ANA SAYFA   ÖDEV EKLE   İLETİŞİM   EN YENİLER   DERS SİTESİ   TOP 100   YGS Puan Hesaplama   KIZ OYUNLARI   Şimdi 38 Kişi Ödevde
 
 
          Ödev Ara                    
 
Oyunlar
Milli Cemiyetler
Hit: 981      Tarih: 2010-04-07       Ekleyen: zynp
odevindir » ülkesinin, Yüksek Bağımsızlığını Korumasını Bilen Türk Milleti, Dilini De Yabancı Diller Boyunduruğundan Kurtarmalıdır. Ile Ilgili Bir Kompozisyon
»Atatürk¨ün çalışmaları Onun Milli Mücadeledeki Liderliğini Nasıl Etkilemiştir?
»Atatürk'ün Bayrak Ve Milli Değerlerle Ilgili Anıları Ve Sözleri Nelerdir?
»Bağımsız Türk Milleti Ile Ilgili Yazı
»Bir Milletin Bağımsızlığını Neler Gösterir
»Birleşmiş Milletler Günü
»çevremizde Milli Mücadele Sırasında Yaşananlar Nelerdir
»Dil Sevgi Insan Aile Vatan Millet Bayrak Ile Ilgili Yazılar
»Dil Sevgisi, Bayrak, Vatan, Aile, Millet Atasözü Ve özdeyiş
»Dini Ve Milli Bayramlarımız Ne Anlama Gelir
»Egemenlik Kayıtsız şartsız Milletindir özdeyişinin Açıklaması
»Istanbul Hukumeti Ve Milli(2. Cilt)
»Ingilizce Millet ülke Başkent Isimleri
»Iş Yeri Açma Milli Eğitim özel Kurum Açma Belgeleri
»Itaat Ve Terakkide Milli Iktisat

Milli Cemiyetler

Milli Varlığa Yararlı Cemiyetler (Milli Cemiyetler) MİLLİ CEMİYETLER Yurdun hemen her köşesinde genelde Müdafaa-i Hukuk adıyla kurulan millî cemiyetler, milliyetçilik ideolojisine dayalı olarak kurulmuşlardı. Millî Kurtuluş Mücadelesinini temel taşlarını oluşturan bu cemiyetin kuruluşu, Türk milletinin bağımsız ve onurlu bir millet olarak yaşama azminin bir ifadesiydi. Bununla beraber Millî Cemiyetler Wilson ilkelerinden etkilendiklerinden başlangıçta barışçı mücadele yöntemini benimsemişlerdi. Türklüğün meşru haklarının tanınacağı düşüncesiyle siyasî faaliyetlerde bulunmayı ve yayın yapmayı yeterli görmüşlerdi. Ancak Wilson ilkelirinin Türkler aleyhinde kullanılması, işgalci devletlerin haksız tutumu ve özellikle İzmir'in işgali bu tür mücadelenin yeterli olamayacağını göstermiş, millî cemiyetleri silahlı mücadele kararları almaya yöneltmişti. Bu cemiyetlerin bir diğer zaafı da bölgesel kurtuluşu çare olarak görmeleri ve aralarında bir koordinasyon olmayışıydı. Millî cemiyetler Mustafa Kemal Paşa'nın Anadolu'ya geçerek kurtuluş meşalesini eline almasından sonra bu zaaflarından da kurtulmuşlar, yek-vücut hale gelerek topyekün kurtuluşa inanmışlardı. Trakya Paşaeli Müdafaa Heyet-i Osmaniyesi 1 aralık 1918'de Müftü Mestan Efendi'nin başkanlığında kuruldu. Trakya'nın il, ilçe ve bucaklarına varıncaya kadar sistemli bir şekilde teşkilatlandırdı. Trakya dışında Adapazarı'nda bir şubesi açıldı. Kuruluş amacı Trakya'nın bütünlüğünü ve Osmanlı devletine bağlı kalmasını sağlamak, Trakya'nın Türk yurdu olduğunu anlatarak Türklerin haklarını savunmaktı. Cemiyet, İstanbul'da kurulmuş olan Trakya komitesi ile de işbirliği yapmış, Osmanlı devletinin parçalanması halinde Trakya'yı mümkün olursa Batı Tarkya ile birlikte bir bütün olarak Türk ve İslam topluluğu halinde kurtarmayı amaçlamıştı. Ancak bunun için İngiltere'nin, o olmazsa Fransa'nın yardımını sağlamayı düşünüyordu. Hedeflerinin bir Trakya Cumhuriyeti kurmak olduğu anlaşılıyordu. Cemiyet, Mustafa Kemal Paşa'nın Anadolu'ya geçmesinden sonra çalışmalarını millî amaçlara uygun olarak yürütmüştü. Sivas Kongresi'nden sonra faaliyet ve programını değiştirmekle birlikte temsil heyetinin isteğine uymak suretiyle Trakya-Paşaeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adını almış ve böylece Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin bir şubesi haline dönüşmüştür. Daha sonra Lüleburgaz (21 Mart-2 Nisan 1920) ve Edirne (9-13 Mayıs 1920) kongrelerini düzenlemiş, muhtemel bir Yunan istilasına karşı silahlı bir direniş kararı almıştı. Vilayat-ı Şarkiyye Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti doğu illerinin Ermenistan'a verilmesi ihtimaline karşı İstanbul'da kuruldu. Türklüğün bölgesindeki haklarını savunmak amacıyla Le Pays adıyla Fransızca, Hâdisât adıyla Türkçe iki gazete çıkardı. İtilaf Devletlerinin İstanbul'daki temsilcilerine ve İtilaf başkanlarına muhtıralar verdiği gibi Avrupa'ya bir kurul göndermek amacıyla girişmde de bulunmuştu. Cemiyetin Erzurum şubesi, Kâzım Karabekir Paşa'nın himâyesinde önemli hizmetlerde bulundu. İstanbul'daki merkezle bağlantısını keserek Erzurum Kongresi'nin toplanmasına öncülük etti. kongre sonrasında Şarkî Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adıyla çalışmalarını sürdürdü Kuruluş Nedenleri • İşgallere, işgalcilere ve zararlı cemiyetlere tepki, • İşgaller karşısında padişah yönetiminin bir şeyler yapmayışı, • Halkın kendisini bilinçli bir şekilde örgütlenerek koruma isteği. • Milliyetçi bilincin gelişmiş olması. Trakya-Paşaeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ( 7 Kasım 1918 ) • Trakya’nın Yunanlara verileceği endişesi ile Edirne’de kurulmuştur. • Osmanlı Devleti parçalandığı takdirde Batı Trakya ile birleşerek, Trakya Cumhuriyeti’ni kurmayı amaçlamıştır. Zamanla Kuva-i Miliye hareketine dönüşecek olan silahlı mücadeleyi esas almıştır. • Doğu Trakya’nın Yunanistan’a verilmesini önlemek ve Mavri Mira’nın zararlı faaliyetlerini önlemek amaçlarındandır. • Mondros’tan sonra kurulan ilk direniş cemiyetidir • Lüleburgaz, Edirne kongrelerini düzenlemişlerdir. Edirne Kongresi’nde (9-13 Mayıs 19rakya-Paşaeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Trakya’nın Yunanlar’a verileceği endişesi ile Edirne’de kurulmuştur. Osmanlı Devleti parçalandığı takdirde Batı Trakya ile birleşerek, Trakya Cumhuriyeti’ni kurmayı amaçlamıştır. Mondros’tan sonra kurulan ilk direniş cemiyetidir (2 Aralık 1919). Lüleburgaz, Edirne kongrelerini düzenlemişlerdir. Mondros Mütarekesi’ni imzaladıktan sonra, İstanbul’da 2 Kasım 1918 günü Trakya Paşaeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adı verilen cemiyet resmen olmasa da fiilen kurulmuştur. Cemiyet, Edirne Mebusu Faik (Kaltakkıran), Belediye Reisi Şevket ve Avukat Şeref Bey tarafından kurulur. Trakyalıların, haklarının muhafazasını sadece hükümetten beklemeyerek, bu hakların savunmasını bizzat kendi ellerine almayı ve halka dayanmayı gaye edinen böyle bir cemiyeti kurmaları çok ümit verici bir hareket olmuş, bilhassa bu bölgenin vatansever, aydın evlatlarını sevindirmiştir. Cemiyet, Trakyalılara hitaben yayınladığı beyannamede kuruluş gayesini şu şekilde açıkladı: “Ecdadımızın celâdet yadigârı olarak, Avrupa’da elimizde yalnız Edirne vilayeti kalmış iken bu mübarek toprakların Müslüman olan mühim bir kısmı da kötü idare yüzünden Bulgar boyunduruğuna geçmiştir. Bu da yetmiyormuş gibi, son zamanlarda payitahtın bekçisi olan yurdumuza da göz dikildiğini görmekten elem ve ızdırap duymaktayız...Türklerin gadre uğramış haklarını müdafaa etmek üzere Trakya Paşaeli Müdafaa Heyeti Osmaniye’si kurulmuştur. Milletin hayrını isteyenlerden bir heyet, bu vatan hizmetini omuzlarımıza yükledi.” Cemiyet’in ilk kuruluşunda, Trakya’ya saldıracak dış düşmanlara karşı, kurucular, silahlı bir mücadeleyi düşünmektedir. 7 Kasım 1919’da Anadolu ve Rumeli Müdafa-i Hukuk Cemiyetine katılmış ve onun nizamnamesini kabul etmiştir. TRAKYA CEPHESİ Mondros Ateşkes Antlaşması'ndan sonra; Edirne-İstanbul demiryolunu kontrol etmek üzere bir Fransız alayı Trakya'ya yerleşmiş bulunuyordu. Fransız Generali Franchet D'Esperey ile Yunanistan Başbakanı Venizelos arasında imzalanan antlaşma ile Kuleliburgaz-Hadımköy hattı Yunan Ordusunun işgaline terk edilmişti. Bu gelişmeler karşısında, I. Kolordu Komutanı Cafer Tayyar Eğilmez Paşa, Mustafa Kemal Paşa'nın 9 Ocak 1920 tarih ve 55 sayılı emrine uyarak bütün Edirne vilayetinde sıkıyönetim ve seferberlik ilan etti. Diğer taraftan Trakya-Paşaeli Müdafaa Heyet-i Osmaniyesi, 31 Mart 1920'de Lüleburgaz'da yaptığı ilk kongresinde dış tecavüzler ve iç ayaklanmalar karşısında her türlü tedbir alma yetkisini kolordu komutanına ve merkez heyetine vermeyi kararlaştırdı. San Remo Konferansı'nda, İtilaf Devletleri Edirne ile birlikte Doğu Trakya'yı da Yunanistan'a bırakmayı kararlaştırdılar. 9 Mayıs 1920'de Edirne'de toplanan Trakya Paşaeli Müdafaa Heyet-i Osmaniyesi, 2'nci kongresinde Edirne ve Doğu Trakya'nın Yunanistan'a bırakılmasını kesinlikle reddetti ve ülke topraklarının savunulmasını kararlaştırdı. Bu amaçla, yerli halktan asker toplamayı ve silahlı savunma tedbirleri almayı kararlaştırdı. Ayrıca, Cemiyet programını değiştirmekle birlikte ismini de Trakya-Paşaeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti haline getirerek, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin şubesi olmuştu. Sevr Antlaşması'nın imzalanmasını kolaylaştırmak, Osmanlı İmparatorluğu'na fiilen olduğu kadar hukuken de son vermek amacı ile İtilaf Devletlerinin de teşviki ile Yunan Ordusu bir taraftan Anadolu'da bir taraftan da Trakya'da harekete geçti. 20 Temmuz 1920'de başlayan Yunan Taarruzu sonunda Edirne 24 Temmuz 1920'de düştü. Sevr Antlaşmasının imzalanmasını takip eden günlerde Yunan Hükümeti kendi meclislerinden geçirdikleri bir kanunla Doğu ve Batı Trakya'yı bir genel valilik halinde Yunanistan'a kattığını ilan etti. Yunanlılar tarafından Edirne ve Doğu Trakya'nın ilhakına rağmen, Trakya'da işgale karşı silahlı mücadele devam etmiştir. Anadolu'da kazanılan büyük zafer ve orduların Boğazları geçerek Trakya'yı kurtarmak için harekete geçmeleri kararı karşısında, Boğazlarda bulunan İtilaf Devletleri ateşkes anlayışı içinde olmuşlardır. 15 Ekim 1922'de yürürlüğe giren Mudanya Ateşkes Antlaşması ile Doğu Trakya, Yunan kuvvetleri tarafından boşaltıldı. 25 Kasım 1922'de Edirne Valiliğine tayin edilen Şakir Bey (Kesebir), Türk yönetimini yeniden kurmuştur. Lozan Konferansı sonunda, Yunanlıların Anadolu'da yakıp yıktıklarına karşılık, savaş tazimanatı olarak Karaağaç ve Bosnaköy Köprübaşlarının da Anavatana katılması kararlaştırılmıştır. İzmir Müdafaa-i Hukuk-u Osmaniye Cemiyeti (1 Aralık 1918) Müttefik Devletlerin İzmir ve çevresini Yunanlılara vereceklerini öğrenen İzmir’deki aydınlar Aralık 1918’de bu cemiyeti kurmuşlardır. Cemiyet tüzüğünde amacını “vatanın ilerlemesini sağlamak, halkın duygu ve düşüncelerini uygar dünyaya bildirmek, çoğunluğu oluşturan halkın haklarını savunmak” olarak belirtilmişti. Bu cemiyet İzmir’in halk çoğunluğunun Türk olduğunu ve Wilson İlkelerine göre başka bir devlete verilemeyeceğini savunuyordu. Cemiyet 17-19 Mart 1918 tarihlerinde İzmir Milli Sinemada bölge il ve sancaklarından çağırdığı belediye başkanları, müftüler ve diğer delegelerle bir kongre toplamıştı. Kongre Katibi Cami Bey Wilson ilkelerine göre İzmir’in işgal edilemeyeceğini açıklamış, buna rağmen işgal edilmek istenirse engellemek için her çareye başvurulmasını önermişti. Kongrede Müttefikler katında işgali protesto edecek direniş komitelerinin oluşturulmasına da karar verilmişti. Yukarıda değinildiği gibi kongre başkanı Vali Nurettin Paşa da İzmir’in işgale geçilmesi halinde silahla karşı konulacağını bildirmişti. Cemiyet İzmir’in Türk hukukunu savunmak için Paris Konferansına göndermek üzere bir heyet oluşturmuştu. Bu heyet Paris’e gitmeden önce İstanbul’a giderek gerekli ilişkileri kurmak istemiş, fakat orada görüşecek yetkili kişi bulamadığı gibi, Paris’e gitmesine de engel olunmuştu. Nurettin Paşa İzmir valiliğinden alınıp Kambur İzzet atandıktan sonra cemiyet eskisi gibi rahat çalışamaz olmuş, İzmir’in işgali üzerine de çalışmalarını redd-i ilhak komiteleri şeklinde sürdürmeye karar vermişti • İzmir’de Nurettin Paşa tarafından kuruldu. Bu cemiyetin ilk adı “Müdafaa-i Vatan Heyeti”dir. • İzmir’in Yunanlara verilmesini engellemek amacı ile kurulmuştur. • Zamanla (Alaşehir Kongresinden sonra) İstanbul’da da etkinlik gösteren bu cemiyet,ulusal mücadeleye yardımcı gizli cemiyetlerle anlaşarak,Anadolu’ya silah ve cephane kaçırılması işinde yardımcı olmuştur. • Basın yolu ile sesini duyurmaya çalışmıştır. • İttihatçı ve Bolşevik olmakla suçlanmışlar, düzenli bir cemiyet olamamışlardır. • Cemiyet ismini İzmir’in işgal edileceği haberinin alınması üzerine “İzmir Reddi İlhak Cemiyeti” olarak değiştirmiştir. İzmir Redd-i İlhak Cemiyeti • İzmir’in işgali üzerine kurulmuştur. İzmir Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti işgalden bir gün önce bu ismi almıştır. • I.ve II. Balıkesir Kongresi ile Alaşehir Kongresi’ni düzenlemişlerdir. • Yunan işgaline fiilen karşı koymuş bir cemiyettir • Kuvay-i Milliye hareketinin başlamasını da sağlamıştır İzmir’de Müdafaa-i Vatan adıyla kurulan bu cemiyet işgal¬den sonra Redd-i İlhak adını almıştır. İzmir’in haksız işgali¬ne karşı milis teşkilatı (Kuvayı Milliye) kurarak Yunan işgali¬ne fiilen karşı koymuştur. Balıkesir ve Alaşehir Kongrelerinin toplanmasında da etkili olmuştur. Kilikyalılar Cemiyeti (21 Aralık 1918) Fransızlar Suriye’den sonra işgallerini Çukurova’ya doğru genişletmeye başlayınca İstanbul’da yaşayan, bölgenin aydınları Aralık 1918’de Adana’da Kilikyalılar Cemiyetini kurmuşlardır. Bu Cemiyet, çoğunluğu Türk ve Müslüman olan bölge halkının yabancı bir işgali kabul etmeyeceğini savunmakta ve bu amaçla gazete, dergi ve bildiriler yayınlamaktaydı. Adana Milletvekili Suphi, Belediye Başkanı Kadri, Müftü Tahir ve Eşraf Nakibi Hüseyin imzasıyla yayınlanan “Feryatname” adlı broşürde Adana İlinin 426.000 nüfusundan sadece 64.000’nin Hıristiyan olduğu ve bu nüfusa Türkmenlerin dahil edilmediği ve yörenin en eski bir Türk yurdu olduğu yazılmıştı. İstanbul’daki faaliyetleri zayıflayan bu cemiyeti II. Ordu Müfettişi Cemal (Mersinli) Paşa, Kilikya’da canlandırmaya çalışmış ve yeniden yörenin Türk çoğunluğunda olup Anayurttan ayrılamayacağını savunmuştu a)İstanbul’da Ali Fuat Paşa’nın gayretleri ile kurulmuştur. b)Adana ve çevresinin Ermenilere verilmesini engellemek ve Fransız işgalinden korumak için kurulmuştur. c)Bölgedeki ulusal güçleri birleştirmek içim 30 Mayıs 1920’de Pozantı Kongresi’ni düzenlemiştir. Trabzon Muhafaza-i Hukuk-u Milliye Cemiyeti (12 Şubat 1919) • Merkezi Trabzon olmak üzere Trabzon ve çevresinde Pontus Rum Devleti’nin kurulmasını engellemek için kurulmuştur. • Erzurum Kongresinden sonra Doğu Anadolu Cemiyetinin bir şubesi haline gelmiştir Trabzon Havalisi Adem-i Merkeziyet Cemiyeti Trabzon ve çevresinin Ermenilere verilmesini ya da bölgede bir Pontus Rum Devleti kurulmasını önlemek için İstanbul’da Trabzon ve Havalisi Adem-i Merkeziyet Cemiyeti kurulmuştu. Cemiyet daha sonra Lazistan olarak bilinen bölgede şubeler açmış ve Rize’yi bölgenin merkezi kabul ederek çalışmalarını Rize şubesinde yoğunlaştırmıştı. Osmanlı Hükümetleriyle uyum içinde çalışmalarını sürdüren bu Cemiyet Osmanlı Devleti’ne bağlı olduklarını, fakat bölge farklılıklarına göre yerel yönetimlerine geniş yetkiler tanınmasını savunmaktaydı. Cemiyetin bu görüşü, bağımsız bir Pontus-Rum Devleti kurmanın güçlüğü karşısında padişaha bağlı özerk bir yönetimin kendileri için de uygun olduğunu savunan Giresun Metropoliti Lavrandios gibi bazı Rum çevrelerinin de desteğini almıştı. Ulusal birliğin sağlanmasında kendisini dışarıda tutan bu cemiyet Sivas Kongresi’nden sonra Hürriyet ve İtilaf Fırkası ile birleşmiş ve İngiliz etkinliğine girmişti. • Trabzon ve çevresinde bağımsız bir Türk Devleti kurmak amacı ile kurulmuştur. • İlk kurulduğunda padişaha bağlı iken daha sonra Milli Mücadele’ye katılmıştır. Doğu Anadolu (Şark Vilayetleri) Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Mondros Anlaşmasının 24 Maddesine göre Müttefikler Erzurum, Van, Bitlis, Diyarbakır, Harput ve Sivas’tan oluşan Vilayet-i Sitte Bölgesini gerekli gördüklerinde işgal edebileceklerdi. Müttefiklerin ve Ermeni Patriğinin çalışmaları Bölgenin Ermenilere verilmek istendiğini gösteriyordu. Bu gelişmeler üzerine Doğu kökenli Osmanlı milletvekilleri Meclis içinde Şark Vilayetleri Grubunu oluşturup ortak bir çalışma içine girmişlerdi. Avrupa’nın yetkili çevrelerine yönelik yaptıkları çalışmalarla Doğu Anadolu nüfusunun Müslüman olduğunu ve Ermenilere vermenin haksızlık olacağını savunuyorlardı. Bunlardan Erzurumlu Hoca Raif Efendi ile Diyarbakırlı Süleyman Nazif öncülüğünde bir ekip 4 Aralık 1919’da, Doğu Anadolu’daki Müslüman halkın hukukunu korumak için İstanbul’da Vilayat-ı Şarkıye Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti adında bir örgüt kurmuşlardı. Cemiyetin başkanlığına Eski Bitlis Valisi Mahmut Nedim, yönetim kurulu üyeliklerine de Diyarbakır Milletvekili Rasim, eski Beyrut Valisi İsmail Hakkı ve Süleyman Nazif getirilmişlerdi. Cemiyet Hadisat adlı Türkçe, Le Pays (Memleket) adlı Fransızca iki gazete yayınlayarak çalışmalarını sürdürmüştü. Doğu illerine yönelik İstanbul’daki çalışmalar yetersiz kalacağı için 6 Mart 1919’da örgüt çalışmalarının Doğuya nakledilmesine karar verilmiş ve 10 Martta da Erzurum şubesi açılmıştı. Kuruluş bildirgesinde neye mal olursa olsun Erzurum’un Ermenilere verilmesine karşı çıkılacağı belirtildi. Erzurum şubesi ilk görev dağılımında Hacı Fehmi’yi şube başkanlığına, Cevat Dursunoğlu’nu sekreterliğe, Binbaşı Süleyman’ı da saymanlığa getirmişti. Çalışmalarını çevre il ve ilçelere yayan örgüt 19 Martta yayınladığı bir bildiriyle halkın örgüt çalışmalarına katkı vermesi istemişti. Nisan 1919’da Kazım Karabekir Paşa 15. Kolordu Komutanlığına atandıktan sonra Cemiyetin ordu ile ilişkileri güçlenmiş, Erzurum Valisi Münir Bey’in de desteğiyle Bölgedeki etkinliği iyice artmıştı. Şube Trabzon Muhafaza-i Huku-ı Milliye Cemiyeti ile işbirliği halinde Erzurum Kongresi hazırlıklarını sürdürürken Mustafa Kemal ve Rauf Bey’i Erzurum’a çağırmıştı. Çağrı üzerine Erzurum’a gelen Mustafa Kemal ve Rauf da kongre çalışmalarına katılmışlardı. Erzurum Kongresi’nde bu şube ile Trabzon Muhafaza-i Hukuk Cemiyeti feshedilerek ikisinin yerine Şarki Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kurulup başkanlığına Mustafa Kemal seçilmişti. Bu cemiyet de Sivas Kongresinde tüm cemiyetler birleştirilerek oluşturulan Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyetine katılmıştı. • 4 Aralık 1918’de İstanbul’da kuruldu. • Merkezi İstanbul’da bulunan bu cemiyet daha sonra Erzurum ve Elazığ da şubeler açmıştır. • Doğuda bağımsız bir Ermeni Devleti’nin kurulmasını engellemek için kurulmuştur. Ermenilerin Doğu Anadolu'da nüfus olarak çoğunlukta olmadığını açıklamıştır. • Cemiyet Ermenilerle mücadele etmek, Doğu illerinde Türklerin Ermenilere sayıca üstün olduğu kadar tarih, kültür ve uygarlık yönüyle de üstün olduğunu kanıtlamak için Fransızca Le Pays, Türkçe Hâdisât ve Albayrak gazetelerini çıkarmıştır. • Cemiyet şu kararları almıştır: Kesinlikle Doğu Anadolu’dan göç edilmeyecek. Doğu illeri bir saldırıya uğrarsa birleşilecek. Bilim, din ve ekonomi alanında teşkilatlanılacak. • Doğu Anadolu'da Türk ve Müslüman nüfusun fazla olduğunu belirtmiş ve Doğu Anadolu'nun bütünlüğünün korunmasını savunmuştur. • Erzurum Kongresi'ni düzenlemişlerdir. • Mustafa Kemal, Sivas Kongresinde Ulusal Dernekleri bu cemiyet aracılığı ile birleştirmiştir. En etkili olan cemiyettir. Milli Kongre Cemiyeti (29 Kasım 1918) 1918′de İstanbul’da kurulan Milli Kongre Cemiyeti, çeşitli parti, dernek, fakülte ve hayır kurumlarını da içine alan bir¬çok kuruluştan meydana gelmişti. Bu cemiyet, Türkler hak¬kında dünyada yapılan propagandalara, basın yayın yolu ile karşı koymayı ve Türk milletinin haklarını dünya milletleri¬ne duyurmayı amaçlanmıştır. 28 Ocak 1920′de Mebuslar Meclisi’nde Misak-ı Milli’nin kabul edilmesinde etkili olmuştur. • II. Meşrutiyet döneminde Türkçülük fikrini ve Türk milliyetçiliği hareketini Milli Eğitim vasıtalarıyla yaymak amacıyla kurulan “Milli Talim ve Terbiye Cemiyeti” üyeleri tarafından İstanbul’da kuruldu. • Partiler üstü bir cemiyet olarak kurulan Milli Kongre Cemiyeti’nin amacı; Türkler hakkında dünyada yapılmış ve yapılmakta olan propagandalara yayın yoluyla karşı koymak ve Türk milletinin haklarını, tarihi vazifelerini, medeni vasıflarını belirtmekti. • 1919 yılında Milli Kongre Türkler hakkında tanınmış yazarların sözlerini, dünya kamuoyunda Türklerin durumu ve Ermenilerin Müslümanlara yaptıkları zulümler hakkında vesikalar ve Fransızca eserler yayımlayarak etkili olmuştur. • Türk vatanının kurtuluşu için bütün kurum ve cemiyetlerin birleşmesi gerektiğini belirtiyordu. Çünkü Türk milleti, ancak bu birlik ve dayanışmayı sağladığında başarıya ulaşacaktı • “Kuva-yı Milliye” deyimini ilk kullanan cemiyettir. • Vatanın bütünlük ve bağımsızlığı uğrunda bütün Anadolu’nun birliği çalışmak gayesiyle mitingler ve kongreler düzenlemiştir. • Vatanın savunmasında kadınların da üzerine büyük görevler düştüğünü belirterek kadınların görevlerini yapmaya hazır olduklarını vurgulamışlardır. Gizli Karakol Cemiyeti Karakol Cemiyeti, Osmanlı istihbarat örgütü. İstanbul’un işgalinde sonra milli uyanışın başlaması ile kişiler kendi kendilerine çeşitli örgütler kurmuşlardır. Bu örgütlerin biriside kimilerine göre de hala yaşayan ‘karakol’ örgütüdür. Bu örgüt ve diğer örgütler birleşmesi ile MİT adını almışlardır. 5 Şubat 1919 tarihinde kurulan Mütareke döneminin ilk gizli direniş grubu, İstanbul`da kurulan Karakol Cemiyeti`dir. 1918 Ekim sonları veya Kasım başlarında Talât Paşa`nın direktifi ile kurulan Cemiyet`in kurucuları arasında, Kurmay Albay Kara Vâsıf, Emekli Yüzbaşı Bahâ Said, Albay Galatalı Şevket ve Yenibahçeli Şükrü Beyler gibi İttihadçı kişiler bulunmakta idi. Kısa zamanda örgütlenme çalışmalarını tamamlayan Karakol Cemiyet`in Millî Mücadele`ye yaptığı en büyük hizmet, İstanbul`dan Anadolu`ya silâh ve cephane ile subayların kaçırılmasını sağlaması, İngiliz Muhibleri Cemiyeti gibi kuruluşların plânlarını ve faaliyetlerini Mustafa Kemal Paşa`ya haber vermesi olmuştur. Ancak Cemiyet, Bolşevikler ile gizli ilişkilere girmesi ve kendi başına Millî Mücadele`ye sahiplenme çalışmalarında bulunması sebepleriyle Anadolu Ordusu kadrosuna dahil edilmemiş, 16 Mart 1920 tarihinde İstanbul`un İtilaf Devletleri tarafından işgali sırasında da liderlerinin tutuklanmaları ile büyük bir darbe yemiş ve nihayet Erzurum ve Sivas Kongreleri`nin kararlarını uygulamak için seçilen Heyet-i Temsiliye`nin emri üzerine faaliyetlerine son verilmiştir • İstanbul'dan Anadolu'ya silah ve Cephane kaçırılmasında önemli bir rol oynadı. Milli Cemiyetlerin Ortak Özellikleri • Mondros Ateşkes Antlaşmasına ve işgallere bir tepki olarak ortaya çıkmışlardır. • Azınlıkların taşkınlıklarına karşı kurulmuşlardır. • Cemiyetlerin tabanını çoğunlukla eski İttihatçılar oluşturmuştur. • Cemiyetlerde “Türklük” duygusu ön plandadır. • Cemiyetler yalnız bulundukları bölgeleri kurtarmak için kurulmuş olup programları vatanın bütünlüğü özelliğini taşımazlar (Bölgesel amaçlarla kurulmuşlardır). • Genellikle basın ve yayın yoluyla mücadele etmişlerdir. Ancak işgallerle birlikte silahlı mücadeleye başlamışlardır. Yayın yoluyla bulundukları bölgelerde, Türklerin çoğunlukta olduklarını dünya kamuoyuna duyurarak işgallerin haksızlığını savunmuşlardır. • Kurtuluş Savaşı’nın örgütlenmesine katkıda bulunmuşlardır. • Yeni bir Türk Devleti kurma amacı taşımazlar (Trakya Paşaeli Cemiyeti hariç). • Düşmanı belli bir süre oyalamışlardır. • Ulusal bilincin gelişmesine, yayılmasına, canlı tutulmasına kaynak olmuşlardır. • Halkın savaşı maddi ve manevi yönden desteklemesine öncülük etmişlerdir. • Bu cemiyetler kendiliklerinden oluşmuşlardır. Hükümet ya da her hangi bir organın katkısı yoktur. • Birbirlerinden kopuk ve bağımsız hareket etmişlerdir. Milli Cemiyetler; Sivas Kongresi’nde Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adı ile birleştirilmiştir. • Cemiyetler yöresel kongreler düzenleyerek siyasi ve silahlı mücadeleler yapmışlardır. • Yararlı cemiyetlerin başlangıçtaki en büyük eksikliği merkezi bir otoriteden ve birlikten yoksun olmalarıdır. Erzurum Kongresinde giderilmeye başlayan bu eksiklik, Sivas Kongresinde bütün derneklerin bir çatı altında toplanmasıyla tamamen giderildi. • Yararlı cemiyetler genellikle İstanbul ve çevresinde kurularak faaliyet göstermiştir. İstanbul’da kurulmalarının en önemli nedeni, devletin merkezi olmasından dolayı haberleşme ve ulaşımın kolay olmasıdır Ayrıca basın ve yayın merkezi olması da etkilidir Cemiyetlerin hemen hemen hepsinin kuruluşunda dayandıkları nokta Wilson İlkeleri’dir. Bu Yazı 18209 Kez Okundu. Kozan Müdafaa-i Hukuku Cemiyeti, 7 Mart 1919'da Kozan'ın işgali ile kurulan müdaafa cemiyeti. 30 Ekim 1919 Heyet-i Temsiliye, toplanarak, Kozan heyetinden Adana ve Kozan’ın durumu hakkında genel bir bilgi almıştır. Bunun üzerine bölgede teşkilat yapılması hakkında kararlar verilerek Kilikya mıntıkasına Topçu Binbaşı Kemal ve Yüzbaşı Osman Tufan, buralara gönderilerek, teşkilat ve teşebbüse geçilmesi kararlaştırıldı. İstihlası Vatan Cemiyeti Manisa’da kurulmuş olup Ege’de öncü müdafaa-i hukuk cemiyetlerinden biridir. Daha sonra 19 Mart Kongresi ile İzmir Müdafaa-i Hukuku Osmaniye Cemiyeti ile birleşmiştir. "http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0stihlas%C4%B1_Vatan_Cemiyeti" adresinden alındı. Hareket i Milliye ve Redd i İlhak Teşkilatları hakkında bilgi İzmir’in işgalinin yarattığı tepki içinde, bölgeyi savunmak için kurulmuş kuruluşlardır. Redd-i İşgal, Redd-i İlhak, İstihlası Vatan ve Heyet-i Milliye isimleri ile kurulan bu teşekküller, bulundukları yerlerin idari ve askeri işlerini ele almışlar ve milis teşkilatları oluşturarak Yunan işgaline karşı fiilen direnmişlerdir. Birinci Balıkesir, Alaşehir ve İkinci Balıkesir Kongreleri ile organlaşan, bütünleşen Müdafaa-i Hukuk fikri Sivas Kongresi ile genelleşmiş ve bütün memlekete yayılmıştır.
İlişkili Etiketler

»Milli-mucadeleye-davet-afisi / »Milli-mucadele-kalem-sizde-performans-odevi- / »Kuvayimilliye-ruhunun-olusumu-milli-cemiyetleri-ve-milli-varliga-dusman-cemiyetlerin-faaliyetlerin-analizi / »Okullarda-yapilan-milli-bayram-kutlamalarinin-daha-ilginc-bir-hale-getirilmesi-nasil-mumkun-olabilir / »Milli-edebiyat-donemi-zihniyeti / »-halki-milli-mucadeleye-tesvik-edici-sloganlar / »Okullarda-yapilan-milli-bayram-kutlamalarinin-daha-ilginc-bir-hale-getirilmesi-nasil-mumkun-olabilir- / »Kuvayimilliye-ruhunun-olusumu-milli-cemiyetleri-ve-milli-varliga-dusman-cemiyetlerin-faaliyetleri / »Okullarda-yapilan-milli-bayram-kutlamalarini-nasil-daha-ilginc-hale-getirebiliriz / »Ozgurluk-ile-milli-egemenlik-arasindaki-iliski-nedir /
odevindir Ana Sayfam Yap Sık kullanılanlara ekle milli cemiyetler Paylaş

Odevindir