|
Dedemin Pili Bitmesin Dedemin Pili Bitmesin" Dinleyemeyenler için Yazı
DEDEMİN PİLİ BİTMESİN
- Dede!
- Söyle tontonum.
- Şuna bir bakar mısın?
- Neymiş o yine?
- Halamın getirdiği oyuncak tren… Gitgide yavaşlamaya başladı. Vızır vızır dönerken ne oldu, anlamıyorum.
Dedem, ağır aksak adımlarla yanına sokulup halıya oturdu. Trenin lokomotifini rayın üstünden kaldırdı, altını üstünü yokladı; yanında yöresinde bulunan bir iki düğmeyi kurcaladı. Sonra da kendinden emin bir hâlde,
- Nasıl yürümezmiş, bak şimdi, dedi.
Oyuncağı tekrar rayın üzerine bıraktı. Tren hızlı bir tur attıktan sonra, yine eski hâline döndü. Yavaşlayıp teklemeye başladı.
- Gördün mü, dedim. Yürümüyor işte. Şu gidişine baksana, sanki kaplumbağa.
Dedem, sarı seyrek sakallarını oynatarak “ keh keh keh” diye güldü.
- Ne yapsın zavallı, dedi. Onun da benim gibi pili bitmek üzere. Bundan fazla yürüyemez ki. Biraz koşacak olsa nefesi tıkanıyor.
O an içimde garip bir duygu belirdi. Acımayla karışık bir sevgiyle dedemin yüzüne baktım. Fersiz gözlerini, “C” harfi gibi bükülen belini, titrek ellerini, zayıf ve çelimsiz bacaklarını tepeden tırnağa süzdüm. O da benim neler düşündüğümü hissetmiş olmalı ki beni kendine doğru çekip alnımdan öptü. O sırada, iki damla yaş gözlerimden süzülerek yanaklarımı ıslattı. Dedem meraklanmıştı:
- Ne oldu, niçin ağlıyorsun, dedi.
Duygularımı gizlemeye çalıştım.
- Baksana şuna, dedim. Pili bitince hiç de yürümeyecek, belli.
Dedem, omuzlarımı okşadı; parmaklarının ucuyla gözlerimi kuruladı.
- Hadi tontonum, üzme kendini, dedi. Belki bir çaresini buluruz.
Sonra lokomotifi yeniden eline aldı. Altındaki kapağı açıp içindeki pilleri çıkardı.
- Gel benimle.
Birlikte mutfağa gittik. Dedem, elindeki pilleri buzdolabının buzluğuna yerleştirdi. Piller burada birkaç saat beklerse biraz daha güç kazanabilir, canlanabilirmiş.
Ben hiç ihtimal vermiyordum ama gerçekten de öyle oldu. Akşama doğru, pilleri buzluktan çıkarıp lokomotife taktım. Trenin hızında, inanılmayacak bir çabukluk gördüm. Ama bu sefer uzun sürmedi. Yarım saat sonra her şey bitti. Tren yerinden bile kıpırdamıyordu. “Pili bitti” diye geçirdim içimden. Sonra, tuhaf duygular içinde, gözlerim dedemi aradı. Kanepenin üstüne uzanmış uyukluyordu. Göğüs kafesinin ağır bir ritmle inip kalktığını görüyordum. O benim en değerli oyuncağımdı. Ağlayan, gülen, sevinen, okşayan, yerine göre beni sırtına bile bindiren bir oyuncak..
Nemli gözlerimi ve ıslak kirpiklerimi semaya kaldırırken, en içten dileklerimle mırıldandım:
“Allah’ım, trenimin pili bitti görüyorsun. Ne olur, dedemin pili bitmesin… e mi?”
Sonra, dedemin kanepeden aşağı sarkmış elini tutup öptüm.
|