|
|
||
![]() |
Kitap: Sinekli Bakkal Hit: 709 Tarih: 2009-05-23 Ekleyen: blackprens |
|
» Kitap özeti Dostoyevski Ezilenler Kitabı »1.Sınıf Yaz Tatili Kitabı 2008-2009_egoman1453 »10 Sınıf Tarih Kitabı 147. Sayfadaki ölçme Degerlendirme Sorularının Hepsi »10 Sinif Tarih Kitabi Cevaplari »10. Sınıf Coğrafya Kitabı Tüm Cevapları »10. Sınıf Dil Ve Anlatım Kitabının Cevapları (Öğretmen Kitabı] »10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Etkinliklerinin Tüm Cevapları »10. Sınıf Tarih Kitabı Cevapları »10.sınıf Coğrafya Kitabı Cevapları Sayfa 92 93 »10.sınıf Coğrafya Kitabı Sayfa 78 79 »10.Sınıf Dil Ve Anlatım Kitabı Tüm Cevapları »10.sınıf Tarih Kitabı Cevapları »10.sınıf Tarih Kitabının 86-87 Cevapları »11 Sınıf Inkılap Kitabı Sayfa 65 Cevapları | Kitap: Sinekli BakkalKod:
Sinekli Bakkal ve Halide Edip
Romanın geneli gÖz Önüne alınırsa siyasal,toplumsal ve duygusal sorunlarla Örülmüş bir olay Örgüsü dikkati çeker. II.Abdülhamit dÖnemi anlatılmaktadır. Ama sadece bir dÖnemin anlatıldığı bir roman değildir. Romanda Rabianın hayat hikayesi daha Ön plandadır. Yazar,bu romanda kendi inandığı felsefeyi, değerleri olay Örgüsüyle birlikte anlatıyor.
Kronolojik sırasıyla yazarın hayatı yaklaşık iki sayfa sürdüğü için ve dilenirse ayrıntılı olarak başka yerlerden de ulaşılabileceğinden hayatına çok kısa değineceğim:
Halide Edip, 1882 ıstanbulda doğdu. 1897 ılk çevirisi yayınlandı(J.Abbottan Mother adlı eserin çevirisiyle II. Abdülhamit tarafından şefkat nişanı ile Ödüllendirildi) . 1917ye kadar olan anılarını Mor Salkımlı Ev adlı eserinde anlattı.1922ye kadar olan anılarını da Türkün Ateşle ımtihanı adlı eseriyle yayınladı.
Yazar, 1964 (9 Ocak) vefat etti ve ıstanbul Merkez Efendi Mezarlığına defnedildi.
Halide Edipi Etkileyen FaktÖrler ve Edebi YÖnü:
Halide Edip,sosyal ve edebi bütün etkiler arasında kendi sentezini oluşturabilmiştir. Biyografisi incelendiğinde doğu,batı,eski,yeni,mistik,pozitivist,entelektüel birikim ve halk kültürü gibi pek çok etkiye maruz kalmış olduğu gÖrülür. Edebi etkilenme kaynakları gÖzden geçirildiğinde; Divan Edebiyatı konusunda pek ısrarlı olmadığı gÖrülür. Divan Edebiyatı eseri olarak şeyh Galibin Hüsn ü Aşk mesnevisinin etkisinde kalmıştır. Türk şiiri olarak Halk şiiri ve Tanzimat sonrasına yÖnelmiştir. Kişiliği ve idealizmi ile Namık Kemali sever. On beş-on yedi yaşlarında Rıza Tevfik etkisiyle Hamidi; Özellikle Makber ve Ölüyü tanımış ve sevmiş. Hamid etkisi daha sonra yerini T.Fikrete bırakır; Özellikle Sis şiirinin etkisinde kaldığını sÖyler. ıngiliz edebiyatından Shakespare,Byron ve ıngiliz ıncilin etkisinde kalır. ıngiliz romancısı Dickensı ´insanlığı için´,Fransız edebiyatından Zolayı ´insan ve hakikat adamı olarak´; ´artist´ olarak Daudet ile Maupassantı sever. Bizim edebiyatımızdan Süleyman çelebinin Mevlidine oldukça bağlıdır. Gençliğinde Rıza Tevfikten Tasavvuf ve Halk Edebiyatı dersleri alırken bir taraftan da Salih Zekiden matematik dersleri almıştır. Ziya GÖkalp dil,kadın hakları,milliyetçilik fikri,batı,eğitim,dini gÖrüş,halkçılık ve halk kültürü ve Turancılık konularında Halide Edipi etkilemiştir.
Halide Edip için esas olan hayatın kendisidir. Romanları gÖzleme dayalı,fakat hayalleriyle genişletilmiştir. Halide Edip,hayal ve hakikati birlikte kullanmıştır. Eserlerine kendisinden bir şeyler katar,fakat hiçbir kahramanının bütünüyle kendisi olmadığını dile getirmiştir. Romanın tür olarak daima yaşayacağına inanır. Fikri birikimi,sosyokültürel hayatımızdaki kimliğine,edebiyatın pek çok alanında eser vermesine rağmen asıl şÖhretini romancılığıyla yapmıştır. Edebiyat üzerine Makalelerinde A.Hamdi Tanpınar,1908-1921 yılları arasında ´roman nevinin en yeni ve şahsi mahsullerini´ verdiğini belirtmiştir. Yirmi yedi yıla yirmi bir roman sığdırmıştır. Sinekli Bakkal ise Türk edebiyatında en çok basılan romanı olmuştur. Eserlerinde çağdaş kadın tipi Ön plandadır. Bu noktada M.Kaplanın değerlendirmelerinden Özetleme yapmak istiyorum; romanlarındaki kadın da her şeyden Önce kadındır; sevgili,anne,eş olarak ve daima kültürlüdür. Milli geleneklerimizin kıymetlerini kendisinde bir hazine gibi saklarken batılı-çağdaş medeniyeti de şahsiyetinin bir parçası haline getirebilmiştir.
Halide Edib,romanlarında fikir olarak savunduğu doğu-batı; eski-yeni sentezini uygulamıştır. Kendi hayatında oluşturduğu sentezi romanlarında temsil etmiştir. Onun romanlarını,doğu-batı; eski-yeni; aşk-mantık; kalp-akıl arasında Önce çatışma yaşayan sonra bunları ideal bir sentezle çÖzümleyen kahramanın(Özellikle kadın baş kahraman) romanı şeklinde Özetleyebiliriz. Halide Edibin romanlarında güzel sanatların pek çok alanı ifade bulmaktadır. Fakat bunların içinde en çok dikkati çeken musiki olmaktadır. Din,onun eserlerinde ve romanlarında Önemli bir yer tutar. Din,fert ve ilahi kudret arasında bir iletişim vasıtasıdır. Yetişme tarzından dolayı da dinin Özellikle tasavvufi ve rahmet yÖnü ağır basmaktadır. Halide Edib,sosyal konularda çÖzüm olarak halk kültürünü güçlü bir çıkış noktası olarak gÖrmüş ve romanlarında da buna geniş yer vermiştir. Kadın meselesi kendi hayatında olduğu gibi romanlarında da temel meselelerden biridir. Halide Edibin bu meseleye bakışını en iyi şekilde 1908 yılında Taninde yayınlanan ilk yazılarından birinin başlığı Özetlemektedir; ´Beşiği sallayan el dünyaya hükmeder´.Bütün statülerinden Önce kadın,annedir; çocuk doğurur,yetiştirir,eğitir; bu yÖnüyle de toplumun temelidir. Yine Halide Edibin ideal birlikteliğinde kadın; eşinin kendini gerçekleştirmesine herkesten çok yardımcı olandır. Eşler birbirlerine karşılıklı var edişte yardımcıdırlar.
SıNEKLı BAKKALIN ıNCELEMESı:
*OLAY ÖRGüSü: Roman iki ana kısımdan oluşuyor. Birinci kısım kendi içinde yirmi yedi bÖlüm halindedir. ıkinci kısım ise kendi içinde yirmi üç bÖlümden oluşuyor.
Romanın geneli gÖz Önüne alınırsa siyasal,toplumsal ve duygusal sorunlarla Örülmüş bir olay Örgüsü dikkati çeker. II.Abdülhamit dÖnemi anlatılmaktadır. Ama sadece bir dÖnemin anlatıldığı bir roman değildir. Romanda Rabianın hayat hikayesi daha Ön plandadır. Romanın ilk bÖlümünde daha çok ve karışık olaylar birbiri ardınca anlatılıyor; bu bÖlüm çÖzülecek olan bir düğüm şeklinde son buluyor. ıkinci bÖlümde olay daha Özele iniyor; daha yavaş bir şekilde Rabianın hayatı anlatılıyor. Romanın sonu hızlı bir şekilde ve çÖzüme ulaşarak bitiyor. Yazar,bu romanda kendi inandığı felsefeyi, değerleri olay Örgüsüyle birlikte anlatıyor. Romanda zamana,reel hayata gÖre ya da bize gÖre ters gelen ve eleştirilecek noktalar olabilir; fakat bence Önemli olan yazarın kendi gÖrüşlerini ve kendi doğrularını güzel bir şekilde sunabilmiş olması ve bu sunumun en çok basılan-okunan romanlardan olabilmesidir.
Halide Edipe gÖre medeni bir kadın iyi bir eğitimden geçmeli,dil Öğrenmeli,spor yapmalı; toplum içinde çok rahat kendini ifade edebilmelidir. Romanın baş kahramanı olan Rabia da o dÖnemin şartlarına gÖre toplum içinde kendini çok rahatlıkla ifade edebilen her kesim tarafından sevilen ve saygı duyulan bir kadındır. Meselelerde bahsettiğim gibi bu roman,kendince, ´olması gerekenleri´ ve pek çok konudaki ideallerini,belki de bir nevi ´simeranya´sının ipuçlarını yansıtıyor.
*ZAMAN: Bu roman II.Abdülhamit zamanında geçiyor (33 sene) . Roman,Sinekli Bakkalın tanıtımı ve Emine ile Tevfikin çocukluklarıyla başlar. çocuklukları gibi evlilik dÖnemi de kısaca anlatılır. Bu dÖnemi yaklaşık olarak 15-20 sene kadar düşünebiliriz. Rabianın doğumuyla(herhalde 1886 yılında) birlikte onun hayatı çevresinde diğer hayatlar da müşterek olarak anlatılıyor. Rabianın hayatını zamanı hesaplamak için düşünecek olursak; bir ara evlendiklerinden sonra Osman,Rabianın yirmi bir yaşlarında kendisinin ise kırklarında olduğunu dile getirir.(Rabia,on bir yaşlarında hıfzını tamamlamıştı; yaklaşık bu yaşlarında Peregrini ile onu tanıştırıyorlar; Peregrini bu tarihte otuz yaşında olmalıdır.) Buradan da Rabia ile geçen süreyi 22 sene kadar sayabiliriz. (1 Mayıs 1907 evlendikleri tarih; 21 Aralık 1907 doğum gecesi) .. 23 Temmuz 1908de ihtilal oluyor; bu tarihten bir müddet sonra da sürgünlerin dÖndüğünü düşünebiliriz. Bizlerin okurken tanık olduğumuz yaklaşık 40-50 yıllık bir zaman...Halide Edip,romanda klasik tarzda yazmıştır; roman zamanında da klasik tarzı gÖrebiliyoruz.
*Halide Edip,romanı 1935 yılında yazmıştır. Kendisi de Abdülhamit dÖneminde yaşamış,hatta çevirisi sebebiyle ondan şefkat Nişanı almıştır. Yani o dÖnemleri (kendince) iyi bilmektedir. Bunu romanın arka planındaki,dÖnemin gelişmelerinde hissedebiliyoruz. Romanlarında tam olmasa da kendi hayatından parçalara rastladığımız yazarın,bu romanında da pek çok bağlantı bulabiliyoruz.
*MEKAN: Mekan bütün olarak ıstanbuldur. Ama romanın esas mekanı Sinekli Bakkal sokağı ve mahallesidir. Halide Edipin hayatını incelerken 1913 yılında Evkaf Kız Mektepleri umumi müfettişliği ile vazifeliyken her hafta fakir mahalleleri,bilhassa Sinekli Bakkalı ziyaret ettiği dikkatimizi çekmişti. Büyük bir ihtimalle bu gezileri esnasındaki izlenimleri 1935 yılında yazdığı bu romanında kullanılmış olmalıdır.
Sinekli Bakkal Sokağı, Aksaray civarında dar bir sokaktır. 16 Aralık 1999 tarihli bir gazete haberinde belirtildiğine gÖre; Aksaraydan Haseki Hastanesine doğru dÖnünce ikiye ayrılan yolun solunda,sağdaki son sokak bugün gÖrünüş olarak çok değişmekle birlikte; adı Sinekli Bahçe Sokağı imiş. Sinekli Bakkal; bakkalıyla, kahvesiyle, ahşap evleriyle, çeşmesiyle tam anlamıyla halka ait bir muhittir. ıstanbulun bu mekanı halkı ve halk kültürünü temsil etmektedir. Bununla birlikte Boğaziçi, Bebek, Beyoğlu, çamlıca, Galata KÖprüsü,Haliç ise gezinti yerleri, konakları, bonmarşeleri ile yeni ve zengin ıstanbulu temsil ediyor. Ayrıca mekanda da doğu-batı; eski-yeni meselesiyle karşılaşıyoruz. Rabianın mekandaki güzellik anlayışı; genişlik,ışık,açıklık,sadelik ile anlatılırken,Osmanınki ise daha karışık,daha zıt unsurların birleşmesiyle oluşan bir güzellik anlayışıdır.
Ayrıca bahçe tasvirleri de oldukça yer tutmaktadır. Diğer meselelerde olduğu gibi mekanda da Önce zıtlıklar gÖzümüze çarpıyor; bu zıtlıklarda sentez ise ımamın üç katlı evinin tamirden sonraki halinde yapılmıştır. Romanda açık alanlarda kapalı alanlar da bulunuyor,ama geneli dikkate alınırsa kapalı alanlar daha çok; ev,konak,bakkal gibi.
*BAKIş AçISI: Romanda ´hakim bakış açısı´ vardır. DÖnemin fiziki,pikolojik şartlarını iyi bilen; mekanı tanıyan; romandaki her şeyi bilen ve her şeyden haberdar olan bir anlatıcı-yazar gÖze çarpmaktadır. Sinekli Bakkalın Halide Edipin üçüncü tür olan ´tÖre romanları´na girdiğini daha Önce belirtmiştik. BÖyle bir romanda ise okuyucunun güvenebileceği,anlatılanlar konusunda tecrübeli olduğunu hissedebileceğimiz bir bakış açısı kullanılmıştır. Fakat yazar,anlatımda yazar olduğunu hissettirmemiştir.
*KışıLER:
RABıA: çocukluğu dedesi ımam ve annesi Eminenin terbiyesinde geçmiştir. Akranları gibi yedi yaşında ev işlerini güzel bir şekilde yapabiliyordu. çocukluğunu yaşayamamıştır. Dedesi tarafından sürekli olarak cehennem tasvirleriyle büyütülmüştür; kızından dolayı mektebe gÖndermemiş eğitimini kendisi vermiştir. On bir yaşında hıfzını dedesine dinletmiştir. ıstanbulun en küçük, fakat üslubuyla ve sesiyle en meşhur hafızı olmuştur. On bir-on iki yaşlarında Vehbi Dededen ders almaya başlar; kısa sürede tef,ud,kanun gibi alaturka sazları süratle ve kabiliyetle Öğrenmiştir. Alaturka pek çok şarkıyı da güzel bir şekilde sÖyleyebilmektedir. Daha sonra Peregriniden de batı müziği dersleri almaya başlamıştır ve bunda da başarılı olmuştur. Hatta doğu ve batı müziğini kendi üslubunda sentezlemiştir. Vehbi Dede ile tanıştıktan sonra dedesinin korkutucu din Öğretilerinden bir nebze mevleviliğin yumuşaklığına doğru kaysa da hayatının pek çok anında dedesinin etkisi Ön plana çıkmıştır. Babasıyla kalmaya başladıktan sonra ise neşeli ve sanatkar yÖnü daha baskın bir şekilde ortaya çıkmıştır; bu simasına da yansımıştır.
Peregrininin gÖzlemlerinden çıkardığımıza gÖre de; ´tabiatında riyazete temayül,manevi bir perhizkarlık,süratle düşünüp salim kararlar alma kabiliyeti´ vardı. Ayrıca ´fikirlerinden ziyade insanlara,yaşayan şeylere bağlı,sevdiği vakit Ölüme kadar seven, en küçük bir şefkat tecellisiyle kalbi atan bir kadın olacağı´ çocukluğundan anlaşılıyordu. Sanat zevki ´herhangi bir üstadı tatmin edecek kadar dürüst ve salim´ idi.
Karar verdi mi peşine bırakmayan; kendisine ihtiyacı olanlara yardımsever ve vefakar; onurlu ve Sinekli Bakkala-kÖklerine her şeyiyle bağlıdır. Aynı zamanda ´giydiği her kıyafete şahsiyetinden bir şeyler katan´ bir Özelliği vardır. Uyuşamadığı noktalarda,münakaşa esnasında,inatçı ve kesinlikle cevap vermeyen bir yapıya sahip; aynı zamanda kabullenmediği şeyleri asla yapmayacak kadar inatçı ve güçlü. Açıklayamadığı ve gücünün yetmediği konularda kadere,alınyazısına son derece bağlı. Analık sevki tabiisi çok güçlü. Ruhi olarak cinsi buhranları yok. Rabia için Rakımın kullandığı; ´kız değil,sanki tılsımlı kuyu. ıçine mazaallah ayağı kayıp düşeni dünyanın çengeli çekip çıkaramaz.´ (s.317) tabiri de roman içinde onun yerini iyi ifade eden bir tamlamadır. Olumlu Özelliklerin çoğunu kendinde toplamış bir kadın tiplemesidir. Eserde diğer bütün hayatlar onun hayatı etrafında ortak bir şekilde anlatılmaktadır. Doğuyu,halk kültürünü; fakat batıyla senteze ulaşabilmiş ve batıya pek çok şeyini kabul ettirebilmiş bir doğuyu temsil ediyor.
*PEREGRıNı=OSMAN: Peregrini,Garp müziğinin üstadı olan,kulağı çok hassas bir müzik hocası. Ateşli ve heyecanlı bir yapıya sahip. Felsefeyi,fikri tartışmaları ve konuşmayı çok seviyor. Babası soylu bir ıspanyol,fakat o babasını tanımıyor; annesi tarafından büyütülmüş. Annesi ise Papa ıtalyalı olduğu için oranın milliyetine geçecek kadar dindar bir Katolik; dinin haricinde hiçbir şeye boyun eğmeyen ve eğenleri de anlamayan birisi.Gençlik dÖneminde ise zevklerin hepsini tatmış olarak,yirmi dÖrt yaşında manastıra çekilir. Buradan usanınca dinini bırakarak tekrar dünya hayatına dÖner. Daha sonra Osmanlı milliyetine geçer,ismini değiştirir ve müzik hocalığı yapmaya başlar. Kendisinin üç şahsiyeti olduğuna inanır; birincisi dimağı,ikincisi ruhu,üçüncüsü de kalbi.
Rabiayı tanıştıklarından itibaren en çok tahlil eden kişi. Tahlil,gÖzlem onun için çok Önemli; bu bir bÖlümde şu şekilde dile getiriliyor; ´Osman,bir insan ruhunun sırlarını Öğrenebilmek için diri bir gÖğsü yarıp açmaya razı olacak kadar fikri tecessüsün esiri.´(s.357) Bu Özelliği de onun Garp çocuğu olmasıyla irtibatlandırılıyor. Sürekli soru soran ve Öğrenmeye hevesli bir yapısı var.Rabiayı gerçekten seviyor ve ona saygı duyuyor; çok zengin ve asil bir aileden olsa bile sırf bu sevgisinden dolayı her şeyi geride bırakıp Rabianın istediği hayatı kabul ediyor. Zaman zaman alıştığı yaşantının çok dışındaki bu hayattan dolayı sıkıntı çekse de Rabiaya olan bağlılığıyla ve çevresindekilerin ona gÖsterdiği alaka ile bu yeni hayatına uyum sağlıyor. Yeni evlerine taşındıktan sonra ancak kendine Özel bir çalışma odası ayırıp,orada yapmak istediği beste ile uğraşabiliyor. ´Tılsımlı kuyu´ operası da aynı zamanda Rabia ile Osman sentezinin canlı bir gÖstergesi oluyor. Peregrini olarak başladığı yolu Osman olarak noktalayan kahraman olumlu ve yuvarlak bir karakterdir. Batıyı,yeniyi; ama doğuyla senteze ulaşabilmiş,doğuyla birleşmesi neticesinde olumlu Özelliklerini arttırmış bir batıyı temsil ediyor.
*VEHBı DEDE: Dini,ama bilhassa tasavvufu temsil ediyor. O,romanın hemen hemen her anında karşımıza çÖzüm olarak çıkıyor. Rabia onun sayesinde yumuşayıp,kendini her yÖnde geliştirir. Peregrininin Osmana dÖnmesinde alt yapı olarak onun katkısı çok büyüktür. Hasılı Dede ve temsil ettiği felsefe romanda sorun-problem-anlaşmazlık olan her yerde çÖzüm olarak karşımıza çıkmaktadır. Bütün bunların yanında insani Özelliklerden soyutlanmış bir karakter değildir. Tam aksi birebir hayatın her alanında olan bir karakterdir. Felsefenin dışında pek çok telli saza ve neye vakıf bir alaturka musiki hocasıdır. ınsanların kızını,bütün ailesini güvenerek teslim ettiği,emanet ettiği bir güven kapısıdır. Ayrıca insanların rahatlıkla sırlarını,dertlerini de paylaştığı bir kişidir. Her olaya daima yumuşak bir tavırla yaklaşır. Kainatta gerçekleşen her hadiseye esas kudretin gÖlgeleri nazarıyla bakabilir ve bunu yanındakilere de izah etmeye gayret gÖsterir. ınsana huzur veren bir yapısı vardır; hem iç alemiyle hem de dış gÖrünüşüyle. Mütevazi, az sÖyleyen ve çok perhizkar bir şekilde yaşayan; sakin ve telaşsız bir yapıya sahip.
*TEVFıK=KIZ TEVFıK: KaragÖz ve Ortaoyunu sanatçısı. ´Yürüyüp sÖylemeye başladığı andan itibaren herkesin taklidini yapmış bütün mahalleyi güldürmüş´(s.13) : ´bütün havailiklerine rağmen ıstanbulun hudai nabit yetiştirdiği halk sanatkarlarının hususiyetlerini gÖsteren´ (s.13) birisi. çocukluğundan itibaren hem fiziki Özellikleriyle hem de sanatçı yÖnüyle Ön planda olmuş. çocukluğu yeğeni olduğu ıstanbul Bakkaliyesi sahibi Mustafa Efendinin yanında geçiyor. Paraya Önem vermiyor ve mahallenin daha ziyade fakirleriyle arkadaş. Tembel ve çocuk ruhlu,neşeli,oyunu seviyor. Elleri kağıt parçalarına can veren bir çevikliğe sahip. Sesini,mimiklerini kullanma da oldukça usta. Tevfikin dinle ilgisi ve bağlantısı yok; içki içen,ilk sürgününde eğlence hayatını yaşamış birisi. Ona gÖre sanat; yazılı değil,her an değişen hayattadır. Paraya hiç kıymet vermiyor. Sevdiği kişi,arkadaşı,dostu için cezaya ve canını bile vermeye razı olacak kadar sadık ve cesaretli bir yapıya sahip.
*ıMAM HACI ıLHAMı EFENDı: Mahallenin imamı. Mahalle sakinleri tarafından pinti ve hasis olarak biliniyor. Paraya ve mevkiye düşkün; para için jurnalcilik yapabilen biri. GÖrünüşünde ve konuşmasında heybet var. Vaazlarında cehennemi daha parlak ve canlı olarak anlatıyor. Hazza ve sevince,umum hayat tecellisine karşı dinmeyen bir kin ve affetmeyen bir düşmanlığı herkese Öğretmeye çalışıyor. Hiç tebessüm etmeyen,gülmeyen biri. Yeni olan şeylere karşı. Bütün katılığına rağmen Vehbi Dedeye evliya olarak bakıyor; ona saygı duyuyor. Kindar ve inatçı. Yaşlılığında bile rahmet,şefaat vadeden surelere bile kinini,insanları hiç affetmeyen nefretini karıştırıyor. Bütün mahalle halkını ´cehennemlik´ olarak gÖrüyor. Sert,değişmeyen eskiyi temsil ediyor. ımam karakteri olarak olumsuz ve korkutucu bir tip.
*EMıNE: ımamın kızı,Tevfikin karısı ve Rabianın annesi. çocukluğundan itibaren hamarat,titiz, mahalle çocuklarıyla oynamaya tenezzül etmeyen biri. Suratsız ve gülmeyen; ımamın akidesinin biricik timsali. On yedi yaşında Tevfike kaçıyor; Tevfikin balmumu gibi kalıptan kalıba girmesinde ideal bir koca sezdiği ve ona oyunculuğu bırakacağına dair sÖz verdirttiği için onunla evleniyor. Kalbi kuru,kafası dar ve dilinin zehir gibi olmasının yanında kindar ve gururlu. ıdeal olarak babasını düşünüyor. O da babası gibi paraya Önem veriyor. Kendine gÖre olan namus anlayışı çok Önemli. Tevfikten ayrıldıktan sonra ona sürekli beddua eden ve onu kÖtüleyen biri. Tevfikten ne kadar nefret etse de onu kendi malı gibi gÖrüyor ve ona dÖneceğini düşünüyor. Asla affetmiyor. Kini ve üzüntüsüyle günden güne çÖküp vefat ediyor.
*SELıM PAşA: Hükümdarın Zaptiye Nazırı. Boş zamanlarında sigara iskemlesi,kÖşelik,arka kaşağı yapar. ıyi bir aile babası ve karısına bağlı. Paşa,tamamen eski zaman adamı. Samimi ve kendi Ölçüleriyle namuskar.
*SABıHA HANIM: Selim Paşanın karısı. Bir yÖnüyle hayır sahibi,merhametli,bağış seven; sağ elinin verdiğini sol elinin duymadığı biri; diğer yÖnüyle de saza sÖze düşkün,bir dalda durmayan bir kadın. Halk türkülerini,oyun havalarını sevdiği gibi en ağır dini musikiyi de seviyor. Hükmeden,meraklı; emri altındaki her ferdin ne yaptığını-ne düşündüğünü Öğrenmezse içi rahat etmez. Bunların yanında sır saklayan,ağzı sıkı biri. Ailesine düşkün; eşinin ikinci bir hanımı ve ondan çocuğu olduğunu bildiği halde bunu saklamış,hanım Ölünce de kızlarına bakmış. Bunun yanında oğlunu çok seven bir anne.
*HıLMı: Selim Paşa ile Sabiha Hanımın oğlu. JÖn Türk. Genç ve devrimci aydınları temsil ediyor. Giyimine dikkat eder ve zevkinde diğer ´paşazade´ çocuklarından onu ayıran bir başkalık, durgunluk vardır. GÖzleri ve bakışının manası ile ağzı ve dudaklarının ifadesi onun ince düşünceli bir mizaca sahip olduğu havasını vermektedir. Annesine derin bir sevgi ve hürmeti vardır; bunu davranışlarıyla da gÖsterir.
*RAKIM AMCA=CüCE: Tevfikin oyuncu arkadaşlarından.. Rabiaya sÖzünü geçirebilen,çıkışabilen yegane kişilerden biri.
Neşeli,taklit yeteneği olan bir oyuncu. Dindar değil,zaman zaman içki içiyor; Ramazanda oruç tutmuyor ve namaz kılmıyor; Vehbi Dedeye ve dindarlara saygılı.
*BıLAL: Rumelili Bahçıvan Ramazan Ağanın yeğeni. Yaşı küçükken bile Özellikleri belirgin; isyankar mağrur,ateşli. Tokattan,tekmeden kaçan; başını her halden kurtarabilen biri. Yaşlıları bile ürküten bakışlara sahip. ış yapmayı sevmiyor. Selim Paşa tarafından gÖrünüşü ve gÖzlerindeki kudreti farkedilerek okutuluyor. Rabiayı tutkulu bir şekilde seviyor. Rabia ise ilk kendi yaşlarında bir karşı cins olarak ondan hoşlanıyor; fakat Selim Paşanın dile getirdiği evlenme teklifini kesin olarak reddediyor. Bundan sonra Bilal,Paşanın damadı olma yolunda ilerliyor. Bilal,Vehbi Dede ve Peregriniyi çalgıcı olarak; Hilmi ve arkadaşlarını ise birer züppe olarak gÖrüyor. Paşayı beğeniyor ve her haliyle onun gibi olmak istiyor. Kudret hissi ve hakimiyet duygusu çok baskın. Rabianın evleneceğini Öğrendiğinde bile onu sevdiğini farkediyor; Mihri ile evlenince Anadoluda gÖrevli olacağını düşünerek kendini rahatlatmaya çalışıyor. 1907 yılında Hıdrellez de Mihri ile evlenince gÖzden kayboluyor.
*TULUMBACI BAşI SABıT BEYAğABEY: Mahallenin Tulumbacı başlarından en hatırı sayılırı. Kendine mahsus bir babayiğitliği,namus Ölçüsü vardı; ama bunun yanında külhanbeyliğin verdiği bir kabadayılığı,sert ve yakışıksız davranışları vardı. Rabiaya gÖz dağı vermek için gidip bunu başaramayınca,bu olaydan sonra Rabiadan korkar,ona saygı gÖsterir. Kendisiyle birlikte bütün tulumbacılar Rabia ile bağlantısı olan herkese saygı gÖsterirler. Rabia Osman ile evlendikten sonra da Osman ile iyi diyalog kuran biri olur.
*çıNGENE PENBE: Batıl inançları bol olan bir çingene. Tevfik ile ilgilenirken Rabianın ikazıyla bundan vazgeçmiştir. Onlarla kalmaya başladıktan sonra Rabiaya ev işlerinde yardım eden,onun ´teyze´ diye hitap ettiği biri olur.
*KANARYA: Sabiha Hanımın alıp yetiştirdiği bir güzel çerkes kızı. Daha sonra saraya Kadın Hanıma verilen bÖylece saraya giren birisi. Sarayda sultanın yeğeniyle evlendirilir; bundan sonra Nejat Beyin eşi olarak karşımıza çıkar. Abdülhamitten korkar ve onu sevmez. Nejat Beyin eşi olduktan sonra da aslını unutmaz ve Sabiha Hanımlara saygıda kusur etmez. Rabianın düğün hazırlıklarında yardım ediyor ve sık sık gÖrüşüyorlar. En son Rabianın hamileliği esnasında karşımıza çıkıyor. Yardımsever birisi.
*NEJAT BEY: Padişahın yeğeni. Saray içinde yetişmiş,bundan dolayı halkın yaşantısı ona ilginç ve gizemli geliyor. Rabiaya sanatkarlığının dışında bu yÖnünden dolayı bir yakınlık duyuyor. Batı müziğini ve piyano çalmayı biliyor. Vehbi Dede ve Peregrini ile her hafta toplanıyorlar. Babası da kendisi de çocuk tabiatlı olduğu için hiçbir entrikaya karışmazlar. Onun için saray çevresinin en rahat ailesidirler.
*SAFVET BEY: ıkinci Mabeyinci. Hiç evlenmemiş. Yeğenlerini büyütüp,eğitimini sağlamış. ınsanlara iyilik ve kardeşlik yapmak için gÖkten yere inmiş bir hali var. ´Aşk ahlakı! Kim bilir belki istikbalde insan müesseselerinin nazımı olur... ınşaallah olsun.´ diye düşünen birisi.
*DüRNEV: Selim Paşaların gelini; Hilminin eşi. Sabiha Hanım tarafından küçükken alınıp yetiştirilmiş,terbiye edilmiş,iyi bir tahsil verilmiş ve oğluyla evlendirilmiş bir çerkes kızı. Fakat Sabiha Hanım romatizmaya yakalanıp yatağa bağlandıktan sonra cesaretlenip kendi başına hareket etmeye başlar. Aşırı süslü,karışık ve şaşaalı makyaja ve giyinişe sahip. Hareketleri ve mimikleri ´resimli kitaplardan taklit´ gibi. Taklitçi yeniyi temsil ediyor. Ama sürgünde yaşadığı zorluklardan sonra biraz daha olumlu hale gelmiş birisi.
*GALıP: Hilminin JÖn Türk arkadaşlarından. Annesi Ölmüş,zengin bir babanın oğlu. ıleri ki dÖnemlerde Rabiayı istiyor; fakat Rabia kabul etmiyor. Cüce tarafından ´istediğin kalıba sokabileceğin bir koca adayı´ olarak nitelendiriliyor. Bu vakadan sonra Rabia,Galip ve şevki varken Hilminin odasına çıkmaz.
*şEVKı: Hilminin JÖn Türk arkadaşlarından. Vehbi Dedenin ımamdan daha tehlikeli olduğunu düşünüyor. Devrimci gençliği temsil ediyor. Konuşkan,taklitçi ve düşüncesine ateşli bir şekilde bağlı.
*ZATı BEY: (Yeni) Dahiliye Nazırı. Dilediği ferdi asmak,boğdurmak kudretine sahip olmak için Ömrünün on senesini fedaya hazırdı. Evi o zamanın alafrangalığına Özenilerek dekor edilmiş; hizmetlileriyle,eşyasıyla ve kendi giyimiyle Özentili birisi. Menfaatine düşkün. Dinle hiçbir alışverişi olmayan bir adam.
*BAYRAM AğA: Selim Paşanın bahçıvanı. Rumelili. Kendine ve yetiştiği ortama has kural ve prensipleri var. Otoriter.
*BEHıRE HANIM: Safvet Beyin kız kardeşinin kızı. Mürebbiyelerle büyütülen kibar kızlara kendi kültürleri,kendi klasiklerinin de Öğretildiği devirde yetişmiş. Kocası sadece Avrupada yapmış olduğu için kendi kızlarını Fransız mürebbiyeler elinde yetiştirmiş; Avrupadan gelen her şeyi gÖkten inmiş bir emir kabul eden biriydi. Hayatları serbest ve mesut olsa da Behire Hanım ananelere bağlı; bundan dolayı da dayısının yanına sık geliyor.
*ARıF: Safvet Beyin yetim yeğeni. Safvet Bey tarafından büyütülmüş ve onunla birlikte kalıyor. Nejat Beyden sonra en iyi Türk piyanist. Tembel olduğu için ve müzikten para kazanılması adet olmadığından çalışmıyor; canı istediği zaman Robert Kolejine kaydoluyor,bir müddet devam edip çıkıyor.
*MUAVıN RANA BEY: Selim Paşanın yardımcısı.
*GÖZPATLATAN MUZAFFER: Tehlikeli,siyasi sanıkları sorgulamayla memur. GÖrünüş olarak eski pehlivanlara benziyor. Yardımsever,vazifesini yerine getiren bir adam imajı var. 1908 ihtilalinden sonra ise Meşrutiyet hatibi olur.
*MıSıS HOPKıNS: Robert Kolejinin ıngilizce hocasının madamı. Kanaryanın arkadaşı; ondan hayatı hakkında pek çok şeyi Öğreniyor.
*EBE ZEHRA HANIM: Mahallenin ebesi.
*KAHYA şüKRıYE HANIM: Sabiha Hanımın kahyası. Konaktaki her şeyi hanımına haber veren, kendisine verilen gÖrevleri yapan biri.
*UşAK şEVKET AğA: Selim Paşanın uşağı. On beş yıldır Paşaya hizmet ediyor. Sinekli Bakkalın iç işlerini ezbere biliyor.
*ESKıCı FEHMı EFENDı: Sinekli Bakkalın umumi ve içtimai hayatına,her vesileyle karışan; ihtiyar heyetinin hatırı sayılır azalarından. Osmana da yakınlık gÖsteren komşulardan. Mahallenin muhafazakar kısmını idare ediyor.
*BEKçı RAMAZAN AğA: Sinekli Bakkal bekçisi.
*DOKTOR KASIM: Dahiliyeci. Türk tıbbına Alman fennini,biraz da katılığını getiren meşhur simalardan. Rabianın doktorlarından. Hastaların dimağlarına etki ederek tedavi etme fikrini ıstanbulda yayan ilk doktor olarak geçiyor. çoluk çocuğu olmadığı için biraz daha sert yaklaştığı belirtiliyor.
*DOKTOR SALıM: Jinekolog. Türk tıbbına Alman fennini ve katılığını sokan diğer meşhur sima. Rabianın doktoru. ılk sezeryan uygulayacağı hastası olduğu için Rabia ile çok ilgilenir. Daha yumuşak tabiatlı.
*ıKBAL HANIM: ıkinci Mabeyinci Safvet Beyin süt ninesi ve yalının hanımı. ıhtiyar,kendine gÖre bir sevimliliği olan,çerkes asıllı. Elli beş senedir ıstanbulda olmasına rağmen Türkçeyi tam Öğrenememiş. şiddetli taassupla dindar; fakat bu dindarlığının içi dolu değil. Vehbi Dedeye ve Rabiaya hürmeti çok. çileli bir gençliği var; bunu daha sonra Rabia ile paylaşıyor.
*ELENı: Osmanın aşçısı.
*BAKKAL MUSTAFA EFENDı: ıstanbul Bakkaliyesinin sahibi,Tevfikin dayısı. Tiryaki bir mahalle bakkalı.
*MıHRı: Selim Paşanın kızı.
Halide Edip,üslupçu değildir. Cümle yapısı çoğunlukla eleştirilmiştir. Kendisiyle yapılan rÖportajlarda da yazı yazmayı bir gaye için değil,´yazmak için´ sevmekte olduğunu ve çoğunlukla yazdığını bitmiş kabul etmekte çok az düzeltmekte olduğunu belirtmiştir. Eleştiri almasına rağmen,bence samimi ve kolay sürükleyen ve yer yer heyecanlandıran bir üslubu vardır. Bunun sebebi de herhalde çoğunlukla hayatını ve düşüncelerini aksettirmesi olmalıdır.
ıyi çalışmalar. Umarım işinize yarar. |
|

