ANA SAYFA   ÖDEV EKLE   İLETİŞİM   EN YENİLER   DERS SİTESİ   TOP 100   YGS Puan Hesaplama   KIZ OYUNLARI   Şimdi 38 Kişi Ödevde
 
 
          Ödev Ara                    
 
Oyunlar
Atatürk Cumhuriyet Ile Medeni Hayat Arasında Nasıl Bir Ilişki Kurmaktadır?
Hit: 1144      Tarih: 2010-04-19       Ekleyen: azra
odevindir » Ataturk Un Onderliginde Hangi Hak Ve Ozgurluklere Kavustuk
»11. Sınıflar T.c. Inkılap Tarihi Ve Atatürkçülük 1. ünite ölçme Ve Değerlendirme Cevapları
»19 Mayıs Atatürkü Anma Gençlik Ve Spor Bayramı Ile Ilgili özlü Sözler
»24 KASIM ÖĞRETMENLER GÜNÜ PROGRAMLARI - 10 KASIM ATATÜRK'Ü ANMA PROGRAMI KONUŞMASI
»8. Sinif Inkilap Tarihi Atatürkcülük çk Cevaplari Sayfa (100-116)
»8.sınıf Inkılap Tarihi Ve Atatürkçülük Soruları
»Anlamlı Atatürk Ile Ilgili şiirler Istiyorum
»Arkadaşlar Atatürk'le Ilgili Şiirler Lazım Kaynaklı
»Atatğrk'ün Beden Eğitimi Ile Ilgili Sözleri
»Ataturk Ogretmen Olsa Nasil Bir Ogretmen Olurdu
»Ataturk Ogretmen Olsaydı
»Ataturk Un Hayatında Onemlı Evreler Nelerdır
»Ataturk Un Matematik Alaninda Ulkemize Getirdigi Yenilikler
»Ataturk Un Ogretmenlerle Ilgili Sozleri Ve Dusunceleri
»Ataturku Altinla Satin Almak Isteyen-maresal

Atatürk Cumhuriyet Ile Medeni Hayat Arasında Nasıl Bir Ilişki Kurmaktadır?

Atatürk, çağdaşlaşma hareketinin açık ifadesi olan 1925 yılındaki şu şekilde yapmıştır: “Türk inkılâbı, kelimenin ilk anda akla getirdiği ihtilâl anlamından başka, ondan daha geniş bir değişmeyi anlatır. Bugünkü devletimizin şekli, yüzyıllardan beri gelen eski şekilleri ortadan kaldıran en gelişmiş tarz olmuştur. Milletin, varlığını devam ettirmek için efradı arasında düşündüğü müşterek bağ, yüzyıllardan beri gelen şekil ve mahiyetini değiştirmiş, yani ulus, din ve mezhep bağı yerine kişilerini Türk milliyetçiliği etrafında toplamıştır. Türk milleti, milletlerarası genel savaş alanında hayat ve kuvvet sırrı olacak ilim ve vasıtanın, ancak çağdaş uygarlıkta bulunabileceğini değişmez bir gerçek olarak kabul etmiştir. İnkılâpların normal ve zorunlu gereği olarak genel yönetiminin ve bütün kanunlarının ancak dünyevî ihtiyaçlardan ilham alınarak yapılmasını bir hayat şartı saymıştır.”


Türkiye için, Türk milleti için var olma, bağımsız ve onurlu olarak yaşayabilme ancak çağdaş uygarlık düzeyine çıkmakla mümkündü. Bu ise ancak bir inkılâp ile başarılabilirdi. Çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’nin oluşumunda başlıca üç aşama söz konusu olmuştur. Birincisi Türkleri dünya siyaset sahnesinden yok etmeye çalışan ve ona “hasta adam” damgasını vurmuş olan emperyalist devletlerin iradesini ve o iradenin Anadolu’yu işgal etmiş bulunan silâhlı kuvvetlerini yenmek. İkincisi çökmüş, ömrü bitmiş olan Osmanlı Devletini ve onun kurumlarını tasfiye etmek. Üçüncüsü de Osmanlı Devletinin ve kurumlarının yerine çağdaş uygarlığın esasını oluşturan, çağdaş uygarlığın dünya görüşünün ürünü olan yeni devlet ve kurumları yerleştirmek. Bu aşamaların ilki Kurtuluş Savaşı ile tamamlanmış ve yeni devletin temelleri atılmıştı. Saltanatın kaldırılması, Cumhuriyetin ilânı ve Hilâfetin kaldırılışı üçüncü aşamaya geçildiğini gösteriyordu. Daha sonra tekke ve zaviyelerin kapatılışı, şapka, Medenî ve 1900 yıllarındaki durumları arasında korkunç bir gelişme vardı. Elektrik, buharlı gemi, telefon, otomatik silâhlar, zırhlılar, tıbbî buluşlar vs. ile baş döndürücü bir hızla gelişiyordu. Buna mutlaka ayak uydurmak gerekiyordu.

Atatürk’ün 22 Eylül 1924’te Samsun’daki şu konuşması bu gerçeği dile getiriyordu: “Dünyada her şey için, maddiyat için, maneviyat için, hayat için, muvaffakiyet için en hakikî mürşit ilimdir, fendir, ilim ve fennin haricinde mürşit aramak gaflettir, cehalettir, delâlettir. Yalnız ilim ve fennin yaşadığımız her dakikadaki safhalarının tekâmülünü idrak etmek ve tekâmülü zamanında takip eylemek şarttır.” Onuncu Yıl Nutku’nda da aynı gerçeğe değiniyor ve şöyle diyor: “Türk milletinin karakteri yüksektir. Türk milleti çalışkandır. Türk milleti zekidir. Türk milleti millî birlik ve beraberlikle güçlükleri yenmesini bilmiştir. Türk milletinin yürümekte
olduğu terakki ve medeniyet yolunda elinde ve kafasında tuttuğu meşale müspet ilimdir.”

Fakat bütün bunların gerçekleşmesinde unutulmaması gereken bir şey de “millî kültürümüzü” korumak ve çağdaş uygarlık düzeyinin üstüne çıkarmaktı. Millî kültürle çağdaş uygarlık arasındaki bağ ise Türk inkılâbının tanımlanmasında ve gerçekleşmesinde açık ifadesini buluyordu. Türk inkılâbı, Türk toplumunun siyasî, ekonomik, sosyal yapısıyla bireylerinin yaşam biçimini ve dünya görüşünü kökten değiştirmeyi, bunları çağdaş düşüncenin ürünü olarak yeniden kurmayı sağlayan bir olaydır. Atatürk’ün Türk toplumuna bu amaçla getirdiği yeni kavram “çağdaş uygarlık” oldu. Atatürk’e göre tek bir uygarlık vardı. Bu uygarlık da halen yaşayan Batı uygarlığı idi. Bu uygarlığın temsilcileri ise Batı ulusları idi. O halde Batı uygarlığının temelinde Batı ulusları, bu ulusların ulusal devletleri, ulusal ekonomileri, ulusal kültürleri vardı.

Bununla birlikte uygarlıklar arasında bir ayırım yapmak doğru değildir, İngiliz veya Fransız ulusal kültürü, evrenselleşebildiği ölçüde Batı uygarlığıdır. Batı uygarlığı bir din uygarlığı değildir. Batı ayrıca ne salt bir ekonomi ne de bilim ve tekniktir. Batı bir bütündür, parçaları birbiriyle derinden ilişkili bir bütün. Batı bir yaşama tarzı, hayata somut, dünyevî, akılcı bakma
İlişkili Etiketler

odevindir Ana Sayfam Yap Sık kullanılanlara ekle atatürk cumhuriyet ile medeni hayat arasında nasıl bir ilişki kurmaktadır? Paylaş

Odevindir