|
|
||
![]() |
Evimize Ve ülkemize Gelen Turisti Nasıl Karşılarız Hit: 163 Tarih: 2012-01-08 Ekleyen: medusaa |
|
Evimize Ve ülkemize Gelen Turisti Nasıl KarşılarızTürkler olarak misafirperverliğimizle her zaman gurur duymuşuzdur, fakat acaba Türkiye’yi ziyaret eden turistler de aynı görüşteler mi? Türkiye’ye tatile gelen turistleri evimize gelen misafir gibi ağırlayabiliyor muyuz? Anadolu insanın misafirperverliğine şüphe yok, fakat misafirlerini memnun etmek için elinden geleni yapan insanımızın emeklerini gölgeleyen tehlikelere dikkat çekmek gerekiyor. Koreli turistlerin Türkiye tecrübeleri üzerine yazılmış bu yazıda bahsi geçecek olan iki tehlikeden birisi bayan turistlere yapılan sözlü veya fiili taciz, diğeri ise Türkiye’de olmadığını sandığımız, fakat belki de farkında olmadan yapılan ırkçılık. Türkiye’nin imajının belki de en iyi olduğu ülkelerden biri olan Kore’de yaşayan bir Türk olarak sürekli Türkiye’ye gitmiş Koreliler’den Türkiye anılarını dinliyorum. Çoğu memnun ayrılıyor şahane doğal güzellikleri, muhteşem tarihi eserleri ve lezzetli yemekleri birarada bulabildikleri bu uzak ülkeden. Hele bir de tanıdıkları bir Türk ile haberleşerek gidip de ellerini ceplerine fazla atmak durumunda kalmadılar, Türk aile ortamında sıcak muhabbetle beraber sıcak çayları yudumladılarsa bu misafirperverliğin yanında ne Kapadokya’nın ne de Sultanahmet’in değeri kalıyor. Ülke imajımızın yurtdışında iyi olmasını istiyorsak, gelen turistlerin Türkiye’den memnun ayrılmaları çok önemli. Yani bir bakıma müşteri memnuniyeti. Kimse hizmeti iyi olmayan bir restorana tekrar gitmek veya orayı arkadaşlarına tavsiye etmek istemez. Hele söz konusu bir ülkeden memnuniyetsizlik olunca ister istemez o ülkenin insanları da bu kötü imajdan nasiplerini alıyorlar. Yani gelen turistlerin memnuniyetsizliği ülkemize ekonomik olarak negatif yansıyabileceği gibi ülke vatandaşlarımızın yurtdışında görecekleri muamaleyi de etkileyebiliyor. Dikkat çekmek istediğim iki tehlikeden ilki turist bayanlara taciz. Taksim’deki yılbaşı kutlamalarında yaşanan utanç verici hadiseleri her sene ekranlarda görmeye alıştık. Üç-beş yabancı kızı bir arada görünce kimyası bozulan şahısları hep istisna olarak gördük. Fakat, bu istisnalar aslında o kadar da az değil ve mekanları da yalnızca Taksim’den ibaret değil. Eğer öyle olsaydı neredeyse istisnasız her Koreli bayan Türkiye’de en iyi ihtimalle sözlü tacize maruz kaldığını üzülerek söylemek durumunda kalmazdı. Daha kötü ihtimallerin (fiili taciz) sayısı da ne yazık ki o kadar az değil. Türkiye’ye gelen turistlerin büyük kısmının Almanya, Rusya ve İngiltere gibi Türkiye’ye kıyasla erkek-bayan ilişkilerinin çok daha serbest olduğu ülkelerden geliyor olması turistler hakkında bazı kalıplaşmış yargılar (stereotype) oluşmasına neden oluyor. Bazıları da bu kalıplaşmış yargılara dayanarak yabancı bayanların Türk bayanlara nispeten daha serbest hareket edeceklerini umuyorlar. Yalnız Koreli bayanlar, özellikle Türk kızlarla kıyaslanabilecek derecede muhafazakar olanlar, bir şekilde oluşmuş olan yabancı bayan basmakalıbına tam olarak uymuyorlar ve bazı erkeklerin fazla misafirperverliklerinden (!) rahatsız olabiliyorlar. İkinci tehlike ise farkında olmadığımız ırkçılık. Farkında olmadığımız diyorum, çünkü Türkiye’de kasti bir ırkçılık olacağını düşünemiyorum. Ama yine de ırkçılık diyorum, çünkü niyet farklı olsa da kullanılan ifadeler, jestler ve tavırlar karşı tarafta bir ırkçılık izlenimi uyandırabiliyor. Türkiye’ye gelen Koreliler’e çekik gözleri ile ilgili espri yapılması, “çan çin çon” gibi hiçbir Asya dilinde (en azından Korece’de) bir anlama gelmeyen sesler çıkarılması, “samuray, ninja” diye seslenilmesi (ki bunlar Kore’yle hiç iyi bir tarihi olmayan Japonlar’ındır) ve buna benzer diğer durumlar bu ırkçı kategoriye girmektedir. Belki maksat muhabbet olsun diye kullanılan bu ifadeler Koreli’lere ırkçılığa maruz kaldıklarını düşündürmektedir. Bu iki sorun da Koreliler’in Türkiye’den memnuniyetini Anadolu insanının misafirperverliğini gölgeleyerek azaltmaktadır. Bu konuda yapılması gerekenleri sıralayacak olursak, çözüm için ilk adım bunların sorun olduğunun ve istisnai durumlar olmadığının farkına varmaktır. Sonrasında ise hem vatandaşlarımıza hem de yetkililerimize yapacak işler düşmektedir. Ülkemizde bir nevi otokontrol mekanizması geliştirip, özellikle turistik bölgelerde bu fevri davranışları yapanları alkışlamak yerine kınamalıyız. Turistik mekanlarımızda genç-yaşlı bayanların arkasından Türkçe veya yabancı dillerde laflar atıldığına birçoğumuz şahit olmuş ve içten içe bu durumdan rahatsızlık duymuşuzdur. Ama bu kişilerin fiili tacizi bu kadar alenen ve rahat yapmaları bulundukları ortamdan tepki görmek bir yana , yer yer alkışlanmalarından kaynaklanmaktadır. Nasıl ki bir Türk bayan yabancı bir erkek turisti sözlü veya fiili rahatsız edecek olsa toplumdan tepki görmesi kaçınılmazsa, Türk erkeklere de bu konuda Türk bayanlara yapılandan ayrı bir muamele yapılmamalıdır. Hem toplum içinde hem arkadaş çevresinde turistlere karşı tutumun sınırları ülkemizin imajını kötüleştirmeyecek şekilde çizilmelidir. Yetkililere düşen görev ilk olarak taciz vakalarında tacizcileri yakalamak için emek sarfedip yakaladıkları zaman da gerekli cezaları kesmek olmalıdır. Çünkü kardeş ülke belledikleri bir ülkede tacize uğrayarak şok geçiren Koreliler, yetkililerin ilgisizliği üzerine daha büyük bir hayal kırıklığına uğrayabilmekteler. Turizm bölgelerine “farklı” maceralar ve tecrübeler için çalışmaya gidip de taciz sabıkası bulunanlara ise caydırıcı cezalar verilerek hem onların turizmimizi ve imajımızı baltalamaları engellenip, hem de benzeri hadiselerin tekrarının önüne geçilmelidir. Bunlara ilaveten, turizm bölgesinde yaşayan esnafından, çalışanına ve yerel ahaliye kadar insanımız turistlere muamele konusunda bilinçlendirilmelidir. En azından Anadolu misafirperverliğini yansıtmaları konusunda telkinlerde bulunulup bu hususta öze dönüş sağlanmalı. Telkin edilen misalin dışarıya nispeten içimizden olması gerektiğini daha önce denenmiş tecrübelere binaen söylüyorum. Mesela Teksas’ta çevre kirliliğine karşı türlü kampanyalar başlatıp kirliliğin önüne geçemeyen yetkililer Teksaslı ünlülerin ve maço tipli Teksaslılar’ın rol aldığı reklamlarda “gerçek Teksaslı Teksas’ı kirletmez” sloganıyla büyük oranda başarı sağlıyorlar; çünkü mesaj yerine direk ulaşıyor. Türkiye’de verilmesi gereken mesaj ise: “Gerçek Anadolulu, turistleri evine gelmiş misafir gibi ağırlar!” olabilir. (Teksas’ın kampanyasını daha ayrıntılı incelemek için şu adrese bakabilirsiniz: http://dontmesswithtexas.org/ Yine büyük bir sorunumuz olan çevre kirliliği ile mücadelede de faydalanılabilecek fikirler var.) Çözüm için öneriler daha da artırılabilir, fakat yukarıda da belirttiğimiz gibi ilk yapılması gereken taciz ve ırkçılığın ülkemize zararları dokunduğunun farkına varıp külahları önümüze almak. Turistleri kandıran ve sıkboğaz eden bazı esnaf ve taksicilerimizle alakalı hiçbir konuya ise bu sorunun aşikarlığına binaen değinme gereği hissetmedim! Bu konu zaten G.O.R.A. filminde Cem Yılmaz’ın canlandırdığı Arif karakteriyla çok güzel karikatürize edildi (Japon turistlerin bulunduğu o sahnede, bir Asyalı turist basmakalıbının (stereotype) yansıtılışına da şahit oluyoruz!). |
»Elektrigin-evimize-gelis-oykusu / »Icme-suyu-evimize-nasil-ulasir / |
|

