ANA SAYFA   ÖDEV EKLE   İLETİŞİM   EN YENİLER   DERS SİTESİ   TOP 100   YGS Puan Hesaplama   KIZ OYUNLARI   Şimdi 52 Kişi Ödevde
 
 
          Ödev Ara                    
 
Oyunlar
Istiklal Marşı Nerelerde Ve Ne Zaman Okunur
Hit: 2658      Tarih: 2010-05-14       Ekleyen: gizem
odevindir »5 Basit Adımda Kendi Web Siteniz Olsun Istiyorsanız Bu Programı Mutlaka Deneyin: WebS
»7. Sınıf Ingilizce Ders Kitabı 115. Sayfadaki 8.dialog Un Benzerinden Istiyorum Varsa Lütfen Verirmisiniz 13.04.2010 Da Lazım
»Açıklaması Ile Birlikte özdeyişler Istiyorum
»Adalet Bölümü Okumak Istiyorum Yeni Sistemde Adalet Bölümünün Puanı Kaç Olur?
»Adıyamanın Ingilizce özet Tanıtımı Istiyorum
»Agatha Chiristine
»Agatha Christie
»An Introduction To Linguistic Theory And Language Acquisition (Dilbilimi Teorisine Ve Dil Edinimine
»Anlamlı Atatürk Ile Ilgili şiirler Istiyorum
»Askerlik Eğitimleri Hakkında Bilgi Istiyorum
»Bayrak Ile Ilgili Kısa şiir Istiyorum
»Bayrak Ile Ilgili Kısa şiir Istiyorum
»Berci Kristin Çöp Masalları - Latife Tekin
»Bir Tane Hüzünlü şarkı Istiyorum
»Christian Manset

Istiklal Marşı Nerelerde Ve Ne Zaman Okunur

Hakan Evrensel emekli bir subaydır. Güneydoğu Anadolu''''da terörle mücadele etmiştir. Evrensel daha sonra istifa ederek, Güneydoğu Öyküleri-1,2,3 adlı üç kitap yayınlamıştır. Bu kitapta subay, doktor, hakim, savcı, er Güneydoğu Anadolu''''da pkk''''ya karşı mücadele edenlerin anıları anlatılır. Oğullarının yiğitliğini anlamak isteyen bir milletin okuması gereken bir kitaptır Evrensel''in kitabları. İşte bu kitaptan bir bölüm.

Güneydoğu''''nun küçük bir ilçesinde görev yapan hakim, ilçe dışındaki lojmanından görünen karakolun bir gecesini şöyle anlatır:

''''Lojmanımızın balkonundan o karakol görünürdü. Yaklaşık bir aydır her istihbarat kaynağından karakolun basılacağı haberi geliyordu. Üstelik baskının şimdiye kadar yapılanlardan çok daha büyük olacağı söyleniyordu. Yakın birliklerden timler getirildi, karakolun etrafına mayınlar döşendi, ağır silahlarla takviyeler yapıldı ve baskın beklenmeye başlandı.

En son gelen istihbaratta baskının saati ve baskına katılacak terörist sayısı bile veriliyordu. 22.10, beş yüz terörist. Karakol o gün basılmadı.

Bir gün sonra, bildirilen saatte cehennem başladı. Balkonumuzdan izlediğim dehşet dolu manzarada, daire haline gelmiş teröristlerin, dairenin ortasına, gecenin karanlığında ateşleri parıldayan silahları ateşlediklerini görüyordum. Karakolun, havan ve roket mermilerinin patladığı yerde olduğunu biliyorduk. Tam anlamıyla çember içine almışlardı. Lojmandan ayrılıp doğruca jandarmanın binasına gittik. Karakolun merkezi, telsizle, sürekli timlerden durumlarını bildirmelerini istiyor; dış emniyette bulunan timler de bu çağrılara cevap veriyor, havan ve uçaksavar ateşi istedikleri yerleri de tarif ediyorlardı.

Bir süre sonra telsiz konuşmaları, timlerden birinin üzerine yoğunlaştı. Timden bir türlü cevap alınamıyordu. Üst üste, defalarca çağrı yapılıyor ancak bir türlü timle irtibata geçilemiyordu. Konuşmaları takip eden askerler timden ümitlerini kesmişlerdi. Ama bir yandan da çağrılar devam ediyordu. Bir saat kadar sonra, telsizden bitkin bir ses duyuldu:
"Yaralılarım var, yaralılarımı alın." Tüylerimiz diken diken olmuştu.

Hemen cevap verildi.
"Tamam Suat 3, sakin olun, az sonra birlik çıkacak."

İlk yaralı haberi, bu saatlerdir aranan timden gelmişti. Tim komutanı konuşurken arkadan silah sesleri duyuluyordu. Herkes bu sözler üzerine yorum yapıyordu. Telsizin başındaki tim komutanlarından biri, bu timde şehit olduğundan emindi. Merkezden tekrar çağrı yapıldı.
"Suat 3 , irtibatı kesme. Sakin olun!"

Cevapta bir değişiklik olmadı :
"Yaralılarım var. Kan kaybediyorlar. Yaralılarımı alın!"

Ve tam bir buçuk saat, beşer dakika arayla Suat 3 kodlu timle muhabere aynen bu sözlerle sürdü :
"Yaralılarımı alın"
"Sakin olun, geliyoruz."

Hepimiz o time kimsenin yardıma gidemeyeceğini çok iyi biliyorduk. Karakola düşen mermi sayısında azalma olmuyor, aksine, takviye alan teröristler baskının şiddetini gittikçe artırıyorlardı. Kimsenin, değil karakolun dışına çıkmak, mevzi değiştirebilecek fırsatı dahi olmadığı apaçıktı. Bir süre sonra, Suat 3''''ün telsizinden hırs dolu kelimelerini işittik:
"Hemen gelip yaralılarımı almazsanız, karakola dönüp bölüğü tarayacağım."

Hepimiz şok olmuştuk. Hemen tabur komutanı devreye girdi. Hemen hemen aynı sözcüklerle tim komutanına sakin olma çağrısı yaptı. Ama işe yaramıyordu.

Tim komutanı:
"Yaralılarımı alın!" dışında başka bir şey demiyordu. Tabur komutanının da telsizi bırakmasıyla, bir saat kadar daha tim komutanından ses çıkmadı. Birer dakika arayla yapılan yoğun çağrılara cevap vermedi. Hepimiz tim
komutanının da şehit olduğunu düşünüyorduk. İçim burkuluyor, başım dönüyor, tanık olduğum bu anlardan nefret ediyordum. Telsizin başına tim komutanının okuldan devre arkadaşı geldi. Son bir ümitle eline mikrofonu alıp, cevap beklemeden, telsizin kodlarını da kullanmadan, konuşmaya başladı :
"Devrem ben Hüseyin. Geçmiş olsun devrem. Biraz daha dayan olur mu? Bak destek timleri yola çıktı. Sana doğru geliyorlar.Devrem aman pes etme olur mu?"

Telsizin mandalını bırakıp beklemeye başladı. Hepimiz Motorola marka, duvara monteli telsiz cihazının hoparlör kısmına gözlerimizi dikmiş bekliyorduk. Ve konuştu :
"Devrem, bölük komutanı nerde?" Hepimiz derin bir "Oh!" çektik. Telsizden:
"İzinde devrem" yanıtı verildi.

Suat 3 , artık tükenen bir sesle konuşmayı sürdürdü :
"Ne olur yaralılarımı alın. Bende yaralıyım."

O ana kadar kendisinin de yaralı olduğunu söylememişti. Hepimiz donup kalmıştık. Telsizin başındaki devre arkadaşı da bu sözü üzerine mikrofonu fırlattı ve odadan çıktı. Ben kapının hemen eşiğinde ayakta duruyor, duyduklarım ve gördüklerimle bir tarihe tanıklık ettiğimi düşünüyordum.

"Ben de yaralıyım" dan sonra yine ses kesildi. Sabaha kadar hiç konuşmadı
Yüzlerce kez yapılan çağrılara cevap vermedi. Artık onun şehit olduğuna ben de inanmıştım.

Gün ağarırken hepimiz yorgun düşmüş, telsizden yapılan
"Suat 3, konuşan Suat, Cevap ver!" çağrısından bıkmış halde bir köşede yığılmışken, birden telsizin mandalına basıldığını fark ettik. Telsizden silah sesleri geliyordu. Ve on on beş saniye sonra hayatım boyunca unutamayacağım bir İstiklal Marşı dinlemeye başladım. Mandala sürekli basıldığı için bütün telsizlerin konuşma imkânı durmuştu.

Çatışmanın altında yaralı bir tim komutanının, makamıyla söylediği İstiklal Marşı''nı dinliyordum. Gözlerim dolmuştu. O ana kadar duyduğum en güzel İstiklal Marşı''''ydı. Birinci dörtlüğü bitirdi. İkinci dörtlükte sesi çatallaştı. Kelimeler uzadı. Ama marşı söylemeyi bırakmadı. Bozuk bir ses tonuyla, kendini zorlayarak okumaya devam etti. Marşı bitirdiğinde, ben de bitmiştim. Hemen orayı terk ettim.

Bir daha onun sesini hiç duymadım. Toplam 22 şehidin verildiği o baskın gecesinde, vücuduna saplanmış 7 merminin acısıyla söylediği İstiklal Marşı''''nı ruhuma işleten tim komutanının ölmediğine ise hala inanamıyorum.''''
İlişkili Etiketler

»Istiklal-marsi-ne-zaman-soylenir / »Istiklal-marsinin-ne-zaman-ve-nerede-soylenir / »Istiklal-marsi-nerede-ne-zaman-okunur / »Istiklal-marsi-baska-nerde-ve-ne-zaman-okunur / »M-akif-ersoy-istiklal-marsini-nerede-ne-zaman-yazdi / »Istiklal-marsindaki-zamirleri-bulma / »Istiklal-marsi-nerelerde-ne-zaman-okunur / »Istiklal-marsindaki-tamlamalar / »Istiklal-marsi-nerelerde-okunur / »Istiklal-marsi-nerede-ne-zaman-okunur- /
odevindir Ana Sayfam Yap Sık kullanılanlara ekle istiklal marşı nerelerde ve ne zaman okunur Paylaş

Odevindir