ANA SAYFA   ÖDEV EKLE   İLETİŞİM   EN YENİLER   DERS SİTESİ   TOP 100   YGS Puan Hesaplama   KIZ OYUNLARI   Şimdi 30 Kişi Ödevde
 
 
          Ödev Ara                    
 
Oyunlar
Biyolojik Mineraller Nelerdir - özellikleri
Hit: 191      Tarih: 2011-12-20       Ekleyen: serkan ÖztÜrk
odevindir »9.siniflar 1.dönem Biyoloji Yazilisi çalişma Sorulari
»Abdullah Gül - Biyografisi - Abdullah Gülün Hayatı
»Abdülhak Hamit Tarhan - Biyografisi - Abdülhak Hamit Tarhanın Hayatı
»Açlığın Biyografisi
»Ahmet Hamdi Tanpınar - Biyografisi - Ahmet Hamdi Tanpınarın Hayatı
»Ahmet Haşim - Biyografisi - Ahmet Haşimin Hayatı
»Ahmet Kutsi Tecer - Biyografisi - Ahmet Kutsi Tecerin Hayatı
»Ahmet Muhip Dranas - Biyografisi - Ahmet Muhip Dranas Hayatı
»Ahmet Rasim - Biyografisi - Ahmet Rasimin Hayatı
»Ahmet Vefik Paşa - Biyografisi - Ahmet Vefik Paşanın Hayatı
»Algının Biyolojik Temelleri
»Antibiyotik Ile Ilgili Bilgiler
»Arif Nihat Asya - Biyografisi - Arif Nihat Asyanın Hayatı
»Arkelerin Biyolojik Ekonomik önemi
»Aşık Veysel - Biyografisi - Aşık Veyselin Hayatı

Biyolojik Mineraller Nelerdir - özellikleri

BİYOLOJİK MİNERALLER
Minerallerin esas kaynağı toprak ve kayalardır.Madensel sularda da mineraller bulunur.Bitkiler topraktan kökleriyle suda erimiş(çözünmüş) olarak mineral alırlar.Otçul hayvanlar; bitkileri yediğinde,tuz yediğinde yada su içtiğinde mineral alırlar.Etçil hayvanlar;otçul hayvanları yediğinde,tuz yediğinde ve su içtiğinde mineral alırlar.Hem etçil-hem otçul hayvanlar ve insanlar ise;bitkisel ve hayvansal yiyeceklerden,tuzlardan ve sulardan mineral alırlar.Mineraller hem tuzların,hem de organik bileşiklerin yani vücudumuzun yapısına katılırlar.70 kg lık bir insanın vücudunda yaklaşık 3-3.5 kg mineral bulunur.İnsan vücudunun %5-6 sı mineraldir.Yine mineraller kofaktör denilen enzimlerin yardımcı kısmını oluştururlar.Sıcak yerlerde yaşayanlar yada çalışanlar,hamile kadınlar ve sporcular daha fazla mineral almalıdırlar.Minerallerin fazlası;idrar,ter ve dışkıyla dışarı atılırlar.Mineraller düzenleyici ve yapıcı-onarıcı besin türlerine girer.Vücuttaki görevleri doku onarımında proteinlere ve vücut savunmasında da vitaminlere yardım etmektir.Minerallerin çoğu asıl elementlerdir.İnsan vücudunda yaklaşık 40 element bulunur.Vücuduzda en fazla bulunan iki mineral kalsiyum ve fosfordur. Vücuttaki mineraller, miktarlarına göre sınıflandırılıyor. İnsanın günlük ortalama 100 mikrogramdan(0.1mg) fazla ihtiyaç duyduğu mineraller “makro-mineraller”, bu değerin altındakiler ise “mikro-mineraller(eser,iz mineraller)” olarak adlandırılıyor. Bir başka sınıflandırma ise “faydalı”, “zararlı” ve “nötr” mineraller şeklindedir. Örnek vermek gerekirse; potasyum, kalsiyum, fosfor gibi sağlık açısından vazgeçilmez olan mineraller “FAYDALI”, cıva, kurşun ve amyant gibi mineraller “ZARARLI”, nikel, kobalt ve vanadyum gibi mineraller de “NÖTR” olarak kabul ediliyor. MAKROMİNERALLER: Kalsiyum,fosfor,magnezyum,potasyum,kükürt(sülfür), sodyum ve klor. MİKROMİNERALLER(İZ-ESER MİNERALLER): Demir,çinko,selenyum,molibden,iyot,kobalt,bakır,manganez,flor,krom,boron.
KALSİYUM(Ca):Latince de kireç anlamına gelir,rengi beyazdır. Vücutta en fazla bulunan mineraldir.İnce bağırsaklardan Ca emilebilmesi için D vitamini gereklidir.Kemik ve dişlerin yapısına katılır.Kuvvetli dişlerin ve sağlam kemiklerin üretimi ve korunması, sinir uyarılarının taşınması, kasların kasılıp gevşemesinin desteklenmesi, büyüme ve kemiklerin uzamasında, bazı enzimlerin aktivasyonunda, asit baz dengesinde, zayıflamada (paratiroid bezini uyararak iştah ve vücut yağını azalttığına ilişkin çalışmalar vardır) ve kanın pıhtılaşmasında görev yapar. Vücuttaki demirin kullanımı ve alınan gıdaların hücre zarından geçebilmesi için gerekli olan bir mineraldir. Kalsiyumun emilimini; D vitamini,sütte bulunan laktoz, C vitamini, organik asitler, bazı amino asitler kolaylaştırır. Mayalandırılmamış undan yapılan ekmeğin tüketimi, antasitli ilaçların uzun süre ve fazla miktarda kullanılması ise emilimi engeller. Hattâ kandaki fosfor ve kalsiyumun birbirine oranları da uygun olmalıdır. Stres, egzersiz yetersizliği,fazla yağ alımı nedeniyle vücuttaki kalsiyum miktarı azalır.Kolon ve rektum kanserinden koruyucu etkisi vardır.Kalsiyum, besinler yerine preperat olarak yüksek miktarlarda alınırsa, demir ve çinkonun emilimini engelleyebilir. Kaynakları: Süt,süt ürünleri (yağlılar dahil),balık,yeşil yapraklı sebzeler, baklagiller, fındık,badem, ceviz, turunçgiller İnsan Vücudunun Günlük Kalsiyum İhtiyacı: 1000 - 1300 mg’ dır. Eksikliğinde:Bebek ve çocuklarda raşitizm(kemiklerin gelişememesi ve eğriliği),yetişkinlerde osteomalazi(kemik yumuşaması) ve yaşlılarda osteoporoz(kemiğin eriyerek kolay kırılması), kaslarda güçsüzlük ve kramplar(tetani), sinirlilik hali, deri, saç ve dişlerde değişiklikler,diş ve sırtta ağrılar, kemiklerde zayıflama, çatlama ve kolay kırılma görülür.
FOSFOR(P):Vücudumuzda kalsiyumdan sonra en çok bulunan 2. mineraldir.Rengi koyu kahverengidir.B vitaminleri ile birlikte çalışır. D vitamini ve büyüme hormonu emlimini artırır. Diş ve kemiklerin yapısına katılır.Kas kasılmalarının düzenlenmesi, hücrede enerji elde edilmesi(ATP,ADP,GTP nin yapısına katılır), kan pıhtılaşmasının önlenmesi, sinir uyarıları, beynin çalışması, fiziksel dayanıklılıkta görev yapar.Nükleik asitlerin(DNA VE RNA’nın), fosfolipitlerin ve bazı proteinlerin yapılarına katılır.Hücre büyümesinde ve doku tamirinde,protein sentezinde,,kas kasılmasında,böbrek çalışmasında,kalp atımında,sinirlerde uyartı iletiminde,şeker ve yağların vücutta kullanılmasında etkilidir. Yağ asitlerinin taşınmasında görev alır. Ozmotik basıncın düzenlenmesinde kullanılır. Oksijen taşınımı ve H+ tamponlanmasında etkilidir. Enzimlerin yapısına katılır,onları aktive veya inhibe eder.Hücre içi sıvıların ana anyonudur.Serum düzeyi parathormon ile sağlanır.Alkol ve idrar söktürücü ilaçlar fosforun bağırsaklardan yeterince emilememesine neden olur. Kaynakları: Balık, et,süt ve süt ürünleri, yumurta, işlenmemiş(kabuklu) tahıl ürünleri, fındık, ceviz, maya İnsan Vücudunun Günlük Fosfor İhtiyacı: 11-24 yaş arası 1200mg, 24 yaş üzeri 800mg’dır. Eksikliğinde: Kas güçsüzlüğü, sinir zayıflığı, kemik şikayetleri ciddi böbrek yetersizliği ve bağırsak rahatsızlığı,.
MAGNEZYUM(Mg)(antistres minerali) (BİR ÇOK ENZİMDEKİ ANAHTAR MİNERAL):Gümüş rengindedir.Ana deposu kemiklerdir. Protein, yağ ve karbonhidrat metabolizmasında önemlidir.Kemik,diş,kas,kan,klorofilin(bitkilere yeşil renk veren tanecik)yapısına katılır.Sinir uyarılarının kaslara iletimi, yani kasların kasılması için gereklidir. Diş ve kemik üretimi , kan pıhtılaşmasının önlenmesi, bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi, stres halinde adrenalin salgılanması, hücrelere oksijen sağlanmasında görev yapar. Vücudumuzun C vitamini, kalsiyum, fosfor, sodyum ve potasyumu daha etkili bir şekilde kullanabilmesi için gereklidir Magnezyum kandaki şekerin enerjiye dönüştürülmesinde önemli bir rol alır.Bazı enzimlerin aktivatörü,bazı enzimlerin ise inhibitörüdür. Sakinleşmeye yardımcı olduğu için " Anti-stres minerali " olarak bilinir. Alkol çok tehlikeli bir magnezyum hırsızıdır. Benzer durum yoğun stresli anlarda da geçerlidir. Protein ve enerji yetersizliğinde, kontrol edilmeyen diyabet hastalarında eksikliği görülür, Ayrıca idrar söktürücü gibi bazı ilaçlar da magnezyum oranını azaltır. Geniş yüzeyli yanıkları olan hastalara, mutlaka ilave magnezyum preperatları verilmelidir. Kaynakları: Soya fasulyesi,badem,ayçekirdeği,hindistan cevizi,baklagiller, fındık, ceviz, balık,deniz ürünleri, süt, işlenmemiş tahıl ürünleri,kakao, ekmek, yeşil sebzeler,kuşkonmaz. İnsan Vücudunun Günlük Magnezyum İhtiyacı: 320-400 mg’ dır. Eksikliğinde: Eksikliğine pek rastlanmaz. Kas şikayetleri(kramplar), baş dönmesi, sersemlik,kulak uğuldaması,bulantı, huzursuzluk hissi,titreme,aşırı sinirlilik, kalp -kan dolaşımı şikayetleri,kalp krizi,felç(inme),kilo kaybı.
POTASYUM(K): Rengi kurşunidir. Vücut mineral içeriğinin %5’sini potasyum oluşturur.Sodyum ile birlikte vücuttaki suyun kontrolu, vucuttaki sıvı,elektrolit ve asit-baz dengesini sağlamak için önemlidir. Sinir ivmelerinin ve kas çalışmasının uyarımı(kas liflerini çalışması için uyarır), kalp ritmini ayarlama, protein üretimi, tansiyon düşürülmesinde görev yapar. Vücuttaki potasyumun yüzde 98'i hücre duvarlarının içinde bulunur. Hücre içi sıvılarının en önemli katyonu potasyumdur. Fazla şeker, diüretikler, laksatifler, fazla tuz ve stres bu mineralle birlikte vücuttan atılır. İshal, kusma, aşırı idrar yapma, aşırı terleme ile potasyum kaybı çok olur. Aldesteron hormonu etkisiyle vücutta potasyum kaybedilmesi pahasına sodyum korunur. Kortizol hormonu, böbreklerden sodyum geri emilimini ve buna karşılık potasyum atılmasını artırmaktadır. Kaynakları: Kahve,kayısı,patates,işlenmemiş tahıl, ekmek, yeşil yapraklı sebzeler(özellikle;lahana,brokoli,pazı,enginar),taze asma yaprağı,taze fasulye,balık, et, süt,yumurta, muz, portakal,zeytin,hurma,incir,avokado badem, fındık. İnsan Vücudunun Günlük Potasyum İhtiyacı: 2 - 4 g’ dır. Eksikliğinde: Kaslarda ağırlık ve güçsüzlük hissi, kalp fonksiyonunda bozukluklar(kalp atımının hızlanması,kalpte genişleme),sinirlilik,ishal,kusma, kabızlık, refleks yavaşlaması, nefes almada güçlük, vücudun tüm kuvvetinin tükenmesi, deri hastalıkları.
KÜKÜRT(sülfür)(S): Rengi sarıdır.Bazı aminoasitlerin,insülin ve heparin hormonunun, B1 ve B7 vitaminlerinin,kemik-kıkırdak-deri-saç-tırnak dokularının yapısına katılır.Vücudun oksijen dengesini korur(beyin fonksiyonları için çok önemli) ve solunum sisteminin sağlıklı çalışmasına katkıda bulunur. Beyin fonksiyonlarının çalışmasını destekler.Kan şekeri seviyesinin kontrolünde ve vücudun zehirlerden temizlenmesinde(kanı temizler) görev yapar. Bağ dokusu, saç, tırnak ve cilt sağlığı için gereklidir. Alerjik rahatsızlıklara karşı koruyucudur. Uyuz ve egzama gibi deri hastalıklarının tedavisinde kullanılır. Karaciğerin düzenli çalışmasına yardımcı olur ve safra salgılarını arttırır. Bazı zararlı bakterileri öldürücü etkisi vardır. Kükürtün faydaları arasında yaşlanmanın belirtilerini azaltması da sayılabilir. Aşırı kükürt böbreklere zarar verir. İnsan vücudu fazla kükürt alması durumunda baş ağrısı, boğaz ve mide yanması, kusma gibi belirtiler gösterir. Ayrıca, alerjik deri hastalıklarına neden olur. Kükürt fazlalığı en çok astım hastalarını olumsuz etkiler. Kaynakları: Brüksel lahanası,kırmızı et, tavuk ve balık eti, süt, peynir, yumurta sarısı, soğan, sarımsak, havuç, kereviz, turp, lahana, ıspanak, maydanoz, marul, çilek, muz, patates, incir, hurma, fındık, ceviz,tahıllar,baklagiller İnsan Vücudunun Günlük Kükürt İhtiyacı : 1000 mg’dır. Eksikliğinde: : Kuru ve çatlak deri,deride solgunluk, tırnak kırılması, saç dökülmesi,saçlarda zayıflık,sinirlilik hali.
SODYUM(Na): Vücut mineral içeriğinin %2’sini sodyum oluşturur.Bütün vücut hücrelerinin içindeki ve dışlarındaki suyun düzenlenmesi,kan basıncı, kalp ritmi, sinir uyarılarının ve kas kasılmalarının iletilmesi, dolaşım sistemi dengesi, enzimlerin harekete geçirilmesinde görev yapar. Kalp kası dahil, tüm kasların gevşemesini sağlar.
Sodyum ile potasyum minerallerinin karşılıklı olarak dengelenmesi ve mübadele sonucu, hücrenin dışındaki potasyum maddesi hücrenin içine, hücrenin içindeki sodyum maddesi de hücrenin dışına taşınmakta ve böylece hücre içi ile hücre dışı arasındaki elektrolitik denge sağlanmış olmaktadır. Bu birliktelik, hücre zarlarının elektrik potansiyelini ve kandaki pH oranının değişikliğe uğramasını(asit-baz dengesi) önlemektedir. Vücut için 6 gr tuz rahat rahat yeterlidir.Fakat türkiye’de günlük tuz tüketiminin 18 gr olduğu tahmin ediliyor. Fazla tuz alınımı halinde sodyum maddesinin kanda artması tansiyonun yükselmesine yol açar, dolayısıyla dokularda su birikir ve şişlikler (ödem) oluşur. Tansiyon yükselmesi her ne kadar genetik olduğu da kabul edilse, sodyum artışının bunda büyük rolü olmaktadır. İshal, kusma, aşırı idrar yapma, aşırı terleme ile sodyum kaybı çok olur. Kaynakları: Yemeklik tuz, buğulama ve salamura et, salam ve balık ürünleri, ekmek, peynir,yumurta,tahıllar,baklagiller, maden suyu. İnsan Vücudunun Günlük Sodyum İhtiyacı : 2 -3 gr’ dır. Eksikliğinde:Pek görülmez;güçsüzlük, sinir bozuklukları, ilgisizlik, düşük tansiyon, kas krampları.
KLOR(Cl): Vücut mineral içeriğinin %3’ünü klor oluşturur.Sıvıların hücrenin içi ve dışına dağıtımı, mide asitlerinin üretimi,asit-baz dengesi, hormon transferi,tükrükteki amilaz enziminin aktifleşmesinde görev yapar.Klor mikropları öldürür,kanı temizler. İshal, kusma, aşırı idrar yapma, aşırı terleme ile klor kaybı çok olur. Kaynakları: Yemek tuzu içeren her türlü besin (salam ve balık ürünleri, ekmek, peynir gibi),et,deniz ürünleri,süt,yumurta,zeytin,çavdar unu. İnsan Vücudunun Günlük Klor İhtiyacı: En az 750mg’dır. Eksikliğinde: İştah kaybı,sindirim bozukluğu, kaslarda zayıflığı ve halsizlik..
DEMİR(Fe):Rengi koyu gridir. Kandaki alyuvarlardaki hemoglobinin(akciğerlerden hücrelere oksijen taşır,karbondioksit getirir), ve kırmızı kasların(myoglobin),solunum enzimlerinin,metabolizmayı canlandıran enzimlerin yapısına katılır.Oksijen trransferi yapar ve yüksek performans esnasında enerji tasarrufu sağlar.Demir vücutta büyümeye yardım eder, yorgunluğa karşı ve hastalıklardan korunmada kullanılır. Bağışıklık sisteminde etkili olup, kollojen ve aminoasitlerin sentezlenmesinde görev alır. Özellikle kadınlar için daha önemlidir. Çünkü kadınlar adet gördükleri için, 1 ay içinde erkeklerin kaybettiklerinden 2 kat daha çok miktarda demir kaybederler. Bugün demir, kadınlarda eksikliği en çok görülen mineraldir. Ayrıca demir, vücuttaki B grubu vitaminlerinin kullanımını artırır. C vitamini demir emilimini arttırır,çaydaki taninler, kahvedeki polifenoller, kurubaklagillerde bulunan fitik asit ise hem olmayan demirin emilimini azaltır. Demirin, çok az bir kısmı kan plazmasında, büyük bir kısmı ise (%70) “hem” molekülü şeklinde hemoglobinde bulunur. Vücutta demir stoklayan organlar; karaciğer, dalak ve kemik iliğidir. Vücudun demir ihtiyacı yaşa ve kişiye göre değişiklik arzeder. Hamilelik ve büyüme çağı da fazla demir tüketilen dönemlerdir. Bu zamanlarda şiddetle demir takviyesi gerekir. Demir fazlası, ender rastlansa da karaciğer (hepatik) yetersizliğine yol açabilir. Bu durumda, vücudun dışarıya atamadığı demir yığını mide kramplarına, baş dönmesine, kusmaya, şoka ve hatta bazı durumlarda komaya bile sebep olabilir. Kaynakları: Besinlerin içinde, hem ve hem olmayan demir şeklinde iki formda bulunur;hayvansal kaynaklı hem olan demirler daha yüksek oranda emilirler.Bitkisel kaynaklarda ise hem olmayan demir bulunur. Et, karaciğer,böbrek,dalak,dil, balık, yumurta sarısı, işlenmemiş tahıl ürünleri, fındık, fıstık,ceviz, ekmek, baklagiller, kayısı,pancar,dut,üzüm,ayçekirdeği,yeşil sebze ve meyvalar İnsan Vücudunun Günlük Demir İhtiyacı: 10 - 15 mg’ dır. Eksikliğinde: Kansızlık, çabuk yorulma, isteksizlik hali, iştahsızlık,nefes darlığı,sarılık müzmin baş ağrıları, öğrenme-algılama ve dikkat azalması, uyku düzensizlikleri, çökük tırnak rahatsızlığı, çabuk tırnak kırılmaları ve saç dökülmesi.
ÇİNKO(Zn): Rengi gridir.Vücudun sağlıklı bir yapıda tutulması için herşeyi harekete geçiren bir kıvılcım gibi çalışır. Tad almada,bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde, yaraların iyileşmesinde,hücre yenilenmesinde, insülin hormonu üretiminde, cilt ve saçların sağlıklı olmasında,DNA,RNA, büyüme hormonu ve cinsel hormonların üretiminde,prostad bezinin çalışmasında,karbonhidrat-yağ- proteinlerin kullanılmasında,görmenin güçlenmesinde,karanlığa adaptasyonda,sivilcelerin önlenmesinde,tırnakların sertleşmesinde,saçların güçlenmesinde,öğrenmenin arttırılmasında, vücuttaki alkali dengesinin muhafazasında, kanın stabilizasyonunda, görev yapar.Bazı enzimlerin kofaktörüdür.C vitamini çinko emilimini arttırır.Antioksidan etkilidir,kanseri önler. Hamilelikte ve östrojen kullanımında, vücutta çinko oranında bir düşüş olur. Bu sebeple doktorlar hamile kadınlara çinko açısından zengin bir beslenme cetveli önerirler. Tahılların kepek kısmında bulunan fitatlar da çinkonun vücutta kullanımını engeller. Çinko yetersizliği daha çok kepekli tahıl ürünleri ile beslenen toplumların sorunudur. Çinko fazlalığı(günlük 50mg den fazla alınması) da oldukça tehlikelidir. İnsanda damar rahatsızlıkları ve iştahsızlığa sebebiyet verebilir. Kaynakları: Et,karaciğer, balık, deniz ürünleri(istiridye-karides),süt,yoğurt,pancar,bezelye,prinç,çikolata,baklagiller, işlenmemiş(kabuklu) tahıl ürünleri(özellikle yulaf ezmesi-mısırda),keçiboynuzu(harnup) yumurta sarısı,lahana,elma,fındık,ceviz,zencefil,ayçekirdeği. İnsan Vücudunun Günlük Çinko ihtiyacı: Erkeklerde 15 mg-kadınlarda 12 mg Eksikliğinde: İştahsızlık, kansızlık,derinin pullaşması, saç dökülmesi, yaraların geç iyileşmesi, enfeksiyona sık yakalanma, kalp yetmezliği, tümör oluşumu, böbrek rahatsızlıklarına, sarılığa, eşeysel hormon- büyüme hormonu yapımında ve üremede aksaklıklar,gebelik döneminde doğumsal anomaliler,ishal,karaciğer ve dalak büyümesi görülür. Alkoliklerde ise, çinko yetersizliğine bağlı olarak gece körlüğü görülür.

BAKIR(Cu): Rengi kırmızıdır.Cildin ve saçların rengi, alyuvar üretimi, metobalizma süreçleri, bağışıklık sistemi çalışmasında görev yapar.Protein yapımı ve enerji üretimi,deri ve saç sağlığı için gereklidir.Bazı enzimlerin(Bakır içeren enzim sistemleri büyüme, üreme, hematopoez, kemik sentezi, miyelinizasyon, bağ dokusu sentezi ve keratinizasyon işlevleri yapar) koenzim kısımlarını oluşturur. Bakır demir emilimi ve hemoglobin sentezi için gereklidir. Hemoglobine bağlı demiri korur.C vitamini kullanımı için gereklidir.Beyin sinirleri için çok önemlidir.Karaciğerde depolanır. Ca, Zn, Cd, Mo, askorbik asit(C vitamini) ve fitik asit bakır emilimini azaltır, taze bitkiler ve aminoasitler ise arttırır.%80’i vücuttan safra yoluyla atılır. Kaynakları: Karaciğer, balık, kabuklu hayvanlar(özellikle istiridye),yumurta,sarısı,çay,yeşil yapraklı sebzeler, bezelye, fındık, ceviz, mantar, çavdar,pekmez,. İnsan Vücudunun Günlük ihtiyacı: 2 - 4 mg’ dır Eksikliğinde: Kansızlık, vücut savunmasında zayıflık, egzama.
İYOT(I):Latincede mor anlamına gelir.İyot Mineralinin büyük bir kısmı(%70’i) Tiroid bezinde bulunur ve Tiroid bezinin fonksiyonlarını( triodotironin T3 ve tiroksin T4 hormonlarının yapımı)düzenler. İyot, tiroid bezinin etkilediği zihinsel fonksiyonlar, normal büyüme ve gelişme, enerji kullanımı ve kilo kontrolü, beyin ve sinir sisteminin düzenli çalışması gibi başlıca fonksiyonlarda önemli görevler alır. Eğer tiroit bezi fazla hormon salgılarsa, hücre çalışması ve bazal metabolizma hızı düşer. Bazal metabolizma hızlandığında enerji ve vitamin ihtiyacı artar, yavaşladığında azalır. Ülkemizde bazı bölgelerde (Karadeniz ve Akdeniz’in iç kesimleri ile Doğu ve İç Anadolu bölgesinde) toprakta ve suda iyot yetersizliği olduğu için bu bölgelerde yetişen besinlerle beslenen kişilerde basit guatr hastalığı görülür. İyot eksikliği olan bölgelerde yaşayan kadınlarda; düşük, ölü doğum, düşük doğum ağırlığı, üreme sorunları görülür. İyot yetersizliği olan gebe kadınların doğurdukları çocuklarda kretenizm(cücelik) görülebilir. Çocuk yapısal bozukluklarla doğar, büyüme ve gelişmesi geri kalır, sağırlık ve dilsizlik, şaşılık görülür zihinsel yetenekleri gelişemez ve geri zekalı olurlar. iyot yetersizliği hastalıkları önemli bir halk sağlığı sorunudur ve çözüm yolu ise iyotlu tuzun kullanılmasıdır. İyotlu tuz guatrı tedavi etmez, oluşmasını ve daha fazla büyümesini önler. İyot güneş ışığı etkisiyle bozulur,bu nedenle iyotlu tuz koyu renkli naylon torbalarda ve kapalı kaplarda saklanmalıdır. Kaynakları: Deniz balıkları, sığır yüreği, sebze( özellikle ıspanak) (zeminin içerdiği iyot miktarına bağlı),süt,yumurta,pirinç,sarımsak, iyotlu yemek tuzu,su. İnsan Vücudunun Günlük ihtiyacı: 0.1 – 0.3 mg’dir. Gebe ve emziklilerde ihtiyaç biraz artmaktadır. Günde 1 mg`dan fazla iyot alınması, yetersizliğinde olduğu gibi vücuda zarar vermektedir. Eksikliğinde: İyot Eksikliği, tiroit bezinin fonksiyonlarını yerine getirmesine engel olarak başta hipotroit yani guatr(en çok karadeniz bölgesinde görülür) olmak üzere, kalp atışlarının zayıflaması, metabolizmanın azalması büyüme ve gelişim bozukluğu, aşırı kilo, konsantrasyon eksikliği, yorgunluk.zekâ geriliği, kısırlık gibi şikâyetlerin oluşmasına neden olur.
FLOR(F): Diş çürüğüne neden olan ağız bakterilerinin durdurulmasında, kuvvetli kemiklerin, bağların ve bağ dokusunun üretiminde görev yapar.Diş minesini sertleştirir.Alzaimer hastalığını önler. Yeterli flor alımı osteoporozu önler. İçme sularına milyonda bir oranında flor ilave edilmesi önerilmektedir. İçme sularındaki flor miktarı litrede 0.7 -1.2 mg arasında olduğunda , toplumda diş çürüklerinin görülme sıklığı azalır. Flor fazlalığı diş minesinde sarımsı-kahverengimsi lekelerin(florozis) oluşmasına yol açar. Ülkemizde Isparta, Burdur yöresinde florozis sorununa rastlanmaktadır. Kaynakları: Balık,kırmızı et, karaciğer,süt ürünleri, yumurta,çay, kahve, su ve maden suyu, soya fasulyesi,taze meyva ve sebzeler. İnsan Vücudunun Günlük Flor ihtiyacı: 1 - 4 mg’ dır. Eksikliğinde: Diş çürümesi, kemik erimesi
SELENYUM(Se):Rengi kahverengidir.Değeri, son yıllarda yapılan araştırmalar neticesinde anlaşılan bir mineraldir. E vitamini ile birlikte daha etkilidir.Hücrelerin ve yağların oksitlenmeden korunması, vücut dokusunun esnekliğini muhafaza etme, vücudun zehirlerden arındırılmasında(sigara ve alkol gibi zararlı maddelerin zehirlerini azaltma ve vücuttan atma) görev yapar.Zekayı arttırır.Antioksidan bir enzimin koenzimidir;yani;dokuları kansere yol açan serbest radikallere (kurşun, kadmiyum, kükürtdioksid, nitrat, nitrit gibi) karşı koruyan bir enzimin önemli bir bileşim maddesidir. Yaşlanmanın etkilerini geciktirir,hücreyi korur,kanseri(özellikle mide ve bağırsak kanserlerini),kalp krizini ve eklem iltihaplarını önler.Bağışıklığı güçlendirir;Antikor yapımını 20-30 kat arttırır.Erkek sperm hücresinin üretiminde ve canlılığının sağlanmasında görev yapar.Protein yapımı,büyüme,gelişme,deri sağlığı,kalp-damar sağlığı,troit bezinin hücrelere giren ve etkili olan T3(triodotironin) hormonu yapımı için çok gereklidir. Erkeklerde bulunan selenyumun yarısı üreme sisteminde bulunur. Karaciğerin ve pankreasın faaliyetlerini düzenli olarak sürdürmesine katkıda bulunur.Fazlası zararlıdır. Sindirim sistemi,görme ve kas sorunları, saç dökülmesi, tırnak kırılması ve diş çürümesi, çeşitli deri, omurilik ve kemik iliği hastalıkları,ağız kokusu,mide bulantısı,kusma,depresyon,sinirlilik, yüksek ateş gibi sağlık sorunları görülür. Aşırı dozları öldürücü olabilir. Kaynakları:Patates, kırmızı et,tavuk eti,böbrek,karaciğer,dalak,balık,yumurta,ayçiçeği,pekmez,bira mayası,mantar,işlenmemiş(kepekli) tahıl ürünleri(arpa-buğday-yulaf-esmer prinç), süt ve süt ürünleri, soya fasulyesi,soğan,sarımsak,kırmızı biber,bazı yeşil bitkiler(özellikle; kuşkonmaz-lahana-brokoli). İnsan Vücudunun Günlük ihtiyacı: 0,08-0,1mg,gebelik ve emziren annnelerde0,2mg’dır. Eksikliğinde: : Ciddi kas zayıflıkları, enfeksiyona sık yakalanma, kalp ve damar sağlığında bozulmalara ve kansere neden olan selenyum eksikliği, çocuklarda da gelişimin yavaşlamasına neden olur. Erken yaşlanma,sinir sistemi hastalıkları ve zekâ geriliğine neden olabilir. Göz sağlığını olumsuz etkiler. Sperm üretimi ve kalitesi azalarak kısırlık oluşabilir. Üreme sağlığı açısından, erkeklerin Selenyum ihtiyacı kadınlara oranla daha fazladır.
MANGANEZ(mangan)(Mn): Antioksidandır(antioksidan enzimlerinin canlandırılması).Antioksidan özelliğiyle; vücudun zehirlerden arındırılmasını ve hücrelerin genç kalmasını sağlar. Vücutta protein sentezlenmesinde, sindirimde ve besinlerden enerji üretilmesinde görev alır. Kemiklerin büyümesi ve gelişmesi,kıkırdak üretimi,yağ tüketimi ile bağ dokuları için gerekli bir mineraldir. Sinir fonksiyonlarında ve gelişiminde etkilidir. Cinsel gücü arttırır ve kısırlığa karşı faydalıdır. Kanın normal pıhtılaşması için gereklidir. Manganez işletmelerinde çalışanlarda Parkinson gibi sinir sistemi rahatsızlıkları daha sık görülebilmektedir. Kaynakları: Ananas,badem,ceviz, fındık, baklagiller,yumurta, işlenmemiş(kabuklu) tahıl ürünleri,yeşil sebzeler, bira mayası, kakao,meyveler, avokado, kuşkonmaz,çay. İnsan Vücudunun Günlük Manganez ihtiyacı: 2 - 5 mg’ dır. Eksikliğinde: Sürekli yorgunluk, hafıza problemleri, kısırlık, kilo kaybı, özellikle çocuklarda ve bebeklerde büyüme geriliği ve gelişim bozuklukları, kemik ve kıkırdaklarda anormal oluşumlar, enfeksiyona sık yakalanma ,bulantı, kusma, saçlarda beyazlaşma ve saç uzamasında yavaşlamaya neden olabilir. Ayrıca, diyabet ve pankreas bozuklukları görülebilir. Diyabet hastalarında vücutta olması gerekenin yarısı kadar manganez bulunmaktadır.
KROM(Cr):Gümüşi renktedir. Vücuttaki basit şekerin parçalanmasında rol oynar. İnsülin oluşumuna, kandaki şeker ve kolesterol düzeyinin kontrolüne yardım ederek dengede tutar. Bu nedenle, özellikle şeker hastaları için oldukça önemli bir mineraldir. Enzim ve hormonların kullanımı ile yağ ve proteinlerin sentezlenmesinde görev alır. Kemik erimesini ve yaşlanmanın etkilerini azaltır. Ayrıca, krom minerali vücuttaki yağı kasa dönüştürerek, kilo verdirmese de vücut hatlarının daha düzgün görünmesine ve kas yapmaya yardımcı olur. Bu özelliği nedeniyle, özellikle zayıflamak ve iştahlarını kontrol altına almak isteyenler krom kapsülü kullanmaktadırlar.İkinci tip şeker hastalığını engeller, yağ yakmanın arttırılması, karbonhidrat tüketiminde görev yapar.Aşırı miktarda alınması durumunda krom zehirlenmesine neden olacağı için bilinçli ve ölçülü tüketilmelidir. Bazı durumlarda baş dönmesi ve deri döküntüsü görülebilir. Özellikle şeker hastaları doktora danışmadan krom desteği (krom kapsülü / hapı gibi) almamalıdır. Kaynakları: Et,süt ve süt ürünleri, yumurta,tavuk,prinç,siyah çay, kakao, bal,üzüm, fındık,yerfıstığı, ceviz,buğday,yulaf,mısır,patates,ısırgan otu,meyan kökü,civanperçemi,mantar İnsan Vücudunun Günlük Krom ihtiyacı:0,05-0,2 mg dır. Eksikliğinde: Dengesiz beslenme sonucu oluşan krom eksikliği, huzursuzluk, halsizlik ve yorgunluğa neden olur. Kalp ve damar sağlığını olumsuz etkileyerek damar sertliği ve şeker hastalığı riskini artırır. Krom Eksikliği olanlarda sürekli açlık hissi ve yeme isteği, tatlılara düşkünlük görülür. Krom eksikliği iştahı kontrol etmeyi engellemesinin yanı sıra vücudun yağlanmasına da neden olmaktadır.
BORON(bor)(B ): 1981 yılına kadar borun insanlar üzerinde bir etkisinin olmadığı düşünülmekteydi. Vücudumuzda kalsiyum, magnezyum ve fosforun muhafazası için gerekli olan mineraldir. Boron bu üç mineralin vücutta maksimum şekilde kullanılmasını ve muhafazasını sağlayan yardımcı mineraldir. D Vitamininin vücutta korunmasına ve etkili bir şekilde kullanılmasına yardımcı olarak;diş ve kemik sağlığının korunmasına katkıda bulunur. Beyin fonksiyonlarını geliştirir. Özellikle kadınlar açısından, östrojen hormonunun çalışmasını destekleyici ve kemik erimesini azaltıcı etkilerinden dolayı, gereklidir. Borun bir diğer özelliği de doğal bir antibiyotik oluşudur. Bor minerali, tıpta tedavi amacıyla da kullanılmaktadır. Özellikle, kemik erimesi, sinir hastalıkları, migren, halsizlik ve kanser tedavilerinde kullanılmaktadır. Vücuda yüksek dozda bor alınması zehirleyici etki gösterebilir. Kaynakları: Fındık, badem, hurma, elma, üzüm, çilek, şeftali, erik, brokoli, patates, sarımsak ve domates İnsan Vücudunun Günlük Bor ihtiyacı: 13 mg kadardır. Eksikliğinde: Borun yeterli miktarda alınmaması, D vitamini eksikliğine ve buna bağlı olarak da kemik erimesine ve kemiklerin zayıflaması sonucu kemiklerin daha kolay kırılmasına neden olur. Eksikliğinde ayrıca, konsantrasyon zorluğu ve hafıza zayıflığı görülebilmektedir.
MOLİBDEN(Mo): Molibden ksantin oksidaz ve aldehid oksidaz enzimlerinin esansiyel bir elementidir. Organizmada karaciğerde depolanır. Kaynakları: Baklagiller, hububat (özellikle buğday) İnsan Vücudunun Günlük Molibden İhtiyacı: 0.15-0.5 mg dır. Eksikliğinde: İnsanlarda noksanlığı bildirilmemiştir.
KOBALT(Co): Kobalt B12 vitamini yapısına girer. Ayrıca nükleik asit sentezinde rolü vardır.Alyuvar yapımı içinde gereklidir. Kobalt Fazlalığı; kalp adalesinde bozukluk, tiroid bezinde bozukluklara yol açabilir. Kaynakları: İstakoz,mantar,havuç,yeşil fasulye ve tahıllar İnsan Vücudunun Günlük Kobalt İhtiyacı: 15 mg’dır. Eksikliğinde: Kansızlık(anemi)
İlişkili Etiketler

»Arkelerin-biyolojik-ekonomik-onemi-ve-insan-sagligi-uzerindeki-etkisi-nedlerdir / »Ulkemizin-biyolojik-zenginlikleri-ve-bunlardan-yararlanma-yollari / »Arkelerin-biyolojik-ekonomik-ve-insan-sagligi-uzerinde-etkisi / »Arkelerin-biyolojik-ekonomik-onemi-ve-insan-sagligi-uzerindeki-etkisi-nedlerdir- / »Arkelerin-biyolojik-ekonomik-ve-insan-sagligi-uzerine-etkisi / »Arke-bakterilerin-biyolojik-ve-ekonomik-onemi-nedir-52 / »Arke-bakterilerin-biyolojik-ve-ekonomik-onemi-nedir- / »Arke-bakterilerin-biyolojik-ve-ekonomik-onemi-nedir-5 / »Arkelerin-biyolojik-ekonomik-onemi-ve-insan-uzerine-etkisi / »Arke-bakterilerin-biyolojik-ve-ekonomik-onemi-nedir-1 /
odevindir Ana Sayfam Yap Sık kullanılanlara ekle biyolojik mineraller nelerdir - özellikleri Paylaş

Odevindir