|
|
||
![]() |
Edirne Ilinin Doğal Varlıkları,tarihi Yerleri,nesneleri,yapıtları Ve Kültürel özelliklerini Tatınan Bir çalışma Ve Fotoğrafları Hit: 105 Tarih: 2011-12-27 Ekleyen: medussa |
|
»35 Yaş şiirinin Anlamı Nedir »4 Yaşında Kızım Var Konuşamıyor Tedavisi Nedir »54 Farz Nedir »6. Sınıf Kurgu Kuşağı Nedir »9.Sınıf Edebiyat Dersi Metin Nedir Edebi Metin Nedir ? »Adrenalin Ve Noradrenalin Nedir »Agorafobi Nedir Ve Teşhisi »Ağrı Dağının Hikayesi Nedir »Aile Içi Kalıtsal Hastalıklar Nedir? »Aile Tarihi Nedir »Aile-ve-ulke-ekonomisi-bakimindan-tasarruflu-aydinlatmanin-onemi-nedir »Akademia Nedir? »Akciger Solunumu Nedir »Akdeniz Bölğesindeki Asit Yağmuru Nedir? | Edirne Ilinin Doğal Varlıkları,tarihi Yerleri,nesneleri,yapıtları Ve Kültürel özelliklerini Tatınan Bir çalışma Ve FotoğraflarıEdirne Şehir Tanıtımı Marmara Bölgesinin Trakya kesiminde il olan Edirnenin doğusunda Kırklareli ve Tekirdağ, güneydoğusunda Çanakkale, kuzey ve kuzeybatısında Bulgaristan, batısında Yunanistan güneyinde de Ege Denizi bulunmaktadır Edirnenin bir bölümü Bulgaristan ve Yunanistan toprakları içerisinde kalan Meriç Havzasının doğu kesiminde yer almaktadır Genellikle geniş ve alçak tepelerden oluşan arazisinin kuzey, kuzeydoğu, güney ve güneydoğu kesimleri alçak tepeler ve platolarla kaplıdır Bu iki engebeli bölge arasında akarsular yer almaktadır Istranca Dağlarının bulunduğu kuzey ve kuzeydoğu kesiminde dağlar, batıya ve güneye doğru alçalır, tamamen plato görünümünü alır Edirnenin güney ve güneydoğu kesimlerinde çok yüksek olmayan Koru Dağları bulunmaktadır Bunlar kıyıya paralel biçimde uzanır, Saroz Körfezine doğru da yamaçları dikleşir İpsala-Enez arasındaki Çandır Dağları ise ilin Uzunköprü yönünde güney kesimini kaplar Edirne akarsu yönünden de oldukça zengindir Bulgaristanın Rodop Dağlarından çıkan ve Bulgaristan-Yunanistan-Türkiye sınırlarından Edirneye Meriç Nehri girmektedir Türkiyenin Yunanistanla olan doğal batı sınırını, 187 km boyunca güneye doğru akan Meriç Nehri oluşturur Bulgaristanın Rodop Dağlarından çıkan Arda Nehri ise, Yunanistanı geçtikten sonra Edirne sınırları içerisine girer ve Meriç ile birleşir Bu nehrin Türkiye sınırları içindeki uzunluğu da 1 kmdir Ayrıca Meriçin kollarından Tunca Irmağı yine Bulgaristandaki Balkan Dağlarından çıkar, Edirne il merkezini geçtikten sonra da Meriçe katılır Tuncanın Edirne içerisindeki uzunluğu da 32 kmdir Rüstempaşa kervansarayıEdirne yöresindeki bir başka akarsu da Ergene Nehridir İlin en büyük akarsularından olan Ergene, Istranca Dağlarındaki Karatepeden çıkar, güneybatı yönünde akarak Edirnenin önemli bir bölümünü sular Ergene, aynı zamanda Meriçi besleyen önemli bir akarsu koludur Bu büyük nehirlerin dışında il toprakları içerisinde irili ufaklı çay ve dereler vardır Keşanın kuzeydoğusundaki Keşan Deresi, Demircili yöresinden doğar ve Kavak Deresi ile birleşerek, Büyükdoğanca Deresine katılır Süleoğlu Deresi de il topraklarındaki bir başka akarsudur Edirne sınırları içerisinde özellikle Enez yöresinde küçük ölçüde göller de bulunmaktadır Dalyan, Taşaltı, Tuzla, Bücürmene, Sığırcık ve Pamuklu bunların başında gelirBu göllerden en önemlisi Enezin kuzeydoğusundaki Meriç Nehri ile bağlantılı Gala Gölüdür Yaz aylarında suları azalan ilkbahar ve kış aylarında bütün Edirne vadisini kaplayan bu akarsular üzerinde su taşkınlarını önlemek ve arazi sulamak amacıyla Altınyazı, Kadıköy gibi barajlar da yapılmıştır Beyazıt KülliyesiEdirnenin büyük bölümü ovalarla kaplanmıştır Kapıkule ile Edirne arasındaki Kazanova ve Eneze kadar uzanan İpsala Ovası bunların başında gelmektedir Ayrıca Tunca Vadisindeki Tunca Ovası, Ergene Ovası da onları tamamlamaktadır Bu ovaların alüvyonlu toprakları, tarıma elverişli alanlar oluşturmuştur Yüzölçümü 6276 km2 olan Edirnenin toplam nüfusu 401606dır İlin ekonomisi, tarım, hayvancılık, sanayi ve turizme dayalıdır İl topraklarının büyük bir bölümünde buğday ve ayçiçeği yetiştirilir Ayrıca susam, şeker pancarı, fasulye, kavun, karpuz üretimi de önemlidirAyçiçeğinin önemli derecede ekilmesinden ötürü, bunların işlenmesi de burada yapılmaktadır Trakya Yağlı Tohumlar ve Tarım Satış Kooperatifleri Birliğinin merkezi Edirnededir İlin kuzeyindeki engebeli alanlarda koyun, kıl keçisi ve sığır besiciliği yapılır Hayvansal ürünlerden süt, beyaz peynir ve kaşar peyniri burada üretilir UzunköprüEdirnede sanayii 1960lı yıllardan sonra gelişmeye başlamış ve 1969da kalkınmada öncelikli yöreler kapsamına alınmıştır 1970lerin ikinci yarısından sonra yoğun bir sanayileşmeye sahne olmuştur Gıda ve dokuma dallarında ağırlık kazanan sanayiinin büyük bir bölümü Uzunköprü, Havsa, Meriç ve Keşan gibi ilçe merkezlerinde kurulmuştur Merkez ilçeye bağlı Demirhanlı Köyünde rezervli linyit yatakları bulunmaktadır Edirnede bacalı sanayii kurulmasına izin verilmemiştir Osmanlı eserleri bakımından önemli olan Edirnede, turizmin de ekonomisinde etkili olduğu görülmektedir Ayrıca Osmanlı eserlerinin yanı sıra başta Enez olmak üzere yörede höyüklerin de bulunuşu tarih öncesi çağlara ait kalıntılar da turizm ve kültür yönünden önem taşımaktadır Edirne Sarayiçi'nde her yıl düzenlenen Kırkpınar Güreşleri ve Kakava Şenlikleri de ilin turizmine ve ekonomisine katkıda bulunmaktadır Enez KalesiEdirnenin tarih öncesine ait geçmişi, oldukça eski yıllara inmektedir Cumhuriyetin ilk yıllarında Ord ProfDrArif Müfit Manselin başlattığı arkeolojik kazılar, daha sonraki yıllarda PrDrAfif Erzen, Prof DrMehmet Özdoğan, DoçDrSait Başaran tarafından yürütülmüştür Bu kazılar sonunda, yöredeki yerleşimin Kalkolitik Çağda (MÖ5500-3500) başladığı anlaşılmıştır Ayrıca Bulgaristandaki Karanova kültürlerinin uzantısının Edirne yöresinde de devam ettiği görülmüştür Yörede MÖ1200lerde Balkanlardan gelen Trak kabileleri, ardından Odrysler burya yerleşmişlerdir MÖ513te IDareios Trakyayı Pers topraklarına katmış, pers egemenliğinin yıkılmasından sonra da Odrysler MÖVyüzyılın ortalarında güçlü bir devlet kurmuşlardır MÖIVyüzyılda bu devletlerin yıkılmasıyla birlikte IIPhlippos yöreyi Makedonya Krallığına bağlamış ve bu durum MÖIIIyüzyılın sonlarında Kelt akınlarına kadar sürmüştür MÖ168de Edirne yöresi Roma egemenliğine girmiştir İmparator Cladius döneminde MS44-46da burası Romanın Trakya eyaleti konumuna getirilmiştir İmparator Hadrianus buradaki Orestia kasabasını (Bugünkü Edirne), stratejik yönden önemli olduğundan imar etmiş ve Hadrianapolis ismini buraya vermiştir Hadrianusun kente kazandırdığı en önemli yapı kale olup, tümüyle bir Roma Castrumu planına sahiptir Bu kalenin dört köşesinde dört yuvarlak burç ve bu burçların arasında dört köşeli on ikişer küçük kule ve dokuz kapı dizilmiş, surların önüne de bir hendek yapılmıştır Roma İmparatorluğu döneminde, en parlak devrini yaşamış, askeri, ticaret ve ziraat konularında sürekli olarak gelişme göstermiştir Bununla beraber Roma döneminde Got ve Hun akınlarından kent zarar görmüştür Enez AyasofyasıBizans dönemi boyunca Hun, Avar, Peçenek ve Bulgarların hücumları ile de birkaç kez kent yıkılmış, ardından yeniden yapılmıştır Edirne yöresi Haçlı seferleri sırasında bir süre Latinlerin egemenliğine girmişse de yeniden Bizanslılar egemen olmuşlardır Osmanlılar 1361de burayı ele geçirmiş, Sultan IMurat Osmanlı başkentini 1365te Bursadan Edirneye getirmiştir Bundan sonra Yıldırım Beyazıt ve diğer Osmanlı Padişahları Balkanlara ve Avrupaya yaptıkları seferlerde Edirneyi üs olarak kullanmışlardır Yıldırım Beyazıtın Ankara Savaşında (1402) yenilmesinden sonra, oğullarından Süleyman Çelebi Edirnede tahta çıkarılmış, bunun sonucu olarak da bir süre Edirne kardeşler arasındaki taht kavgalarına sahne olmuştur Edirne 1410da Musa Çelebinin, 1413te Osmanlı Birliğini yeniden kuran Çelebi Mehmet tarafından ele geçirilmiş ve İstanbulun fethine (1453) kadar geçen süre içerisinde başkentlik yapmıştır İstanbulun fethinden sonra Edirnenin önemi uzun süre devam etmiştir XVI yüzyılda Edirne hızlı bir gelişme kaydetmiş ve görkemli Osmanlı anıtları yapılmıştır XVIII yüzyılın ikinci yarısında şehir yeniden büyük önem kazanmıştır Bunda Osmanlı padişahlarının burada oturmalarının büyük payı olmuştur Edirne ikinci bir başkent olma özelliğini hiçbir zaman kaybetmemiştir I Ahmet, II Osman ve IV Muratın av eğlenceleri düzenleyerek Edirnede kalmaları da şehre duyulan ilgiyi arttırmıştır IV Mehmet ise, Edirneyi ikinci bir devlet ve yönetim merkezi haline getirmiştir Saray-ı Cedid (Yeni Saray ) ve bazı köşkler bu dönemde yapılmıştır XVIII yüzyılın sonlarına doğru başlayan Avusturya seferleri ve bunun sonucunda uğranılan bozgunlar, Edirneyi olumsuz etkilemiştir XVIII yüzyıl Edirnenin gerileme devridir 1745 yılında meydana gelen büyük yangında 60 kadar mahalle harabeye dönmüş, 1751 depreminde de pek çok bina yıkılmıştır 1766-1768 seferlerinde Edirne yine hareket üssü olmuş, fakat savaşlar yenilgi ile sonuçlanmıştır Edirne, tarihte bir çok olaya da sahne olmuştur Sultan IIMustafanın tahttan indirilmesiyle sonuçlanan askeri-sivil ayaklanması (1703), tarihe Edirne Olayı olarak geçmiştir Bu ayaklanma sırasında Edirnede bulunan padişahın, bir an önce İstanbula dönmesi ve uzlaşma sağlanması istenmiştir Padişahın tahttan çekilmesi üzerine isyancılar Edirneye yürümüşler ve Sultan IIIAhmet bu isyanı bastırmıştır Mezit Bey CamisiOsmanlı-Macar Barış Antlaşması (1444), Edirne ve Segedinde imzalanmıştır Bu yüzden de bu antlaşmaya Edirne Antlaşması ismi verilmiştir Edirne, 1828-1829 Rus Savaşı sonunda çok zor günler geçirmiş ve Rus işgaline uğramıştır Bundan sonra Cumhuriyetin kuruluşuna kadar çeşitli saldırı ve karışıklıklarla karşılaşmıştır 1912de Bulgarların işgaline uğramış, Londra Antlaşması (1913) ile Bulgaristana bırakılmış, birkaç ay sonra da tekrar Osmanlılara verilmiştir Yunanlılar 25 Temmuz 1920de Edirneyi işgal etmiş, Mudanya Mütarekesinin imzalanmasından sonra 24 Kasım 1922de bu işgal sona erdirilmiştir Edirne Lozan Antlaşması (1923) ile bugünkü sınırlarına kavuşmuştur Bu antlaşmayı simgeleyen Lozan Anıtı, Trakya Üniversitesince Karaağaçta 2000 yılında yaptırılmıştır Kurtuluş Savaşından sonra savaş tazminatı olarak Karaağaç Türkiyeye geri verilmiştir Edirneden günümüze gelebilen eserleri arasında; Enez (Ainos) antik kentinde kale ve kilisesi, lalapaşa ilçesinde MÖ2000-1000 arasına tarihlenen Dolmenler ve Menhirler bulunmaktadır Bunlardan bazıları Edirne Müzesindedir Roma dönemine tarihlendirilen kalenin burçlarından bir tanesi Saat kulesine dönüştürülmüştür Kaleye ait kalıntılardan bir duvar bugün, Sultan Otelinin bahçesindedir Ayrıca Edirne yöresinde Edirne Müzesinin, Trakya Üniversitesinin ve İstanbul Üniversitesinin yapmış olduğu kazılarda da tarih öncesi dönemlere ait kalıntı ve buluntular ortaya çıkarılmıştır Osmanlı döneminden, Selimiye Camisi, Eski Cami, Yıldırım Cami, Fatih Cami (Enez Ayasofyası), Sokullu Külliyesi (Kasım Paşa Külliyesi), Üç Şerefeli Cami, Muradiye Cami, II Bayezid Cami Ve Külliyesi, Gazi Mihal Camisi, Kadı Bedrettin Camisi, Lari Camisi, Saruca Paşa Camisi, Sitti Sultan Camisi, Süleymaniye Camisi, Ayşe Kadın Camisi, Beylerbeyi Camisi, Defterdar Camisi, Şahmelek Paşa Camisi; Rüstem Paşa Kervansarayı, Ekmekçi Ahmet Paşa Kervansarayı, IMehmetin yaptırdığı Bedesten, IIMuratın Darülhadisi günümüze gelebilen eserler arasındadır Bunların yanı sıra Gazi Mihal Köprüsü, Saraçhane Köprüsü, Tunca ve Meriç Köprüleri, Yalnızgöz ve Beyazıt Köprüleri, Ekmekçizade Ahmet Paşa Köprüsü, Ali Paşa Çarşısı ve Sarayiçindeki yapılar bulunmaktadır Burada Cihannüma Kasrı, Kum Kasrı Hamamı, Babussaade Kapısı, Matbahi Amire ve Adalet Kasrının kalıntıları vardır Trakya Üniversitesinin Sultan IIBeyazıt Külliyesinde açmış olduğu Sağlık Müzesi, Genel Kurmay Başkanlığının Buçuktepede yaptırdığı Şükrü Paşa Anıtı ve tabyaları, Sarayiçindeki Balkan Şehitliği Edirnenin tarihini yansıtan eserler arasındadır Edirne'de Türk Sivil mimarisi örneklerinden olan ahşap konutlar il merkezinde ve Karaağaç'ta bulunmaktadır Edirne Kuskus Yöresel Yemek Resimleri Edirne Edirneden Resimler Edirne tarihi Camiler Ve Kiliseler: Edirnen'nin en önemli eseri olan Mimar Sinan'ın ustalık dönemi eseri Selimiye Cami Osmanlı mimarisinin en güzel örneklerinden biridir Kentin diğer önemli cami ve kiliseleri Üç Şerefeli Cami, Muradiye Cami, II Bayezid Cami Ve Külliyesi, Eski Cami , Yıldırım Camii, Fatih Cami (Enez Ayasofyası), Sokullu Külliyesi (Kasım Paşa Külliyesi), Sweti George Kilisesi, Yahudi Havrasıdır Edirne cami ve kiliseleri Köprüler: Edirne'deki önemli yapı türlerinden biri de köprülerdir Edirne'nin içinde bulunan ve Sinan devrinin Edirne dışında inşa ettiği köprülerin güzelliğine başka kentlerde erişilememiştir Bu kentteki köprülerin en eskisi Bizans İmparatoru Michael Palaiologos (1261-1282) dönemindendir Köprü sonradan Gazi Mihal Bey tarafından yeniletildiğinden onun adı ile anılır (1420) 1640'da Kemankeş Kara Mustafa Paşa bu yirmiyedi gözlü köprüye sivri kemerli Tarih Köşkü'nü ekletmiştir 1451'de yapılan Şahabettin Paşa (Saraçhane) Köprüsü on iki ke- merli ve on bir ayaklıdır 1452'de Fatih döneminde yaptırılan Fatih Köprüsü, 1488'de Mimar Hayrettin'in yapıtı olan Bayezid Köprüsü, 1560'da Mimar Sinan'ın eserleri arasında yer alan Saray (Kanuni) Köprüsü, 1608-1615 yılları arasında Sedefkar Mehmed Ağa'nın yaptığı Ekmekçizade Ahmed Paşa Köprüsü, 1842-1847 yılları arasında Meriç'le Arda'nın birleştiği yerde tamamlanan Meriç Köprüsü (Yeni Köpıü) Edirne'nin en önemli köprüleridir Kervansaraylar: Sokak üzerinde bir sıra dükknı bulunan ve klasik Osmanlı mimarlığının ilginç örneklerinden olan Rüstem Paşa Kervansarayı, Kanuni Sultan Süleyman'ın ünlü sadrazamı Rüstem Paşa tarafından Mimar Sinan'a yaptırıldı Ekmekçioğlu Ahmed Paşa Kervansarayı, I Sultan Ahmed'in emri ile Defterdar Ekmekçioğlu Ahmet Paşa tarafından 1609 senesinde yaptırıldı Edirne Evleri: Taş duvar ve sıvayla örülmüş ahşap iskelet sistemleri ile yapılırdı Bu evler genellikle yanındaki daha yüksek saçaklara çift eğri öğe ile bağlanan bir çatıyla örtülü, az derinde kalan locanın içine yerleştirilmiş merkezi girişi ile kusursuz bir simetriye sahipti Balkan Yarımadası'nın hemen her tarafında en küçüğünden en gösterişlisine kadar bütün evlerde "hayat" denilen bölümler vardır Oda kapılarının açıldığı yer olan bu bölüm, doğrudan evin bahçesine bakan yönde 1,5-2 metrelik direkler üzerine dayandırılmıştır Hayatların sonunda bir basamak yükseklikte dört köşe bir kısım ayrılarak, tahta sedirlerle çevrilirdi Evin harem ve selamlıklarında büyük kapıların açıldığı bahçe kısımları olan avluların uygun bir yerinde mermer bir çeşme bulunurdu Bazı evlerde avluların ortasında küçük havuzlar, üzerine asma sardırılmış çardaklar vardı Harem ve selamlık avlularından birbirine geçilecek küçük kapı bulunurdu Antik Kentler: Enez Antik Kenti Enez ( Ainos ): tarihi dönemlerde çok önemli bir liman iken bugün kıyıdan 35 km içeridedir Tarih boyunca birçok kereler restore edilmiş olan Enez Kalesi görülmeye değer Aynı zamanda MÖ 6 ıncı yüzyıla dayanan bir kilise, bazı oyma mezarlar ve suları berrak bir de plajı bulunmaktadır Dolmenler (Menhir, Taş Mezarlar): Lalapaşa ilçesinde İÖ2000 sonları ile İÖ 1000 başlarından kalma 'Dolmenler' (menhir, taş mezarlar) bulunmaktadır Yapılan kazılarda mezar içlerinde bazı araçlar (Göz yaşı şişesi, madeni takılar) bulunmuş ve bunlar Edirne Arkeoloji ve Etnografya Müzesi'nde sergilenmektedir Çarşılar: Geçiş yolları üzerinde bulunan kentin gelişme döneminde hem artan ekonomi ve ticaret yoğunluğunu karşılamak hem de cami ve imaretlere gelir sağlamak amacıyla birçok han, bedesten ve çarşı inşa edildi 1417-1418 yılları arasında Çelebi Sultan I Mehmed tarafından Mimar Alaeddin'e Eski Cami'ye vakıf olarak bir bedesten yaptırıldı 1569'da Hersekli Semiz Ali Paşa'nın Mimar Sinan'a yaptırdığı Ali Paşa Çarşısı yüz otuz dükkndan oluşmaktadır Çarşısı üç yüz metre uzunluğunda olup, altı kapılıdır 73 kemerli, 255 metre uzunluğunda, 124 dükkndan oluşan arasta, III Murad (1574-1595) tarafından Selimiye Camisi'ne vakıf olmak üzere Davut Ağa'ya yaptırıldı Edirne Camileri: Yılarca Osmanlının Başkenti olmuş Edirnede Camiiler tarihimizin zenginliğini anlatırcasına dimdik ayakta durmakta ve geçen yıllara meydan okuyup sanki bu gün yapılmışcasına Edirnennin estetik görünümü ile bütünleşmektedirler Edirne Yöresel Kıyafetleri bunları bulabildim |
|

