilgili Direktifleri doğrultusunda bu süre 16 haftaya çıkarılmış ve çoğul gebelik hali de düşünülerek bu durumlarda bu sürelere ek sürelerde ekleneceği söylenmiştir (TİSK, 2003: 57-5.

Parg. 27. 1986 yılında, bazı maddelerine çekinceler koyarak taraf olduğumuz Birleşmiş Milletler (BM) Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Ortadan Kaldırılması Sözleşmesi (CEDAW) ve ABnin kadın-erkek eşitliği konusunda ilgili tüzük ve yönergelerine uyum sağlamak amacıyla, 7 Mayıs 2004de, Anayasanın 10. maddesinde gerekli değişiklikler yapılmıştır. Anayasanın kanun önünde eşitlik başlıklı 10. maddesine “kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet bu eşitliğin yaşama geçirilmesini sağlamakla yükümlüdür” şeklinde fıkra eklenmiştir (Işık, 2004: 1).

Parg. 28. AB Komisyonu tarafından Türkiyenin AB müktesebatına uyum sürecinde yaptığı çalışmaları değerlendirmek için hazırlanan son 2004 ilerleme raporuna göre, Türkiye, sosyal politika ve istihdam başlığı altında kadın-erkek eşitliği ve ayrımcılıkla mücadele konusunda bazı ilerlemeler kaydetmiştir. Örneğin, Anayasanın 10. maddesi, artık kadın ve erkeklerin eşit haklara sahip olduğunu anayasa düzeyinde kabul etmekte ve devlete bu eşitliğin hayata geçirilmesinde olumlu eylem politikası yapma yükümlülüğü getirmektedir. Ayrıca, yeni Türk Ceza Kanunu kadın hakları, namus cinayetleri, bekret testi ve tecavüz konularında daha ileri düzenlemeler getirmiş, gelenek ve göreneklere dayandırılan ve insan hayatını hedef alan suçların yaşam boyu hapis cezasıyla cezalandırılmasını öngörmüştür. İş kanunu madde 5de eşit davranma ilkesi getirilerek iş ilişkisinde cinsiyete dayalı ayırımcılık yasaklanmıştır. Fakat bu madde iş yaşamında cinsiyet eşitliğini garanti etmekle birlikte yaptırım konusunda zayıf kalmıştır. İş ilişkisinde ve sona ermesinde bir tazminat öngörmekle birlikte işe almada cinsiyet ayırımcılığıyla karşılaşıldığında bir yaptırım getirmemiştir (İKV, 2004).

Parg. 29. Aynı şekilde, ilerleme raporunda AB Komisyonu son yıllarda Türkiyede çalışma hayatında kadın-erkek eşitliği konusunda iş güvencesi yasası, analık halinde izin, gibi konularda aşama kaydedildiği halde kadınların uygulamada halen sorunlarla karşılaştığına dikkat çekmektedir. Örneğin kadınların işgücüne katılım oranı çok düşüktür (2003 yılı için, %26.3), kadınların % 19u okuma yazma bilmemektedir, Güneydoğuda bu oran daha yüksektir. Yine Güneydoğuda bazı illerde ilköğretim çağındaki kız çocuklarının %38si, ortaöğretim çağındaki kızların da %50si okula gitmemektedir. Kadınların karar alma mekanizmalarına katılım oranları oldukça düşüktür. Örneğin, TBMMdeki kadın oranı sadece % 4dür (İKV, 2004). Türkiyede kadınlara mal edilmiş cinsiyet eşitsizliğine dayanan toplumsal roller ve stereotip değer yargıları halen çok yaygın ve değiştirilmesi çok güç görünmektedir. Bu tür roller ve değer yargılarının varlığı kadınlara yönelik ileri ve eşitlik sağlayıcı yasaların çıkarılmasına rağmen uygulamada etkisiz kalmasına neden olmaktadır.

V. Genel Değerlendirme

Parg. 30. Genel olarak değerlendirildiğinde Türkiye ABnin kadın erkek eşitliğini sağlamaya yönelik izlediği politikaları benimsemekte ve ABne uyum süreci içinde mevzuatımızı AB yasaları doğrultusunda değiştirmeye çalışmaktadır. Fakat cinsiyet eşitliğini sağlamak için mevcut yasaları değiştirmek ya da yeni yasaları kabul etmek konusunda gösterdiği başarıyı uygulamada gösterememektedir. Türkiye için ABne tam üyelikte cinsiyet eşitliğinin gerçek hayata geçirilememesi ilerleme raporlarının istihdam ve sosyal politika alanında en önemli sorunlardan birisi olarak karşımıza çıkmaktadır.

Parg. 31. Daha önce belirtildiği gibi, ilk olarak BM 4. Dünya Kadın Konferansı (1995) sonucunda kabul edilen Pekin Eylem Platformunda gündeme gelen ve 1999da Amsterdam Antlaşması ile değiştirilen Roma Antlaşmasının 3. maddesi ile toplumsal cinsiyetçi bakış açısı ABnin izleyeceği yeni politikası olmuştur. Bu bakış açısına göre, gözlem ve değerlendirme aşamasına kadar olan tüm politika belirleme süreçlerine, kadın-erkek eşitliğini sağlama amacı ile cinsiyete yönelik bakış açısının dhil edilmesi gerekmektedir (Terzi, 2004).

Parg. 32. Türkiyede toplumsal, siyasal ve ekonomik yaşamda kadınların karşılaştığı sorunlar göz önünde bulundurulduğunda, ABnin cinsiyet ayrımcılığıyla mücadelede temel yaklaşım olarak kabul ettiği toplumsal cinsiyetçi bakış açısı, en etkili olabilecek yol olarak görülmektedir. Toplumda varolan cinsiyete dayalı ayrımcılığı yok etmek veya en aza indirgeyebilmek için ilk önce toplumsal cinsiyetçi bakış açısını bütün ana plan ve programlara yerleştirerek cinsiyet eşitliliğinin gerekliliği konusunda bütün toplumu bilinçlendirmek ve eğitmek gerekmektedir. Ayrıca, buna ek olarak bu konuda çıkarılan yasaların uygulanmasının sağlanması için gerekli ve caydırıcı yaptırımlar koymak ve çalışma hayatını düzenli olarak denetlemek de gerekmektedir.

Yrd.Doç.Dr. Serap PALAZ

http://www.e-akademi.org/incele.asp?...r/spalaz-1.htm
İlişkili Etiketler


Warning: mysql_fetch_array(): supplied argument is not a valid MySQL result resource in /home/odevso/domains/odevsor.com/public_html/icerik.php on line 131

Warning: mysql_fetch_array(): supplied argument is not a valid MySQL result resource in /home/odevso/domains/odevsor.com/public_html/icerik.php on line 23
odevindir Ana Sayfam Yap Sık kullanılanlara ekle Kadın-Erkek Eşitliği Açısından TR ve AB'ni Karşılaştırması Paylaş

Odevindir