ANA SAYFA   ÖDEV EKLE   İLETİŞİM   EN YENİLER   DERS SİTESİ   TOP 100   YGS Puan Hesaplama   KIZ OYUNLARI   Şimdi 67 Kişi Ödevde
 
 
          Ödev Ara                    
 
Oyunlar
Uluslararası Liderler
Hit: 355      Tarih: 2010-12-08       Ekleyen: taner arat zaal
odevindir »12. Uluslararası İstanbul Kukla Festivali
»14. Uluslar Arası Eğitimde Yaratıcı Drama Semineri
»23 Nisan Ulusal Egemenlik Ve Çocuk Bayramı
»7. Uluslar Arası Türkçe Olimpiyatları
»Bir Anakronizm Olarak Türk Ulusalcılığı
»Dünyada Ve Türkiyede Uluslararası Muhasebe Standartları Ile Ilgili Yapılan çalışmalar Nelerdir
»Hulusi Behçet 1890 - 1949
»Hulusi Yahyagil
»Hulusi Yavuz
»İsrail-Filistin Barışı Ve Uluslararası Sistem
»Kurtulus Savasindaki Dayanisma
»Milli Dış Politikamız Ve Uluslar Arası Ilişkilerimiz
»Milli Dış Politikamız Ve Uluslararası Ilişkilerimiz- ülkemiz Ve Dünya
»Nijad Fikri Ulusoy
»Nijat Fikri Ulusoy

Uluslararası Liderler

Winston Churchill
(30 Kasım 1874 Oxfordshire - 24 Ocak 1965), dünya tarihinde önemli yeri olan İngiliz devlet adamıdır.
30 Kasım 1874'te, Lord Randolph Churchill’in ve Amerikalı eşi Jennie Jerome'un oğlu olarak dünyaya geldi. 1895'te Kraliyet Harp Okulunu bitirdi ve orduya girdi. Boer Savaşı'nda esir düştü ve kaçarak milli kahraman haline geldi. On ay sonra, Muhafazakâr Parti'den milletvekili seçildi.
1904’te Liberal Parti'ye girdi. 1911’de Bahriye Nazırı oldu. Başarılı siyasi kariyeri 1916 Gelibolu yenilgisinden sonra düşüşe geçti. Sadece donanmayla Çanakkale Boğazı'nın geçilebileceği, ardından da rahatça İstanbul’a ulaşılabileceği konusundaki ısrarcı tavrı, Türklerin umulandan çok daha başarılı bir savunma yapması; müttefik ordusunun tarihi yenilgisine yol açtı. Bu başarısızlığın mimarı olarak nitelendirilen Churchill, İngiliz halkı karşında çok zor bir durumda kaldı ve muhaliflerinin de zorlamasıyla görevinden ayrıldı. Ancak 1917’de Cephane Bakanlığı'na ve Harbiye Bakanlığı'na getirildi. 1924'te tekrar Muhafazakâr Partiye girdi. Maliye Bakanı oldu (1924–1929).
1939'da bir kez daha Bahriye Nazırlığına ve 1940'ta Neville Chamberlain'ın yerine başbakanlığa getirildi. II. Dünya Savaşı'nda izlediği savaş politikası ve Roosevelt ile kurduğu iyi ilişkiler onu İngiliz tarihinin en önemli devlet adamları arasına soktu. Gene bu dönemde Müttefik Devletlerin Balkanlar'a kaydırmaya çalıştığı strateji konusunda Ruslarla çalıştı. Ancak SSCB'nin burada hakim duruma geçmesinden de çekiniyordu. Bu yüzden savaşın başından itibaren stratejik önemi büyük olan Türkiye'yi savaşa sokmaya çalıştı. Kahire ve Adana'da Türk yöneticileriyle bu konuda yaptığı görüşmelerde, Türkiye'nin istediği askeri yardımı vermeye de yanaşmadı. Savaş sonrası Avrupa ülkelerinin birleşmesini sağlayan NATO, Avrupa Konseyi gibi kurumların oluşması için büyük çaba gösterdi. 1951 seçimlerinde tekrar iktidara geldi. 1955'te görevlerini aynı zamanda yeğeni Clarissa Churchill'in eşi olan Anthony Eden'e bırakarak siyasetten çekildi.
Son yıllarını daha çok yazarak ve resim yaparak geçirdi. 1953 yılında Nobel Edebiyat Ödülünü kazandı. 1963’te Amerikan Devleti, kendisine onursal vatandaşlık verdi. 1965 yılında, 91 yaşında inmeden öldü ve Blenheim Palace'a[1] gömüldü.
Cemal AbdülNasır
(1918–1970). 1956'dan 1970'e kadar Mısır cumhurbaşkanı olan Nasır ülkesinde krallığa son veren hareketin önderliğini yap¬mıştır. İskenderiye'de bir posta memurunun oğlu olarak dünyaya geldi. Asıl adı Cemal Abdülnâsır'dır. Kahire'deki askeri akademi¬de öğrenim gördü. Mısır ordusunda subay olduğu sıralarda, amacı Mısır'da ulusal bilinci geliştirmek ve ülkedeki İngiliz egemenliğine son vermek olan gizli Özgür Subaylar Örgütü'nün kurulmasında önemli rol oynadı. 1948'de İsrail'e karşı savaşan Filistinlilerin saflarında dövüştü. 1952'de Özgür Subaylar Örgütü, Kral Faruk'u devirdi. Mısır'ı terk eden kral, tahtı bıraktığını açıkladı. Askeri darbede önemli rolü bulunan General Muhammed Necibin adının sonradan Nasır’a karşı düzenlenen bir suikaste karışması, gö¬revden alınmasına neden oldu. Nasır, yeni Mısır yönetiminin belirleyici tek kişisi duru¬muna geldi. 1956'da Mısır cumhurbaşkanlığı¬na seçildi.
NATO ve Varşova Paktı'na girmeyen Nasır ılımlı bir dış siyaset izlemeye özen göstererek "bağlantısızlar" hareketi içinde yer aldı. Bağ¬lantısız ülkelerin ilkeleri, barış içinde bir arada yaşamayı temel alan bağımsızlık, askeri ittifaklara girmeme, yabancı güçlere kendi topraklarında üs vermeme ve ulusal kurtuluş savaşlarını desteklemektir.
Nasır, cumhurbaşkanlığı sırasında ülkede bir dizi reforma girişti. İşe toprak reformuyla başladı. Assuan'da kurulacak olan baraj için ABD ve İngiltere daha önce söz vermiş oldukları krediyi vermeyeceklerini açıklayın¬ca 1956'da, o zamana kadar İngiliz deneti¬minde olan Süveyş Kanah'nı kamulaştırdı. Bunun üzerine İngiltere, Fransa ve İsrail Mısır'a karşı ortak bir askeri harekâta girişti. Süveyş'in kamulaştırılmasını öbür İngiliz ve Fransız şirketlerinin kamulaştırılması izledi. İsrail, Mısır'a saldırdı. İngiliz ve Fransız hava kuvvetleri Mısır hava alanlarını bombaladı. Bunalım Birleşmiş Milletler'in Süveyş Kanalı' nın denetimini Mısır'a bırakma kararıyla sona erdi. Nasır elde ettiği bu başarıyla gücünü pekiştirdi. Arap dünyasında bağımsızlık mü¬cadelesinin önderi olarak benimsendi. Cezayir Bağımsızlık Savaşı'nı
Birleşik Arap Cumhuriyeti adı altında birleş¬mesine öncülük ettiyse de, 1961'de bu birlik bozuldu.
Nasır Assuan Barajı'nın yapımına özel önem veriyordu. Bunun için gerekli krediyi daha sonra SSCB'den sağladı. Nasır’ın en önemli dış sorunu İsrail'di. Mısır ve Suriye, 1967'de Altı Gün Savaşı olarak da bilinen Üçüncü Arap-İsrail Savaşı'nda yenilgiye uğ¬radı. İsrail, Mısır hava kuvvetlerini, havalan¬maya bile fırsat vermeden yok etti. Bu yenil¬giden sonra Nasır istifa etmek istediyse de, halk buna razı olmadı. Nasır ölünceye kadar Mısır cumhurbaşkanı olarak görev yaptı.

Fidel Castro Ruz
Kübalı devlet adamı. (Oriento-Santiago de cuba 1927).havana Üniversitesi’nde hukuk okurken 1947’de Dominik Cumhuriyeti diktatörü Trujillo’ya karşı düzenlenen başarısız bir eyleme katıldı.1950’de hukuk doktoru olarak bitirdi.1950–1952 arasında serbest avukatlık yaptı.1953’te aralarında Che Guevera’nın da bulunduğu arkadaşlarıyla Santiago de Cuba‘da Moncada Kışlasına yaptıkları saldırı sonrasında tutuklandı. 16 yıl hapis yattıktan sonra aftan yararlanarak çıktı. Önce ABD’ye gitti.1955 ve 1956’yı meksikada geçirdi. Aralık 1956 da çevresine topladığı devrimci arkadaşlarıyla Gramna adlı bir gemiyle doğduğu ilin kıyılarına çıktıysa da başarısızlığa uğrayarak Sierra Meastra’ya çekildi.1959’un başlarına kadar Che Guevera ile örgütledikleri ve halkın desteklediği birkaç yüz kişilik güçle Batista yönetimine karşı. Eylemlerin giderek kitlelerce desteklenmeye başlaması üzerine Batista, seçimlerin yapılacağını duyurdu. Castro’nun etkisiyle halk, seçimleri boykot etti.31 Aralık 1958’de Batista ailesiyle birlikte Dominik Cumhuriyetine kaçtı.2 Ocak 1959 da da Castronun devrimci ordusu da Havana’ya girdi. Aynı yılın şubatında başbakan oldu. Cumhurbaşkanlığına dr.Manuel Urrutia Leo getirildi. Kooperatif ve halk çiftliği uygulamaları getirdi. Cumhurbaşkanının reformları uygulaması üzerine başbakanlıktan ayrıldı. Ülke çapında doğan tepki üzerine bu kez Urritia, Cumhurbaşkanlığından ayrıldı, yerine Osvaldo Doticas geçti. Yeniden başbakan olan Castro reformları gerçekleştirme olanağı buldu; endüstri alanında devletleştirmelere girişti. ABD şirketleri devletleştirildi. Castro’nun bu katı tutumu üzerine ABD’ye kaçan Kübalı göçmenler CIA’nın da yardımıyla Nisan 1961’de Domuzlar Körfezi Çıkartması adıyla anılan başarısız bir eyleme giriştiler. Bu olaylar sonucunda Castro SSCB’nin Küba da füze üstlendirilmesini kabul etti.(1962)Bu olay ABD ile SSCB arasında uluslar arası boyutlara ulaşan bir bunalım yarattı. Ancak iki ülke belirli konularda uzlaşınca bu kez Castro ile SSCB arasına soğukluk girdi. Küba, Amerika Devletleri Örgütünden çıkarıldı.1965’te Küba Komünist Partisini kurarak sekreterliğini üstlendi. SSCB’nin Küba ile yeniden ekonomi alanında ilişkiyi kabul etmesiyle soğukluk bitti. Bu arada Castro bağlantısızlara yaklaştı.1969’da Peru ve 1971’de Bolivya ile ilişkilerini düzeltti. Aynı yıl Şili’de Allende yönetimini desteklediği duyurdu. ABD ile ilişkilerini yerine koymak için girişimlerini artırdı.1974’te Küba yeniden OAS’a alındı. Şubat 1976’da ilk sosyalist anayasayı halkoylamasına sunarak benimsetti. Böylece Komünist Partisi Birinci Sekreteri, Devlet Kurulu Başkanlığı, Devlet başkanlığı, Hükümet Başkanlığı, Başkomutanlık görevlerini üstlendi. Bağlantısız Ülkelerine 1979 Konferansının Havana’da toplanmasını sağlayarak bu harekette önderlerden biri oldu.1979’da tüm siyasal tutukluları serbest bıraktı.1980’de sınırları göçe açarak 120.000 kişinin ABD’ye göç etmesine izin verdi. Aynı yıllarda Angola’da devrimci hareketi desteklemek için asker gönderdi.(tarih beni bağışlayacaktır sözü)1967 adlı eseri dışında ABD yayın evleri boyunca anıları ve ideolojik görüşlerini kapsayacak 3 ayrı kitap için 750.000 dolara anlaştı.
Henry Alfred Kissinger
(d. 27 Mayıs 1923Fürth), Almanya doğumlu Yahudi kökenli Birleşik Amerikalı diplomat, siyaset bilimci ve siyasetçidir.
Harvard Üniversitesi öğretim üyesi olduktan sonra 1969 – 1975 yılları arasında başkanın ulusal güvenlik danışmanı, 1973 – 1977 yıllarında ise ABD'nin 56. dışişleri bakanı olarak görev yapmıştır. Amerika Birleşik Devletleri ve Sovyet Rusya arasındaki yumuşama politikasını geliştirmiş, bunun sonucunda 1972 yılında SALT I antlaşması imzalanmıştır. Aynı yıl Amerika Birleşik Devletleri ve Çin Halk Cumhuriyeti arasında ilk resmî ilişkileri kurdu. Amerika Birleşik Devletleri'nin 1969 – 1970 yılarında Kamboçya'yı bombalamasını desteklemesine karşın, Vietnam sorununu çözüme götürmedeki üstün katkılarından dolayı 1973 yılında Nobel Barış Ödülü'ne lâyık görüldü. Mekik diplomasi yöntemiyle 1979 yılında İsrail ile Mısır arasında da diplomatik ilişki kurulmasına katkıda bulundu.
Mahatma Gandhi
( 1869)- (30.01.1948)

Şiddet göstermeme, inancımın birinci maddesidir. Aynı zamanda o, benim itikadımın da son maddesidir.

1869 yılında doğdu.Bu sözlerin sahibi olan Hintli pasifist siyasetçi ve düşünce adamı Gandhi, İngiliz sömürgeciliğine karşı Hint milli hareketinin, 1919-48 yılları arasındaki en önemli lideriydi. 1869’da Porbandar’da Vaşiya kastından bir ailenin oğlu olarak doğan Mohondas Karamçand Mahatma (Ulu Ruh) Gandhi, 1888 -1891 yılları arasında Londra’da hukuk öğrenimi gördükten sonra, iki yıl Bombay ve Rackot kentlerinde avukatlık yaptı. 1893 -1914 yılları arasında Güney Afrika’da avukat olarak çalıştı. Burada ırkçı Apartheid rejiminin ırk ayrımı politikalarına maruz kalan Hintli göçmen işçilerin haklarının savunucusu durumuna yükseldi. Gandhi’nin Güney Afrika’da geçirdiği yıllarda oluşturduğu ‘ideoloji’sinin temellerini, şiddet karşıtlığı, sivil itaatsizlik, pasifizm, uzlaşmacılık, çilecilik, Asya milliyetçiliği, Hinduizm akımının dinsel mistik öğeleri, dinlere saygı ve teknoloji karşıtlığı oluşturur. Tam 21 yıl sonra, 9 Ocak 1915’te ülkesi Hindistan’a dönen Gandhi’yi karşılamaya gelen onbinlerce Hintli, onun artık Hindistan için milli bir simge haline geldiğinin de bir kanıtıdır. Hindistan’da olduğu yıllar boyunca İngiliz emperyalizmine karşı pasif ve uzlaşmacı bir çizgi izleyen Gandhi, gerçekleşen birçok yığınsal milli bağımsızlıkçı ve emekçi eylemlerinden doğan kurtuluş fikrini, olgun bir fikir olarak görmedi. Arap ürünlerini boykot, sivil itaatsizlik gibi eylemler gerçekleştiren Gandhi, ayaklanmaya ve ulusal kurtuluş için savaşa karşı oldu. Birinci Dünya Savaşı’nda İngilizler için asker toplamak en büyük hatalarından biri olmuştur. 30 Ocak 1948’de radikal-milliyetçi bir Hintli tarafından gerçekleştirilen bir suikastla öldürdü.
Mihail Gorbaçov
2 Mart 1931’de Kuzey Kafkasya'nın Stawropol bölgesinde Privolye köyünde doğdu. Tam adı Mihail Sergeyeviç Gorbaçov'dur. Çocukluğu, Stalin döneminde geçti. Daha çocuk yaşta iken dedesi tarafından partinin öğrenci yetiştirme koluna gönderildi. II. Dünya Savaşı yıllarını en şiddetli biçimde yaşayanlardandı. Çünkü yaşadığı köyün bulunduğu Stawropol bölgesi Almanların eline geçmişti. Bu nedenle ailesi ile birlikte 1943 yılında göç etmek zorunda kalmışlardı. 1946 ile 1950 yılları arası çiftlikte çalıştı. Tahsil hayatına köyde başlayan Gorbaçov, başarılı bir öğrenciydi. Özellikle matematiğe ve tarihe ilgi duyuyordu. Eğitim hayatı devam ederken bir yandan da çiftlikte çalışıyordu. 1950 yılında Moskova Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne girdi.
1952 yılında, Sovyetler Birliği Komünist Partisi'ne katılmasıyla siyasi hayata girmiş oldu. Ardından 1955 yılında hukuk fakültesini bitirdikten sonra Stawropol'da Genç Komünistler Birliği'nde görev almaya başladı. Aynı dönem Raisa Maksimovna Titarenko ile tanıştı ve 25 Eylül 1953’te evlendi. 1970 yılına gelindiğinde Strawropol'da teşkilatın birinci sekreteri olmuştu. Ertesi yıl Sovyetler Birliği Komünist Partisi üyeliğine seçildi.
1978 yılında tarım sorumlusu olarak sekretaryaya girdi. Ertesi yıl, politbüro yedek üyesi, 1980'de de asil üyeliğe getirildi. Konstantin Çernenko'nun ölümünden sonra 1985 yılında KPSS'nin Genel Sekreterliği'ne getirildi. Aynı yıl Ronald Reagan ile Cenevre'de silahsızlanma, bilim, kültür ve eğitim alanında bilgi alışverişi için zirve toplantısı düzenledi.
1986 yılında Reykjavik'te Amerika Birleşik Devletleri başkanı Reagan ile yaptığı ikinci görüşmede silah denetimi konusunda anlaşmazlıklar baş gösterdi. Reagon, silah projelerinden taviz vermediği için görüşmelerden bir sonuç alınamadı. 1987 yılının başında ülkede önemli iktisadi reformlar yapılmasını sağladı. Glasnost ve Perestroika görüşleri Sovyet meclisince kabul edilmesinden sonra dış siyasete verilecek yeni yönler açıklandı. Yine aynı yıl Avrupa ve Asya'da orta ve kısa menzilli füzelerin imhasını kabul etti. Yine 1987 yılında Ekim Devrimi'nin 70. yıl kutlamalarında Stalin ve Troçki hakkında eleştirici konuşmasından dolayı tepki aldı.
1988 yılında devlet başkanlığı görevine getirilince alkol tüketimi ve yolsuzluklara karşı kampanya başlattı. Yeni bir yönetici kadro atayarak kadroların gençleşmesini sağladı. Ancak ülke ekonomisinde yaptığı reformlara rağmen bir gelişme görülmemesinden dolayı büyük tepkiler aldı.
1989 yılına gelindiğinde aldığı tepkilere rağmen yapılan seçimlerde tekrar parlamento başkanlığına seçildi. Ancak seçimlerden kısa bir süre sonra Azerbaycan, Ermenistan, Gürcistan ve Türkistan'da milliyetçi düşüncelerden hareketle maden işçileri greve başladılar. Ancak yine bu dönem doğu ve batı Almanya'nın birleşmesi dolayısıyla olay göz ardı edildi.
Sovyetler Birliği'nde ekonominin iyi gitmemesi üzerine 9 Eylül 1990'da Helsinki'de Amerika Birleşik Devletleri Başkanı George Bush ile görüştü. Çizdiği ılımlı dış siyaset ile aynı yıl Nobel Barış Ödülü'nü kazandı. Ancak kısa bir süre sonra ülkede bölünmeler başladı. Sosyalist rejimin devamını isteyenler ve kapitalist sisteme geçerek ekonomiyi düzeltmek isteyenler olarak siyasi kadrolar ikiye bölünmüştü. 19 Ağustos 1991'de Gorbaçov'un komünist rejimi yeterince desteklememesi bahanesiyle Yanayev komutasındaki KGB ve ordu Gorbaçov'a karşı darbe düzenlediler. Ancak yapılan darbe başarısızlıkla sonuçlandı. Darbede ismi geçenler yurtdışına kaçtılar.
22 Ağustos 1991'de Gorbaçov, devlet idaresini tekrar eline aldı. Ancak siyasetin rayına oturmayışı ve Yeltsin ile Gorbaçov'un siyasi mücadelesi iç karışıklıkların artmasına sebep olmuştu. Kısa bir süre sonra Sovyetlerden ayrılan 11 devlet, 8 Aralık 1991'de bir araya gelerek Bağımsız Devletler Topluluğu'nu oluşturdu. Bu olay Gorbaçov'un sonunu hazırladı. Bu gelişmeler üzerine Mihail Gorbaçov, 25 Aralık 1991'de yazılı ve görsel basın aracılıyla görevini bıraktığını açıkladı.


İlişkili Etiketler

odevindir Ana Sayfam Yap Sık kullanılanlara ekle Uluslararası liderler Paylaş

Odevindir