ANA SAYFA   ÖDEV EKLE   İLETİŞİM   EN YENİLER   DERS SİTESİ   TOP 100   YGS Puan Hesaplama   KIZ OYUNLARI   Şimdi 70 Kişi Ödevde
 
 
          Ödev Ara                    
 
Oyunlar
Kanuniesası Ilk Türk Ve Osmanlı Anayasası
Hit: 127      Tarih: 2011-12-27       Ekleyen: medussa
odevindir »10 Tane Sabit Oranlar Kanunu Sorusu
»9. Sınıf Sabit Oranlar Kanunu Problemleri 1
»9. Sınıf Sabit Oranlar Kanunu Problemleri 2
»9.sınıf Katlı Oranlar Kanunu Ders Notu
»Birlesen Hacim Oranlari Kanunu Ile Ilgili Ornek Sorular
»Birleşen Hacim Kanunu
»Coloumb Kanunu
»Hammurabi Kanunları
»Kanuni Döneminde Hint Deniz Seferleri
»Kanuni Sultan Süleyman Dönemi
»Kanuni Sultan Süleyman Tarafindan Gerçekleştirilen Hint Deniz Seferinin Ve çoğrafi Keşiflerin Osmanliya Etkisi
»Kanuni'nin Fransuva'ya Gönderdiği Muhteşem Fermanı
»Kanuniesası Ilk Türk Ve Osmanlı Anayasası
»KANUNSUZLAR
»Katlı Oranlar Kanunu Ile Ilgili çözümlü Sorular

Kanuniesası Ilk Türk Ve Osmanlı Anayasası

İşte bu hükûmet sistemleri şemasında 1921 Teşkilt-ı Esasîye Kanununun kurduğu hükûmet sistemi şu nedenlerden dolayı meclis hükûmeti sistemine girmektedir:
1 1921 Teşkilt-ı Esasîye Kanununun 2nci maddesinde açıkça kuvvetler birliği ilkesi kabul edilmiştir:
“İcra kudreti ve teşrî selhiyeti milletin yegane ve hakikî mümessili olan Büyük Millet Meclisinde tecelli ve temerküz eder”
Yani Büyük Millet Meclisi sadece yasama yetkisine değil, yürütme yetkisine de sahiptir Yukarıda da belirtildiği gibi yasama ve yürütme kuvvetlerinin yasama organında yani mecliste toplanması, meclis hükûmeti sisteminin bir göstergesidir
2 Teşkilt-ı Esasîye Kanununun 3üncü maddesi de aynı yoldadır Bu madde “Türkiye Devleti, Büyük Millet Meclisi tarafından idare olunur ve Hükûmeti Büyük Millet Meclisi Hükûmeti unvanını taşır” demektedir Bu ilke de yine meclis hükûmeti sisteminin kabul edildiğini göstermektedir
3 1921 Teşkilt-ı Esasîye Kanununun 8inci maddesi yine meclis hükûmetinin kabul edildiğini göstermektedir Bu maddeye göre,
“Büyük Millet Meclisi, hükûmet inkısam eylediği devairi kanun-u mahsus mucibince intihap kerdesi olan vekiller vasıtası ile idare eder Meclis, icra-i hususat için vekillere veçhe tayin ve ledelhace bunları tebdil eyler”
Yani hükûmetin bölümlerinin (=bakanlıkların) Meclisin seçtiği vekiller aracılığıyla yönetileceği, bu vekillere meclisin yön vereceği ve keza gerektiğinde bu vekillerin Meclis tarafından görevden alınacağı hususu öngörülmektedir Meclisin doğrudan vekil (=bakan) seçmesi, onları kendi arzusuna göre istediğinde değiştirebilmesi ve onlara yön verebilmesi meclis hükûmeti sisteminin tipik özelliklerindendir
9 Devlet Başkanlığının Yokluğu
1921 Teşkilt-ı Esasîye Kanununda bir devlet başkanlığı makamı yoktur Bunun nedeni pek muhtemelen Meclis üyelerinden önemli bir kısmının saltanatın devamına taraftar olmalarıdır Ancak şunu da belirtmek gerekir ki, Ergun Özbudunun gözlemlediği gibi, 1921 Teşkilt-ı Esasîye Kanunu, normal olarak devlet başkanına ait olması gereken birtakım fonksiyonları, “Büyük Millet Meclisi Reisi”ne vermektedir 9uncu maddeye göre,
“Büyük Millet Meclisi Heyet-i Umumîyesi tarafından intihap olunan reis, bir intihap devresi zarfında Büyük Millet Meclisi reisidir Bu sıfatla Meclis namına imza vaz'ına ve Heyet-i Vekile mukarreratını tasdike salhiyettardır İcra Vekilleri Heyeti içlerinden birini kendilerine reis intihap ederler Ancak Büyük Millet Meclisi reisi Vekiller Heyetinin de reis-i tabiisidir”
Özbudunun gözlemlediği gibi, bu maddede değinilen “Meclis adına imza koyma yetkisi” gerçekte devletin temsil edilmesi anlamına gelmektedir Keza, 1921 Teşkilt-ı Esasîye Kanununun Meclis Başkanına verdiği Vekiller Heyeti kararlarını onaylama yetkisi de parlmenter rejimlerde devlet başkanına ait olan bir yetkidir
10 İcra Vekilleri Heyetinin Meclis Tarafından Seçilmesi
1921 Teşkilt-ı Esasîye Kanununda yürütme yetkisi “İcra Vekilleri Heyeti” tarafından kullanılıyordu Ancak, 1921 Teşkilt-ı Esasîye Kanunu İcra Vekilleri Heyetinin nasıl seçileceğini öngörmüyordu Teşkilt-ı Esasîye Kanununun 8inci maddesine göre, vekiller, “kanun-ı mahsus mucibince” seçileceklerdi Uygulamada icra vekillerinin seçimi Meclise ait bir yetki olmuş ve vekiller Meclis tarafından teker teker seçilmişlerdir Vekillerin seçilmesi Meclise ait bir yetki olduğu gibi onların görevden alınması da Meclise ait bir yetkidir
11 Milletlerarası Andlaşma Yapma Yetkisi
1921 Teşkilt-ı Esasîye Kanununun 7nci maddesine göre “muahede ve sulh akdi” Büyük Millet Meclisine aittir
12 Yargı Organının Durumu
1921 Teşkilt-ı Esasîye Kanununda yargı düzenlenmemiştir Yargı konusunda 1876 Kanun-u Esasînin hükümlerinin yürürlükte olduğu düşünülebilir Ancak uygulama hiç de öyle olmamıştır Hemen belirtelim ki, yukarıda 1921 Teşkilt-ı Esasîye Kanununun kuvvetler birliği ilkesini ve meclis hükûmeti sistemini benimsediğini söylemiştik Yine yukarıda belirtildiği gibi, kuvvetler birliği ilkesi ve meclis hükûmeti sistemi yasama ve yürütme yetkisinin tek elde toplanmasını öngörür Yargı kuvvetinin de aynı ele verilmesi meclis hükûmeti teorisinde yoktur Ancak 1921 Teşkilt-ı Esasîye Kanunu dönemi uygulamasına bakarsak, kuvvetler birliği ilkesinden yargının da nasibini aldığını gözlemlemek gerekir Bu dönemde yargı yetkisinin de Meclisin elinde olduğu fikri hkim olmuştur Bu düşünceyle istikll mahkemeleri kurulmuştur Bu mahkemelerin üyeleri Meclis tarafından kendi üyeleri arasından seçiliyordu Haliyle bu mahkemelerin oluşumu tarzı, hakimlerin bağımsızlığı ilkesine ve kanunî hkim güvencesine tamamıyla aykırıydı Şüphesiz dönemin olağanüstü koşulları dikkate alınarak istikll mahkemelerinin yerindeliği konusunda birtakım mülahazalar ileri sürülebilir Ancak mülahazalar hukukî olmaktan ziyade, siyasî ve tarihî niteliktedirler
13 Yerinden Yönetim
23 maddelik bu kısa Anayasanın toplam 14 maddesinin (m10-23) merkezî idarenin taşra teşkiltına ve yerel yönetimlere ayrılması hayret vericidir Bakanların seçim usûlünü düzenlemeyen bu Anayasa, nahiyelerin idare heyetlerinin nasıl seçileceğini düzenlemeyi ihmal etmemiştir 1921 Teşkilt-ı Esasîye Kanununun adem-i merkeziyete çok önem verdiği gözlemlenebilir
14 Saltanatın Kaldırılması
Millî Kurtuluş Savaşının başarıyla sonuçlanmasından sonra, Osmanlı Saltanatı kaldırılmıştır Bu konuda iki “Meclis Kararı”nı zikretmek gerekir Birincisi 30 Ekim 1922 tarihli ve 307 sayılı “Osmanlı İmparatorluğunun İnkıraz Bulup, Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükûmetinin Teşekkül Ettiğine Dair Heyet-i Umumiye Kararı”dır Bu Karar şöyledir:
“Osmanlı İmparatorluğunun münkariz olduğuna ve Büyük Millet Meclisi Hükûmeti teşekkül ettiğine ve yeni Türkiye Hükûmetinin Osmanlı İmparatorluğu yerine kaim olup onun hududu millî dahilinde yeni varisi olduğuna ve Teşkilt-ı Esasîye Kanunu ile hukuk-ı hükümrani milletin nefsine verildiğinden İstanbuldaki padişahlığın madum ve tarihe müntakil bulunduğuna ve İstanbulda meşru bir hükûmet mevcut olmayıp İstanbul ve Civarının Büyük Millet Meclisine ait ve binaenaleyh oraların umuru idaresinin de Büyük Millet Meclisi memurlarına tevdi edilmesine ve Türk Hükûmetinin hakk-ı meşruu olan makam-ı Hilfeti esir bulunduğu ecnebilerin elinden kurtaracağına karar verildi”
Bu “Meclis Kararı”yla Osmanlı İmparatorluğunun sona erdiği ve onun yerine Türkiye Hükûmetinin geçtiği iln ediliyordu Yine aynı yönde Büyük Millet Meclisinin, 1-2 Kasım 1922 tarih ve 308 sayılı “Türkiye Büyük Millet Meclisinin Hukuk-u Hakimiyet ve Hükümraninin Mümessil-i Hakikîsi Olduğuna Dair Heyet-i Umumîye Kararı”nı zikretmek gerekecektir Bu Kararda tarihsel gelişmeleri açıklayan bir girişten sonra şunlara yer verilmiştir:
“Türkiye halkı, hakimiyet-i şahsiyeye müstenit olan İstanbuldaki şekl-i hükûmeti, 16 Mart 1336 (1920) dan itibaren ve ebediyyen tarihe müntakil addeylemiştir
Hilfet, hanedan-ı li Osmana ait olup, Halifeliğe Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından bu hanedanın ilmen ve ahlaken erşet ve eslah olanı intihap olunur Türkiye Devleti, makam-ı Hilfetin istinatgahıdır”
Karardan görüleceği üzere, önce Saltanat ve Hilfet makamları birbirinden ayrılıyordu Saltanat 16 Mart 1920den geçerli olmak üzere kaldırılıyordu Hilfet ise korunuyordu Hilfetin Osmanlı hanedanına ait olduğu kabul ediliyor, ama bu hanedan içinde kimin halife olacağına karar verme yetkisi Türkiye Büyük Millet Meclisine ait olacaktı
Hilfetin Saltanattan ayrılmasının ve Saltanatın kaldırılmasının hukukî şekil itibarıyla normal olarak bir “anayasa değişikliği” ile, hiç olmazsa bir “kanun”la yapılması beklenirdi Oysa, bu işlemler yukarıda görüldüğü gibi “Heyet-i Umumiye kararı (genel kurul kararı)” ile yapılmıştır Yani hukukî niteliği itibarıyla, bu işlemler, bir “kanun” değil “parlmento kararı” niteliğindedir İleride yasamanın işlemlerini inceleyeceğimiz bölümde göreceğimiz gibi, parlmento kararıyla, devletin temel yapısına veyahut üçüncü kişilere ilişkin değil, parlmentonun iç düzenine ve işleyişine ilişkin kurallar getirilir Bu nitelikte olmayan bir konunun “parlmento kararı” ile düzenlenmesi isabetsizdir
Burada bu “Meclis Kararları” kolayca kabul edilmediğinin altını çizelim Mustafa Kemal Paşanın şu tehdidini burada zikretmek gerekir:
“Bu bir emr-i vakidir Mevzu-i bahs olan; millete saltanatını, hakimiyetini bırakacak mıyız, bırakmayacak mıyızMeselesi değildir Mesele zaten emr-i vaki olmuş bir hakikati ifadeden ibarettir Bu, behemahal olacaktır Burada içtima edenler, Meclis ve herkes meseleyi tabiî görürse, fikrimce muvafık olur Aksi takdirde, yine hakikat usûlü dairesinde ifade olunacaktır Fakat ihtimal bazı kafalar kesilecektir”
15 Birinci Meclisin Sonu
Büyük Millet Meclisinin 1 Nisan 1923 tarihli oturumunda seçimlerin yenilenmesi kararı alındı Bu karar Meclisin basit çoğunluğuyla alınmıştır Bu karar bizzat 1921 Teşkilt-ı Esasîye Kanununun “madde-i münferide”sine aykırıdır Zira, ilk Büyük Millet Meclisi seçimlerinin yenilenmesine karar verebilmek, “madde-i münferide”de öngörülen “gayenin husûlü (amacın gerçekleştirilmesi)” şartına bağlıydı Gayenin gerçekleştirilmiş olduğuna ise, ancak “madde-i münferide ” gereği “Büyük Millet Meclisi adedi mürettebinin sülüsanı ekseriyeti” yani Meclis üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu ile karar verilmesi gerekiyordu Oysa, seçimlerin yenilenmesi kararı üçte iki çoğunluk ile değil, basit çoğunlukla alınmıştır
Birinci Meclis son toplantısını 15 Nisan 1923 tarihinde yapmıştır Bir daha da toplanmamıştır İkinci Meclis seçimleri Haziran-Temmuz 1923te yapılmıştır Seçimlerde Mustafa Kemal Paşa, kendi grubu adına milletvekili adaylarını bizzat belirlemiştir Birkaç bağımsız aday dışında, Mustafa Kemal Paşanın belirlediği listeler seçimleri kazanmıştır İkinci Dönem Meclisi çalışmalarına 11 Ağustos 1923te başlamıştır
16 Cumhuriyetin İlnı
Hemen vurgulayalım ki, Cumhuriyet, Kurtuluş Savaşını yürütmüş olan “Birinci Meclis” tarafından değil, ikinci dönem Büyük Millet Meclisi tarafından iln edilmiştir Cumhuriyet 29 Ekim 1339 (1923) tarih ve 364 sayılı Teşkilt-ı Esasîye Kanununun Bazı Mevaddının Tavzihan Tadiline Dair Kanun ile iln edilmiştir Bu Kanun, bir anayasa değişikliği kanunudur Kanun, 1921 Teşkilt-ı Esasîye Kanununun 1inci maddesini söyle değiştiriyordu:
“Hkimiyet, bilkaydü şart Milletindir İdare usûlü halkın mukadderatını bizzat ve bilfiil idare etmesi esasına müstenittir Türkiye Devletinin şekl-i Hükûmeti, Cumhuriyettir”
Böylece Cumhuriyet iln edilmiş oluyordu Cumhuriyeti iln eden 29 Ekim 1923 tarih ve 364 sayılı Kanun ile 1921 Teşkilt-ı Esasîye Kanununda önemli değişiklikler yapılmıştır
Bir kere bir “cumhurbaşkanlığı” makamı oluşturulmuştur (m11) Cumhurbaşkanının Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kendi üyeleri arasından seçileceği öngörülmüştür (m10) Hükûmetin kuruluş usûlü değiştirilmiştir Hükûmetin kuruluş şeması bakımından meclis hükûmeti sisteminden uzaklaşılarak parlmenter sisteme yaklaşılmıştır Yeni sisteme göre,
“başvekil Reisicumhur tarafından ve Meclis zası meyanından intihap olunur Diğer vekiller, başvekil tarafından gene Meclis azası arasından intihap olunduktan sonra, heyet-i umumiyesi Resicumhur tarafından Meclisin tasvibine arz olunur” (m12)
17 Hilfetin Kaldırılması
Yukarıda 1-2 Kasım 1922 tarihli Meclis Kararıyla saltanatın kaldırıldığını, Hilfetin ise korunduğunu söylemiştik
3 Mart 1924 tarih ve 431 sayılı “Hilfetin İlgası ve Hanedan-ı Osmanînin Türkiye Cumhuriyeti Memaliki Haricine Çıkarılmasına Dair Kanun” ile de Hilfet kaldırılmıştır Yine aynı Kanunun 2nci maddesi ise Halifenin ve Hanedanın diğer mensuplarının sürgün edilmesini öngörüyordu:
“Mahlû Halife ve Osmanlı Saltanatı münderisesi hanedanının erkek, kadın bilcümle azası ve damatlar Türkiye Cumhuriyeti memaliki dahilinde ikamet etmek hakkından ebediyyen memnudurlar Bu hanedana mensup kadınlardan mütevellit kimseler de bu madde hükmüne tabidirler”
Kanunun 3üncü maddesi ile söz konusu kimselerin ülkeyi terk etmeleri için azamî 10 gün süre verilmiştir Keza Kanunun 4üncü maddesi, bu kimselerin vatandaşlık sıfatını ve haklarını kaldırmıştır Kanunun 5inci maddesi, bu kimselerin Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde gayrimenkul mallara sahip olmasını yasaklamış ve 7nci maddesi de sahip oldukları gayrimenkullerini “bir sene zarfında Hükûmetin malûmat ve muvafakatiyle tasfiyeye mecbur” etmiştir Diğer yandan, bu Kanunun 8inci maddesine göre ise, “Osmanlı İmparatorluğunda Padişahlık etmiş kimselerin Türkiye Cumhuriyeti arazisi dahilindeki tapuya merbut emvali gayrimenkuleleri millete intikal etmiştir” Dahası Kanunun 9uncu maddesine göre, sarayların içindeki “mefruşat takımlar, tablolar, sarınefise ve sair bilûmum emvali menkule millete intikal etmiştir”  
İlişkili Etiketler

odevindir Ana Sayfam Yap Sık kullanılanlara ekle Kanuniesası ilk türk ve osmanlı anayasası Paylaş

Odevindir